Yol dostla aşılır. Zorluklar dostla hafifler, neşeye dönüşür. Hüzünler tükenir, dostla çıkılan yollarda. Neşe ve sevinçler dostça paylaşımlarla artar, çoğalır, bereketlenir. Bu adeta bire bin kazanmaktır. Zira verimli toprak dostluk toprağıdır. Dostluk toprağının ürünü daima kazanç getirir.
Bilal KEMİKLİ
Prof. Dr., Bursa Uludağ Üni.

Dostlarla geçirdiğimiz zamanlar, hayatımızın en feyizli, en verimli ve en dinlendirici zamanlarıdır. Zaman, dostlarla başbaşa olunca bereketlenir, çoğaldıkça çoğalır. Hani eskiler derlermiş ya: “Evvelü’r-refîk, sümme’t-tarîk.” Bu veciz ifade Arapçadır; ama mektep medrese yüzü görmemiş pek çok nene ve amca, bu cümleden kastedilen anlamı belleklerine kaydetmişlerdir. Onlar buradaki anlamı belki izah edemezler. Lakin gün görmüşlük ve irfanî bakışla, onlar bu cümlenin maksadını kavrarlar. Bu sebepten genç kuşaklar anlasın diye söylüyorum: Yola çıkmadan önce iyi bir yol arkadaşına sahip olmalısın. Niçin? Çünkü yol zıtlıklarla doludur. Bir yandan sevgililere ulaşmayı, menzil-i maksûda ermeyi sağlayan bir süreç iken, öte yandan da meşakkattir, sıkıntıdır, korkudur, gizemdir. Yol, bütün bu özellikleriyle adeta tuzaklarla doludur.
Tabii ulaşımda gelinen bugünkü noktadan bakarak, bu yola yüklenen olumsuz anlamları bihakkın göremeyiz. Hatta gelinen bugünkü noktada yol arkadaşını bir angarya olarak da değerlendirebiliriz. Ama birazcık da olsa türkülere ve ağıtlara aşinaysak, nesilden nesile anlatılagelen yol hikâyelerini dinlemişsek, soğuk ve karlı kış gecelerinde nene yahut da dedemizden masal ya da masalımsı eski Anadolu yaşantılarını devşirmişsek; yola çıkmadan önce iyi bir yol arkadaşına sahip olma fikrinin ne kadar hayati bir değeri haiz olduğunu görürüz.
Öte yandan yol, dilimizde sadece bir yerden başka bir yere giderken geçilen, bu gidiş gelişlerin yapılabilmesi için meydana getirilmiş yer değildir. Dilimizde yolun pek çok anlamı vardır. Yolla ilgili pek çok deyimimiz, yolu ve yolculuğu konu edinen pek çok atasözümüz var.
Yol, kullanılan cümle içerisinde kâh bir geçit olur, kâh bir çığır. Çizgi olur, hat olur. Hız olur, sürat ve seyir olur. Yaşam tarzı olur. Maksat, gaye olur. Âdet, örf, gelenek, görenek olur. Çare, çözüm olur. Kâh bir problemimizi çözmek için yol ararız. Kâh harâmîler tarafından yollar bağlanır. Kâh bir yol eri oluruz, gönüllerimiz yol atasının huzurunda sükûna kavuşur. Yol veririz, yoldan çıkarız… Velhasıl çok zengin bir yol kültürüyle karşı karşıya kalırız.
Gerçi son günlerde en çok “yolunu bulma” deyimini duysak da yol düşüncesi bizim en önemli zenginliklerimizden biridir. Her ne ise, işte bütün bu yollar tek başına aşılmaz. Yola çıkan insan için her şeyden önce bir refik, bir dost gerektir.
Yol dostla aşılır. Zorluklar dostla hafifler, neşeye dönüşür. Hüzünler tükenir, dostla çıkılan yollarda. Neşe ve sevinçler dostça paylaşımlarla artar, çoğalır, bereketlenir. Bu adeta bire bin kazanmaktır. Zira verimli toprak dostluk toprağıdır. Dostluk toprağının ürünü daima kazanç getirir.
***
En gizemli yol, bana sorarsanız, hayattır, derim. Hayat sırlarla doludur. Yarının ne getireceğini matematik verileriyle saptasak da elimizde mutlak bir garanti bulunmaz. Zengin yatıp fakir kalkmak mukadderdir. Sağlıklı yatıp hasta kalkmak da mümkündür. Tabii bunların tersi de olasıdır. Ama durumu olumsuzdan yola çıkarak resmetmek işimizi kolaylaştırır. Şu hâlde dost, daha çok hayatın içerisinde bize lazımdır. Hayatı zenginleştirmek, anlamlı kılmak, yarınlara taşımak ancak bununla mümkündür. Hayat yolunda iyi dostlara sahip olan iyilikler bulur, iyilikler yapar.
***
Hepimiz bir yola koyulmuş durumdayız. Kuşkusuz hepimizin dostları da var. Yalnız bir husus çok önemli: Bu dostlar listesini ara sıra güncellemek gerek… Listeye yeni isimler katmalı. Bazı isimler de kendini zaten eler; siz müdahale etmeseniz de o silinip gider. Fakat siz siz olun, kadim dostlukları diri tutun. Kadim dostlarımız, bizi biz yapan kişisel tarihimizin iksirleridir. Bir de eskilerin şu sözünü kulağınıza küpe edin: “Yoldan kal, yoldaştan kalma!” Yol kolay bulunur ama yoldaş öyle mi?..
Kalın sağlıcakla, sevgili dostlar.
