Avukat Fatih Yalçınkaya’ya Hukuk Akademi’yi Sorduk

İnsan ve Medeniyet Hareketi Hukuk Birimi sorumlusu ve Hukuk Akademi Programı Genel Koordinatörü Avukat Fatih Yalçınkaya ile Hukuk Akademi’yi ve hukukçu gençlerin adalet ve hukuka dair beklentilerini konuştuk.

İNSİCAM

S: Öncelikle Hukuk Akademi Programına katılan genç hukukçulara ve programda emeği geçenlere teşekkür ederek başlayalım. Yolları açık olsun. Sn. Yalçınkaya, okurlarımız için kısaca Hukuk Akademi nedir? Nasıl teşekkül edildi ve programın amaçları nelerdir, kısaca bahsedebilir misiniz?

Bizler de bu röportajda teveccüh göstererek düşüncelerimizi paylaşma imkânı sunan İnsicam ekibine ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz. İkinci yılını tamamlamak üzere olduğumuz ve ilk mezunlarını verecek Hukuk Akademi, hukuk fakültesi öğrencilerine yönelik olarak İnsan ve Medeniyet Hareketi bünyesinde hayata geçirilen kapsamlı bir kariyer ve şahsiyet gelişim programıdır. Bu programın fikrî temeli, adalet ile ilim arasındaki ayrılmaz ilişkiye dayanır. Biz adaleti ilmin ameli, ilmi ise adaletin inşa edici harcı olarak görüyoruz. Bu sebeple hukuku yalnızca teknik bir disiplin olarak değil; adalet, merhamet ve medeniyet tasavvuruyla yoğrulmuş bütüncül bir hayat anlayışı olarak ele alıyoruz.

İnsan ve Medeniyet Hareketi’nin yarım asrı aşan tecrübesi, bu programın kurumsal ve fikrî altyapısını oluşturmaktadır. Hareketin insanı ilim, kültür ve sanat ekseninde inşa etme anlayışı, Hukuk Akademi’de hukuk öğrencisini çok yönlü bir şekilde yetiştirme hedefiyle somutlaşmıştır. Amacımız, yalnızca mesleki bilgiyle donanmış hukukçular değil; aynı zamanda adaletin ihyasına talip, hakkın müdafaasını şiar edinmiş ve insan onurunu merkeze alan hukukçular yetiştirmektir.

S: Programın klasik hukuk fakültesi eğitiminden farkı nedir, gençlere ne kazandırmayı öngörüyorsunuz?

Bugün ülkemizde hukuk fakültelerinde 4 yıllık eğitim sürecinde ağırlıklı olarak pozitif hukuk aktarılmaktadır. Kanun metinleri ezberletilmekte, pratikler incelenmekte; ancak çoğu zaman “neden” sorusu ihmal edilmektedir.

Hukukçular olarak kendimize sorduğumuz; Her yasal olan gerçekten helal midir?Neden adalet? Hukuk kimin içindir? Hukuk insanı nasıl şekillendirir ya da şekillendirilmelidir, gibi sorular göz ardı edilerek; çoğunlukla eğitim sürecinin dışında bırakılmaktadır.

Hukuk Akademi tam da bu boşluğu doldurma iddiasındadır. Biz, modern hukuku İslam düşüncesinin köklü perspektifiyle birlikte değerlendirmeyi öğretiyoruz. Bu yaklaşım, mevcut sistemi daha derin bir medeniyet tasavvuru içinde sorgulamak ve geliştirmeye talip olmak demektir. Öğrenci arkadaşlarımıza yalnızca hukuki yetkinlik değil, aynı zamanda güçlü bir hukuki ve ahlaki karakter kazandırmayı hedefliyoruz. Hukuku bir meslekten öte, bir mesuliyet alanı olarak idrak eden hukukçular yetiştirmek temel gayemizdir.

Bu kapsamda da farklı hukuk alanlarında ihtisaslaşmış avukatları, hâkimleri, savcıları ve akademisyenleri öğrencilerimizle bir araya getiriyoruz. Böylece adaletin tesisine hizmet eden bu farklı meslek gruplarının bakış açılarını, tecrübelerini ve mesleki yaklaşımlarını doğrudan öğrencilerimize aktarma imkânı sunuyor; teorik bilgi ile sahadaki pratiği bütünleştiren çok yönlü bir perspektif kazandırmayı hedefliyoruz.

S: Güncel hukuk sorunlarının felsefi boyutları ele alınıyor mu? Gençler adalet sorunlarını fikri düzlemde nasıl yorumluyor?

Bu mesele, programımızın merkezinde yer almaktadır. Sahada karşılaşılan adaletsizlikler — uzun tutukluluk süreleri, cezalandırmada caydırıcılığın eksikliği, avukatlara yönelik baskılar, mağdurların seslerini duyuramaması, kısas olgusuna ihtiyaç — yalnızca teknik aksaklıklar değil; aynı zamanda derin ahlaki ve felsefi krizlerin tezahürleridir.

Gençler bu durumu açıkça hissediyor. Artık sadece hukuki araçları öğrenmekle yetinmeyen bir nesil var. “Neden bu kadar haksızlık var?”, “Adalet neden bu kadar erişilmez görünüyor?”, “İnsan onurunun hukuk sistemindeki yeri nedir?” gibi sorularla yüzleşiyorlar. Biz bu sorgulamayı derinleştirmeyi amaçlıyoruz.

İslam hukuku geleneğinin hak, maslahat, zaruret ve adalet kavramları etrafında ürettiği zengin birikimi günümüz meseleleriyle buluşturuyoruz. Genç hukukçuların zihinsel dünyası bu köprüyü kurmaya son derece açık.

S: Mezunlarınızı yetiştirmede öncelikli olarak hangi değer ve yargılara yöneliyorsunuz?

Öncelikle şunu söylemek gerekir: Biz mezun yetiştirdiğimizi değil, adalet kavramını içselleştiren adil hukukçular yetiştirmeye çalıştığımızı düşünüyoruz. Teknik bilgisi güçlü ama ahlaki omurgası zayıf hukukçular zaten mevcut sistemin içinde bol bol üretiliyor.

Bizim öncelediğimiz değerler şunlardır:

  • Her şeyden önce Allah’ın Adl sıfatına olan inanç ve bu inancın hukukçunun duruşuna, tavrına, kararlarına sinmesi.
  • İnsan onuruna saygı.
  • Hakkı savunmakta kararlılık,
  • Mağdurun yanında durmakta cesaret.

Ve bir de şunu eklemeliyim: Samimiyeti ve gayreti önceliyoruz. Sonuç her zaman bizim elimizde olmayabilir; ama o davayı en iyi şekilde taşımak, o mağdurun sesini en güçlü şekilde yükseltmek bizim mesuliyet alanımızdır. Takva ekseninde bir hukukçu profili tahayyül ediyoruz; dünyalık hesapların değil, vicdanın yönlendirdiği bir profil.

S: Hukuk Akademi gibi programlar mevcut hukuk sisteminin sorunlarına cevap üretebilir mi?

Bu soruya hem gerçekçi hem de umutlu bir perspektiften cevap vermek isterim. Sistematik sorunların çözümü, kuşkusuz tek programın kapasitesini aşan bir mahiyet taşır. Yargı bağımsızlığı, kurumsal dönüşüm ve mevzuat reformu gibi başlıklar, doğrudan yapısal nitelik arz eden meselelerdir.

Ancak şu hususu özellikle vurgulamak gerekir: Hiçbir yapısal dönüşüm, onu taşıyacak insan unsuru olmadan kalıcı hâle gelemez. Hukuk Akademi, öncelikle insanı inşa etmeyi merkeze alır. Adalet bilinci yüksek, medeniyet perspektifi güçlü ve hakkı söyleme cesaretine sahip hukukçular yetiştiğinde; bu nesiller zamanla kurumları da mevzuatı da dönüştürme kudretine sahip olacaktır.

Bu noktada Kur’an-ı Kerim’in ortaya koyduğu adalet tasavvuru bizim için yol göstericidir. “Kısasta sizin için hayat vardır” (Bakara, 179) ayeti, adaletin yalnızca bir ceza mekanizması olmadığını; aksine toplumsal düzeni, hakkaniyeti ve hayatı koruyan temel bir ilke olduğunu ifade eder. Dolayısıyla bizim inşa etmeye çalıştığımız hukukçu profili, bu derin adalet anlayışını idrak eden ve onu hayata taşımaya talip olan bir bilinçle şekillenmektedir.

Bu süreç elbette uzun soluklu bir yürüyüştür. Ancak İnsan ve Medeniyet Hareketi’nin yarım asrı aşan tecrübesi, sabırla yürütülen bu tür inşa süreçlerinin netice verdiğini göstermektedir. Biz de aynı kararlılık, gayret ve tevekkül ile yolumuza devam ediyoruz.

Bu röportaj vesilesiyle İNSİCAM’a ve kıymetli okurlarına teşekkür etmek istiyorum. Hukuk Akademi’yi ve bu yolda taşıdığımız davayı daha geniş bir kesimle paylaşma imkânı bulduk; bundan büyük memnuniyet duyuyorum.

Emeği geçen tüm kardeşlerime, programa gönül veren genç hukukçulara ve bu uzun soluklu yürüyüşte omuz omuza durduğumuz herkese şükranlarımı sunuyorum. Adaleti ihya etmek, hakkı savunmak ve insan onurunu korumak yolunda attığımız her adımın karşılığını bulacağına inancım tam. Allah yar ve yardımcımız olsun.

S: Teşekkür ediyoruz, yolunuz açık olsun.