Geçtiğimiz günlerde vefat eden Üstadımız Mevlâna İdris Zengin’i kıymetli dostu şair-yazar Şaban Abak’a sorduk.
1966 yılında Erzurum’da doğan Abak’ın ilk şiir kitabı “Bağdat’tan Dönen Şiirler” 1990 yılında yayımlanmıştır. Şaban Abak, Nasrettin Hoca hikayelerinin yorumu ve klasik türkülerin sözlerinden hareketle yaptığı tahlillerle de dikkat çekmiştir.
İNSİCAM

S- Efendim Mevlâna İdris’in sizdeki çağrışımı nedir? Zihninizde, gönlünüzde nasıl bir fotoğraf var?
C- Edep ve nezaket; Mevlâna İdris, önce bu ikisidir. İnce ruhlu, nahif ve muzip bir insandı. Çok zekiydi. Anlayış ve kavrayışı yüksekti fakat sezgi gücü daha yüksekti. 35 yıllık yakın arkadaşımdır, öğrenciyken birlikte ev tutmuştuk. Evlendikten sonraki yıllarda da ailece görüşürdük. Ben onun hiç gıybet ettiğini, hiçbir kimseyi çekiştirdiğini duymadım. Ya doğruyu söyle ya sus prensibine titizlikle uyar; asla boş konuşmazdı.
S- Sizce Mevlâna İdris, günümüz çocuk edebiyatının neresinde durmaktadır?
C- Bunu çocuk edebiyatı uzmanları ve eleştirmenleri daha iyi değerlendireceklerdir. Alanın uzmanlarından Mustafa Ruhi Şirin, Mevlâna İdris’in üslubuna da genel manada yazdığı şiir ve masallara da çok kıymet verirdi. Fantastik edebiyat türünü çocuklar için yazılan masallara uyguladı, bence en önemli ve ayırt edici yönü buydu.
S- Merhum sanatçının beslenme kaynakları hakkında neler söylemek istersiniz?
C- Üniversiteye kadar çocukluk ve orta öğrenim yılları doğup büyüdüğü Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinde geçmiştir. Ağabeyi merhum Nedim Ali, ilçenin tek gazetesi Andırın Postası gazetesini çıkarıyordu. Mevlâna İdris, ortaokul ve lise yıllarında hem bu gazetede çalışıyor hem de kısa yazılar yazıyordu. Doğu Torosların bu bölgesindeki Türkler özellikle ozan soylu insanlardır; hemen herkes şiir söyler. Şehrin birçok şair ve yazar yetiştirmiş olması, âşıklık geleneğinin ve halk arasında heceyle şiir söyleme, koşuk koşma kültürünün çok yaygın oluşuyla doğrudan ilgisi vardır. Karacaoğlan bölgesidir burası.
İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu başarılı bir şair-yazar olduğunu hatırlarsak dil ve mantık kabiliyetinin, muhakeme ve çıkarsama yeteneğinin gelişmiş olduğunu da anlarız.
Mevlâna İdris’in kişiliğinin, dünya görüşünün ve bir yazar olarak tematik yönelimlerinin biçimlenmesinde en büyük pay şüphesiz Sezai Karakoç’a ve Diriliş dergisine aittir. Karakoç’un 1988-92 arası kesintisiz her hafta yayınladığı Diriliş dergisi, o sırada genç yazarların çoğunda olduğu gibi Mevlêna’nın duyuş ve düşünüşünde de ufuk açıcı ve derin etkiler yapmıştır. Diriliş’te şiirler de yazdı o dönem.
Mevlâna İdris, titiz ve sıkı bir okurdu. Hem Türk edebiyatının çağdaş yazarlarını hem dünya edebiyatını takip eder, cins yazarları arayıp bulurdu. Mustafa Kutlu’dan Oğuz Atay’a, Sezai Karakoç’tan İlhan Berk’e geniş bir okuması vardı. Çocuklar için de yazmış olan yazarlar daha baskındı onda. Cahit Zarifoğlu, M. Ruhi Şirin ve Kemalettin Tuğcu ilk aklıma gelenler. Dünya edebiyatından ise İran’lı Türk yazarlardan Samed Behrengi ile İsviçreli Alman yazar Peter Bischel, Mevlâna İdris’in favori yazarlarındandı. Bu yazarların Türkçeye çevrilmiş bütün kitaplarını birlikte okumuşuzdur. Fransız yazarlar Jackues Prêvert ve Saint De Expeury’nin de hemen hemen bütün şiir, roman ve piyeslerini okumuştur. Latin Amerika edebiyatından da özellikle fantastik türdeki eserleri severek okurdu.
S- Kendisinin çocuk edebiyatını, çocuklara yönelik eserler vermeyi tercih etmesi hakkında ne söylenebilir? Bu, onun bir tercihi miydi, yoksa doğal akış mı veya zorunluluk mu? Ne dersiniz?
C- Bu konuda onu hem Cahit Zarifoğlu hem Mustafa Ruhi Şirin yönlendirmiştir. Özellikle M. Ruhi Şirin’in yüreklendirici ve yönlendirici teşvikleri çok işe yaradı. Ama zaten Mevlâna İdris, adeta doğuştan çocuk yazarı olarak doğmuştu. Büyümüş de çocuk kalmış sözü Mevlâna için kesinlikle bir gerçeklikti. Türk ve dünya edebiyatının çağdaş yazarlarını içer gibi okumuş, Hukuk mezunu, Sezai Karakoç’un Diriliş terbiyesinden geçmiş, bir oturuşta bir masal kitabı yazacak kadar yetenekli, son derece dindar ve güzel ahlâk sahibi bir “çocuktu” Mevlâna İdris. Çocukların masalsı ve fantastik dünyası, onun için bir gerçek âlem gibiydi.
Nitekim Mustafa Ruhi Şirin, Mevlâna İdris hakkında sorulan bir soruya şöyle cevap veriyor: “Şair yeteneğiyle doğduğu için hep şair kaldı, şiirin ikliminden uzaklaşmayan yaman bir çocuktu o. Belki de modern çağın son mistik çocuklarından biriydi.”
S- Mevlâna İdris hem toplumsal düzeyde hem de edebî muhitlerde yeterince tanınmış mıdır? Ya da şöyle diyeyim, anlaşılmış mıdır?
C- Hem çok tanınmış hem de çok okunan bir yazardır. Millî Eğitim Bakanlığı’nın ve özel eğitim kurumlarının hemen bütün öğretmenleri, çocuklar için yazan ve yazdıklarıyla onları adeta ruhundan yakalayan bir yazar olarak Mevlâna İdris’i bilirler. Birçok kitabı Farsça, Gürcüce, Boşnakça, Arnavutça, Almanca gibi dillere de çevrilmiştir.
Evlerimiz, okullarımız ve bahçelerimiz, çocuk ve kuş sesleriyle çınladıkça Mevlâna İdris’in kitapları da okunacak; onlara “insanın evrensel sorumluluğunu” duyumsatmaya; insan olmanın sorumluluğunu üstlenme erdemini göstermeye devam edecektir. Onun kitapları “anlamak” için okunmaz; aksine onun yazdıkları, okuyucusuna uyanıkken rüya gördürür.
Bu güzel söyleşi için teşekkür ederiz efendim.
