Gafûr, Gaffâr ve Gâfir olanın adıyla.
O’ndan bağışlanma niyaz ediyor, O’na sığınıyor, O’na güveniyor, O’ndan yardım diliyoruz. Çünkü O’ndan başka bağışlanma niyaz edilecek, O’ndan başka sığınılacak, O’ndan başka güvenilecek, O’ndan başka yardım dilenecek biri yok. Güvensizlik, günümüzün en başat vasfı. Fertler arasında, toplumlar arasında, devletler arasında kimse birbirine güvenmiyor. Çıkarlar ve menfaatler ahlak, hukuk, din hiçbir şey tanımıyor. 2 yılı aşkın bir süredir Gazze’de yaşananlar ahlaka, hukuka ve dine dayanmayan gücün nasıl bir vahşete dönüşebileceğini gözler önüne serdi. Ahlakı, hukuku ve dini hayatlarının merkezine koyanlar, güçlü olmanın ne kadar elzem olduğunu bir kere daha anladılar.
Batılı devletler; Avrupası, Amerikası ve etki alanlarıyla birlikte zalimliklerini, Gazze’de yaşananlara maddeten ve manen destek çıkarak bir kez daha gösterdi. Dünya, Birinci ve İkinci Cihan Savaşları’nda onların ne kadar ahlak ve hukuk yoksunu olduklarına şahitlik etmişti. Onlar insanlığın bunu daha iyi anlaması için terör devletinin yanında net bir şekilde durarak yeniden gösterdiler.
İnsanlık için bir okul olan Gazze ülkeyi sevmenin, vatanı için fedakârlık yapmanın, kendini var eden kıymetler uğruna ölmenin kitabını yazdı. Gazzeliler bunu bütün terk edilmişliklere, bütün mahrumiyetlere, bütün zorluklara rağmen yaptılar, yapıyorlar. Verdikleri şehîdler, onları asla yollarından alıkoymadı. Bir lider şehîd edildiğinde, “Acaba bir sendeleme, bir tökezleme olur mu?” diye düşünenleri yanılttılar. 2025’in son günlerinde, Ağustos’tan beri şehîd olduğu haberleri dolaşan Ebû Ubeyde’nin şehadet mertebesine ulaştığı ilan edildi. 7 Ekim 2023 Cumartesi günü başlayan Aksâ Tufanı’yla birlikte, Kassâm Tugayları’nın askeri sözcüsü olarak yaptığı açıklamalarla Müslüman olan olmayan herkesin gönlünde taht kuran komutanın asıl adının, Huzeyfe Kahlût (doğumu: 11 Şubat 1985) olduğunu öğrendik. Künyesinin, Ebû İbrahim olduğu ortaya çıktı. Yahya Sinvâr da Ebû İbrahim künyesini taşıyordu. Allah’ın dini bugünlere şehîdlerle geldi, yarınlara şehîdlerle ulaşacak. Biz Müslümanlar, merhum Erdem Bayazıt’ın şu dizelerine (Şiirler, İz Yayıncılık, 2010, syf. 208) yürekten inananlarız:
Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm
Miladi yeni yılın, 2026’nın ilk sayısında Kıbrıs’ı ele almaya çalıştık. Müslümanlar Kıbrıs’a Râşid halifelerin üçüncüsü Hz. Osman zamanında girdiler. O günden bu yana ada Müslüman yurdu olmayı sürdürdü. 9 Eylül 1570 tarihinde Osmanlı Devleti toprağı olan Kıbrıs, İngiltere ile yapılan bir anlaşma neticesinde 15 Temmuz 1878’de İngiliz idaresi altına girdi. Ve adada Müslümanlar için zor günler başladı. İngiltere, 5 Kasım 1914’te adayı resmen ilhak etti. O günlerden bugüne İngiltere ve Yunanistan tarafından Türkiye’ye karşı bir tehdit unsuru olarak kullanılan yavru vatan Kıbrıs, stratejik olarak büyük bir ehemmiyeti haiz bir bölgedir. Bu ehemmiyete işaret etmek ve dikkat çekmek için böyle bir dosya hazırladık.
2026 yılının ülkemize, Ümmet-i Muhammed’e ve tüm insanlığa hayır, huzur, esenlik ve emniyet getirmesini niyaz ederek siz okuyucularımızı Gafûr, Gaffâr ve Gâfir olana emanet ederiz.
