Mehmet Zahid Kotku Efendi’nin güzel ahlak eğitiminden geçen Akif Emre, böylece niteliklerine bir seçkinlik daha ilave etti. “Derviş Akif Emre” ona çok yakıştı. Dünyayı gezerek tanıdı. Balkanlar’da, Filistin’de Osmanlı izlerini belgesellere aktardı.
Mehmet GÜNEY

1970’li yılların ortasında yollarımızın kesiştiği bir dostluk, gençlik olaylarının zirve yaptığı ve bir sonrasının 12 Eylül 1980 askeri darbesine çıkacak bir ortamda başlayan dostluk…
İnsanın doğru, donanımlı insana ihtiyaç duyduğu ortamlarda demlenen bir dostluk…
Fiziken göze gelmeyen ama fikren ve ahlaken baştan aşağı şahsiyetin adı Akif Emre ile başlayan dostluk…
Kayseri Büyük Doğu Fikri Kulübü’nde düşünce olgunluğunu akranlarının önünde tamamlayarak İstanbul’a geldi Akif Emre, o yıllarda adı İstanbul Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi, bugün adıyla “Yıldız Teknik Üniversitesi” olan yükseköğretim kurumunda, farklı mühendislik bölümlerinde okul arkadaşı olarak yollarımız kesişti.
Okul başkanımız Mehmet Emre, Akif’in akrabasıydı. Bu vesileyle hep beraber aynı öğrenci evini paylaştık. Birbirimize sırlarımızı emanet ettik, kaygılarımızı, ideallerimizi, beklentilerimizi paylaştık. Aramızda akran dayanışması ve akran kardeşliği oluştu. 1978 yılında İstanbul Akıncılar Derneği’nin yönetiminde beraber yer aldık. Sadece mensubu olduğumuz okulun eğitim örgütlenmesinde sorumluyken, İstanbul’un diğer okul ve semtlerindeki gençlik faaliyetlerinde de beraber sorumluluk aldık. Müslüman Gençlik adına tüm beklentilerimizi kamuoyuyla paylaşırken, basın bildirilerimizi Akif Emre kaleme alırdı.

İfadelendirme ve fikri yeterlilikte hepimizin en iyisiydi, 1978 yılında İstanbul Akıncılar’da eğitimden sorumlu başkan yardımcımızdı. 1978 Akıncılar Genel Merkezi adına yayınlanan Akıncılar dergimizin yayına hazırlanmasında Selahattin Akgüre, Ebubekir Doğan, Akif Emre ve diğer kardeşlerimiz, bin hasbi gönülden emeğiyle bir döneme damgasını vuran güzelliklerdir. 30 ile 100.000 aylık tirajı olan bir yayın organının mutfağını oluşturan fedakârlığın, gayretin ve yeterliliğin adı Akif Emre’dir. Bir kuşağın ahlaki terbiyesinde Erenköy’de Sami Efendi, İskender Paşa’da Mehmet Zahid Kotku hocalarımızın hizmetleri asla unutulmaz.
Mehmet Zahid Kotku Efendi’nin güzel ahlak eğitiminden geçen Akif Emre, böylece niteliklerine bir seçkinlik daha ilave etti. “Derviş Akif Emre” ona çok yakıştı. Dünyayı gezerek tanıdı. Balkanlar’da, Filistin’de Osmanlı izlerini belgesellere aktardı. Endülüs’ü ve Moriskoları ibretle kayıt altına aldı. Dergi ve kitap yayınevlerinin mutfağını oluşturup hasılayı topluma taşıdı. Gazetelerin yayın sorumluluğuyla günceli, gündemi canlı tuttu. Sohbet ve seminerleri ile herkese dokundu. Kitaplarıyla günümüze ve geleceğe kılavuz oldu. Tüm bunları yaparken dünyanın rehin alamadığı bir kişilik olarak örnekliğini ispatladı.

Ev arkadaşlığı, okul arkadaşlığı, teşkilat arkadaşlığı, tekke arkadaşlığıyla yük olmayan, bulunduğu ortama değer katan bir dostluk yaşadık Akif Emre’yle. Makine mühendisliği okumasına rağmen fikir ve düşünce yönüyle belirginleşti Akif Emre. Eğer hayır üzere geçen bir ömrü planladıysa bunda teşkilatçılığın payı vardı; sürekli İslam’dan yana tavır alan ibadi diriliği canlı tuttuysa bunda dervişliğin payı vardı; kendi deyimiyle “Geçmişimizi itibarlı kılan ihlas ve samimiyetimizdi” diyerek bizlere günümüzü ve geleceğimizi itibarlı kılacak rotayı gösterip ayrıldı bu fani dünyadan.
Mecidiyeköy’de ofisinde ecelle yüzleşti. Fatih Camii’nden cemaati kebire ile uğurlandı.
Bize de örnek, dolu dolu bir ömür göstererek aramızdan ayrıldı, Akif Emre kardeşim…

