Halife Me’mun Döneminde Dünya Haritacılığı: Harezmi ve Me’mun’un Dünya Haritası

Müslüman astronomlar, Yunan coğrafyasında duraklayarak gözlemler yapmış, Bağdat ve Şam’daki rasathanelerde meridyen yaylarını ölçmüş ve astronomik araçlar geliştirerek sistematik gözlem faaliyetleri yürütmüşlerdir.

Hurşide Nosirova

Özbekistan Tarihi Televizyon Kanalının Editörü

Abbâsî Halifesi Me’mun’un hüküm sürdüğü dönemde Bağdat, özellikle coğrafya başta olmak üzere çeşitli entelektüel disiplinlerde önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Halife Me’mun, dönemin seçkin âlimlerine gök ve yeryüzünü kapsayan kapsamlı bir haritanın hazırlanması görevini tevdi etmiştir. Bu proje kapsamında, iki ayrı astronom grubu, yıldızların konumlarını esas alarak güneyden kuzeye olan mesafeleri geleneksel ölçüm teknikleriyle (örneğin ip yardımıyla) belirlemiştir.

Bu bilimsel faaliyette yer alan önemli isimlerden biri de matematikçi ve coğrafyacı Muhammed b. Musa el-Harezmi’dir. Harezmi bu çalışmaları bizzat yönetmiş, 545 yerleşim biriminin enlem ve boylam koordinatlarını detaylı bir şekilde kayda geçirmiştir. Ayrıca dağlık alanlar, adalar, denizler ve diğer coğrafi oluşumlar da sistematik biçimde haritaya işlenmiştir. Harezmi, Abbâsî topraklarının ötesinde bulunan bazı şehirlerin koordinatlarını da tespit ederek çalışmayı genişletmiştir. Bu veriler, onun Kitâbü Sûreti’l-Arz adlı coğrafya eserinin temelini oluşturmuştur. Bahsi geçen haritalar, Mecmûatü’l-Me’mun (Me’mun’un Dünya Haritası) adı altında anılmış ve yaklaşık 840’lı yıllarda tamamlanmıştır.

Harezmi’ye ait dört harita günümüze ulaşabilmiştir. Bunlardan özellikle Azak Denizi havzasını betimleyen harita önem taşır. Bu haritada Azak Denizi’nin kuzey yönü açıkça gösterilmiştir. Harezmi’den önceki ve sonraki birçok coğrafyacının yalnızca güney kısmı tasvir ettikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu harita dönemi için dikkate değer bir yenilik teşkil etmektedir.

Nil Nehri’ne ilişkin haritası da onun hidrografik sistemleri derinlemesine bildiğini göstermektedir. Harezmi, haritaya bölgenin iklimsel sınırlarını da dâhil etmiştir. Üçüncü harita, “Kıymetli Yakutlar Adası” başlığını taşımakta olup, dört bir yanı dağlarla çevrili bir adayı konu edinmektedir. Dördüncü haritada ise çeşitli deniz kıyılarının konturları çizilmiştir. Harezmi’nin bu eserleri ve özellikle Kitâbü Sûreti’l-Arz, yüzyıllar boyunca hem İslâm dünyasında hem de Batı’da haritacılık alanında temel kaynaklardan biri olarak kullanılmıştır. Söz konusu eser, Orta Asya’nın tarihi coğrafyası açısından da güvenilir bir başvuru kaynağı niteliğindedir.

Harezmi’nin çalışmalarının merkezinde yer alan “Beytü’l-Hikme”, yalnızca bir kütüphane değil, aynı zamanda tercüme, araştırma merkezi ve bilginlerin oluşturduğu seçkin bir akademi işlevi görmüştür. Burada simya çalışmaları yürütülmüş ve bu alan, ilerleyen yüzyıllarda modern kimya biliminin temel taşlarını oluşturmuştur. Ayrıca, gelişmiş gözlemevleri ve deneysel araştırma merkezleri de bu kuruma bağlı olarak faaliyet göstermiştir.

Halife Me’mun, Aristoteles, Galen, Öklid, Batlamyus ve Hipokrat gibi klasik düşünürlerin eserlerinin Arapçaya çevrilmesini sağlamış; Bizans’la yapılan savaşlar neticesinde, oradaki kütüphanelerden ele geçirilen nadir el yazmalarının Bağdat’a nakledilmesini sağlamıştır. Bu eserlerin büyük bir kısmı kısa sürede tercüme edilerek bilimsel üretime kazandırılmıştır. Harezmi gibi âlimler, farklı kültürlerin bilgi birikimini sentezleyerek “Me’mun Dünya Haritası”nı ortaya koymuşlardır.

Harezmi’nin kullandığı coğrafi model, esas olarak Batlamyus’un teorilerine dayanır. Batlamyus’un yerküreyi yedi iklim bölgesine ayırması, dönemin kartografik çalışmalarına yön vermiştir. Ayrıca, küresel yüzeyin düzlem üzerinde tasviri, enlem-boylam koordinat sisteminin sistematik biçimde uygulanması ve detaylı topografik hesaplamalar, bu haritalarda kendine yer bulmuştur. Batlamyus’un çalışmaları, Avrupa, Afrika ve Asya kıtalarının ayırt edilmesini mümkün kılmış; farklı ölçekteki yerleşim bölgeleri için ayrı haritalar geliştirilmiştir.

Batlamyus’un II. yüzyılda geliştirdiği sistem, rüzgâr yönlerini belirlemek için 12 temel yön kullanmıştır. Bu yönlerden dördü ana yönleri temsil etmiş, her biri 30°’lik farklarla belirlenmiştir. Ayrıca, ekvator çevresindeki 360°’lik koordinat sistemi, daha sonra İslam coğrafyacıları tarafından da benimsenmiştir.

7.-8. yüzyıllar arasında Müslüman tacirlerin Çin, Doğu Afrika (özellikle Zanzibar), Rusya ve Atlantik Okyanusu’na kadar ulaşan kara ve deniz ticareti, haritacılığın sınırlarını genişletmiş, İslam medeniyetinin evrensel bilim geleneğine katkı sağlamıştır

Müslüman astronomlar, Yunan coğrafyasında duraklayarak gözlemler yapmış, Bağdat ve Şam’daki rasathanelerde meridyen yaylarını ölçmüş ve astronomik araçlar geliştirerek sistematik gözlem faaliyetleri yürütmüşlerdir.

Me’mun’un projesine göre, yerkürenin çapı 12.804 km olarak hesaplanmıştı. Daha sonraki bilim insanlarının ölçümleri 12.744 km iken, 2007 yılına ait modern veriler bu değeri 12.756 km olarak teyit etmiştir

İslam medeniyetinde harita biliminin temelleri, Halife Me’mun’un önderliğinde faaliyet gösteren “Beytü’l-Hikme” âlimlerinin yüksek düzeydeki bilimsel donanımlarını yansıtmaktadır. Me’mun Dünya Haritası’nın 1340–1341 yıllarında İbn Fazlullah el-Ömeri tarafından istinsah edilen bir nüshası günümüzde İstanbul’daki Topkapı Sarayı Müzesi’nde muhafaza edilmektedir

Şüphe yok ki, Türk toplumlarının tarihi ihtişamlı, onurlu ve büyüktür. Bu tarih, büyük atalarımızın ilmî ve kültürel katkıları sayesinde şekillenmiş, dünya uygarlığının bugünkü seviyesine ulaşmasına öncülük etmiştir.