Necip Fazıl Kısakürek’in Türk Siyasileriyle İlişkileri

Bugün Necip Fazıl görüşleri, siyasiler ile olan ilişkileri çerçevesinde eleştirilmektedir. Ancak kendisinin zor zamanda hakikati söyleme cesareti, ele aldığı meselelerin içeriğinden çok sergilediği duruşa dikkat çekmek gerekir.

Furkan EMİROĞLU

Doktora Öğrencisi

Necip Fazıl Kısakürek Türk edebiyatı ve Türk siyaset düşüncesi alanlarında hatrı sayılan isimlerden biridir. Onun Büyük Doğu düşüncesi, kapsamlı bir fikir bütünü olarak kabul edilmektedir. Onun külliyatının her bir cüzü birbiriyle fikri bir bütünsellik ve kapsayıcılıkla dikkat çekmektedir.

Bugün Türk düşüncesinin belli isimlerini günümüz meselelerini yorumlamak, vakaları ve süreçleri anlamlandırmak amacıyla dikkate almak istendiğinde bazı kimseler bu düşünürlerin ve onların fikirlerinin Soğuk Savaş sonrası şartlar neticesinde ortaya çıktığı, kendi zamanlarıyla sınırlı kalacağı iddia etmektedir. Ancak bu mütefekkirlerin yaşadıkları zamanları aşan, metafizik düzeyindeki fikirlerinin dikkate alınması, tarihin belli çevrimlerinde siyasi ve sosyal vakalar karşısında sergiledikleri tutumların incelenmesi açısından önem arz etmektedir. Bu düşünürlerden birisi olan Necip Fazıl’ın düşüncelerinin yalnızca kendi zamanı ile kısıtlanamayacağı, günümüz meseleleri karşısında entelektüel bir tavrın/duruşun nasıl gerçekleştirilebileceği, hangi kavramsal çerçeve ile değerlendirilebileceği hususunda bir hayli fikir vermektedir.

Necip Fazıl’ın ortaya koyduğu fikirleriyle beraber Türk siyasal hayatı dahilindeki siyasilerle olan münasebetleri, onların politikalarına yönelik değerlendirmeleri de incelemeye değer görülmektedir. Siyasilerin eylemlerini değerlendirdiği pasajlarda İslam’a, Müslüman düşünce ve eylemlere yönelik uygunluğu temel alması dikkati çeken hususlardandır. Necip Fazıl, İslam’ın ve onun pratiklerinin unutturulmaya çalışıldığı bir dönemde fikir ve aksiyonunu sürdürmüştür.[1] Tüm bunların değerlendirilmesi, dönemin siyasetinin incellikli tahliller aracılığıyla anlaşılmasında önemli rol oynamaktadır.

Cumhuriyet dönemi ile dini yaşama ve düşünceye getirilen siyasi ve toplumsal reformlar Necip Fazıl’ın tepkili olduğu, karşısında konumlandığı temel mesele olmuştur. Gerçekleştirilecek bir reformun Kur’an-ı Kerim kaideleri çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini savunmuş, Türkiye’de dine karşı konumlanan ideolojiyi tasvip etmemiştir.

Necip Fazıl, yaşadığı dönem içerisinde gerçekleşen toplumsal ve politik gelişmelere karşı duyarlı olduğu görülmektedir. Benim Gözümde Menderes adlı eserinin girişinde Kısakürek’in Adnan Menderes’in idamı üzerine 1964 yılında Zeybeğin Ölümü adlı şiiri yer almaktadır. Kısakürek, Menderes’e yönelik sitayiş ifadelerinin beraberinde onun siyasi kariyerindeki hatalarına da yine aynı eserinde yer vermiştir.[2]

Demokrat Parti sonrası dönemde Kısakürek, Necmeddin Erbakan’ın liderliğindeki Milli Selamet Partisi’ni kuruluş yıllarında destekler. Ancak bu partinin Cumhuriyet Halk Partisi ile kurduğu koalisyonu eleştirir. Kısakürek, bu yıllarda Bülent Ecevit’in ideolojisinin ortanın solundan ziyade sosyalizm olduğunu düşünmektedir. Kısakürek, sosyalizm ve benzeri ideolojilere yönelik düşüncelerine Çepçevre Sosyalizm Komünizm ve İnsanlık adlı eserinde yer vermektedir.

Mukayese etmek gerekirse Kısakürek, Amerika’yla irtibatlı gördüğü Süleyman Demirel’in lideri olduğu Adalet Partisi’ni Cumhuriyet Halk Partisi karşısında daha güvenli bulmuştur. Bu durumun temelinde mütefekkirin anti-komünist ve anti-sosyalist tutumu yer aldığı düşünülmektedir.[3]

CHP-MSP koalisyonuna sıcak bakmayan Kısakürek, koalisyon sürecinde ve koalisyonun bozulması sonrasında MHP’ye destek vermiştir. Bu destek, Kısakürek’in CHP’nin iktidara gelmesini istememesi ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Dönemin seçim ortamında Necip Fazıl’ın dönemin Milli Görüş siyasi görüşüne yönelttiği tenkitleri ve Alparslan Türkeş in politikalarını benimsediğini belirtmiştir.[4]  Bu yakınlaşma neticesinde MHP kadroları tarafından müellifin eserleri ilgiyle okunmuş, Ülkücü gelenek içerisinde yeni ayrışmalar meydana gelmiştir. Özellikle 1980 İhtilali sonrasında Türk-İslâm Sentezi daha görünür hale gelmiştir.[5] Ayrıca bu durum Necip Fazıl’ın siyasi gelenekler karşısında partizan bir tutuma sahip olmadığını, olayları farklı yönleriyle ele alabildiğini, meseleleri enine boyuna değerlendirebildiğini, yeni anlayışlara alan açabildiğini göstermektedir.

1977 seçimleri öncesinde Kısakürek, açıkça tavrını Milliyetçi Hareket Partisi’nden yana koymuş, kendisinin yayımladığı “Rapor” dergisindeki yazısıyla bunu ilan etmiş, gerekçesini belirtmiştir. Bundan sonra zaman zaman miting (1978 MHP Konya mitingi örnek verilebilir) ve toplantılarda MHP yöneticileriyle bir araya gelerek aynı kare içinde yer almaya başlamışlardır.[6]

Görsel 1 Necip Fazıl Alparslan Türkeş ile Birlikte (Phebus)

Görsel 2 Necip Fazıl’a Siyasilerden Gönderilen Telgraflara Bir Örnek[7]

Necip Fazıl’ın milli siyasi liderler, oluşumlar dışında uluslararası meselelere yönelik değerlendirmeleri de dikkate değerdir. 1974 yılında gerçekleşen Kıbrıs harekatına yönelik görüşleri, onun Konuşmalar adlı eserinin 87-91 sayfaları arasında kendisiyle yine aynı yıl içerisinde gerçekleştirilen mülakatında ele alınmıştır. Kısakürek, Kıbrıs meselesini ele alırken küresel siyasette etkin olan 4-5 ülkenin meseleye yönelik tutumunu başarıyla ve timsallerle açıklamıştır.[8] Müellifin meseleleri ele alırken kullandığı incelikli benzetmeler, mukayeseler, sanatlı ifadeler kendisinin edebi yetkinliğinin fikri eserlerine olan tesirini gözler önüne sermektedir. O, bu özelliğiyle Türk düşüncesi alanında temayüz eden yazarlar arasında yer almaktadır.

Bugün Necip Fazıl görüşleri, siyasiler ile olan ilişkileri çerçevesinde eleştirilmektedir. Ancak kendisinin zor zamanda hakikati söyleme cesareti, ele aldığı meselelerin içeriğinden çok sergilediği duruşa dikkat çekmek gerekir. Bununla beraber siyasilerin performanslarını müspet ve menfi yanlarıyla açıkça değerlendirmesi onun düşünce insanı kimliğine işaret etmektedir.

Büyük Doğu Dergisi’nin adı altında bir siyasi cemiyet kurulması[9], bu hareket vesilesiyle Türkiye’nin birçok yerinde verdiği konferanslar, bu konferansların, konuşmaların kitap haline getirilmesi, onun yayıncılık hayatında faaliyet gösteren mecmualara bugün zengin veri tabanları üzerinden ulaşılabilmesi[10] Türkiye’de İslam’ın, siyasi ve içtimai hayatın, ideolojilerin ve Türk düşünce serüveninin daha iyi anlaşılabilmesine olanak sağlamaktadır.


[1] Özdenören, R. (2011). Necip Fazıl Kısakürek. Y. Aktay (Ed.), Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce – İslâmcılık. Cilt 6, (s. 136-143). İstanbul: İletişim Yayınları.

[2] Necip Fazıl Kısakürek, Benim Gözümde Menderes, İstanbul: Büyük Doğu Yayınları, 2. Basım, 1986.

[3] Şahin, O. E. (2019). Necip Fazıl Kısakürek’in Düşünce Ekseni ve Siyasi Aksiyonu. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 17(4), 1-16.

[4] https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/necip-fazil-ve-turkes-27518667

[5] Güzel, M. (2009). Necip Fazıl Kısakürek. A. Çiğdem (Ed.), Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce – Muhafazakârlık. Cilt 5, (s. 334-345). İstanbul: İletişim Yayınları 

[6] https://phebusmuzayede.com/70563-necip-fazil-kisakurek-in-mhp-lideri-alparslan-turkes-ve-kurmaylariyla-birlikte-cekilmis-ara-guler-islak-imzali-ve-kaseli-fotografi-ile-ara-guler-in-yillar-sonra-elinde-bu-fotografla-cekilmis-fotografi-12-x-17-5-cm-.html

[7] https://www.nfk.com.tr/mektup-telgraf-not/telgraflar-2

[8] Necip Fazıl Kısakürek, Konuşmalar, İstanbul: Büyük Doğu Yayınları, 1. Basım, 1990.

[9] M. Orhan Okay, “Büyük Doğu”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/buyuk-dogu (01.06.2024).

[10] https://katalog.idp.org.tr/dergiler/104/buyuk-dogu