Türkiye İkinci Yüzyılına Girerken Yeni Bir Anayasa İhtiyacı

Şimdi, Cumhuriyetimiz 2. yüzyılına girerken milletin uzun zamandır beklentisi ve umudu olan, bir nevi vatandaşlık sözleşmesi olacak yeni bir anayasaya ihtiyaç vardır.

Arif ALTUNBAŞ

Giriş

Türkiye Cumhuriyeti, 1923’teki kuruluşundan günümüze kadar geçen ilk yüzyılında, iç ve dış dinamiklerin etkisiyle batıya dönük yüzüyle önemli dönüşümler yaşamıştır. Bu süreçte ortaya çıkan başarılar ve başarısızlıklar ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte, toplumsal ve siyasal düzlemde çözüm bekleyen birçok sorun hâlen varlığını sürdürmektedir. Bu makale, Türkiye’nin ikinci yüzyılına girerken karşı karşıya olduğu temel sorunları, evrensel hukuk ilkeleri ışığında yeni bir anayasa ihtiyacına katkı sunmak ve yeniden yapılanmak için yeni bir yapılanmanın gerekliliğini ve zaruretini vurgulama çabasının ürünüdür.

Tarihsel Arka Plan

  1. Osmanlının her alanda zayıflaması ve sonunda emperyalist güçlerce yıkılışı ve yerine İslam medeniyeti ve kültürü karşıtı, Osmanlı düşmanı bir anlayış üzerine bina edilen yeni devlet politikası tarih ve coğrafyası ile olan bağlarını yok sayan bir yapıda kurulmuş, geçmişimize ait din, dil, tarih, yazı, ahlak ve kültür yok hükmünde sayılıp yeni bir insan meydana getirilmek istenmiştir.  
  • Cumhuriyetin kuruluş amaç ve gayesi ilk iki yılından sonra kıblesini batı ya çevirerek kendi tarih ve sosyolojisiyle, milleti ve coğrafyasıyla bağlarını koparmak için tek parti diktatörlüğü ile her türlü oyun, hile ve zorbalık kullanılarak sözde bir cumhuriyet anlayışı ve pratiği ortaya konulmuştur.
  • Kemalist devrimler ve İslam düşmanı laiklik söylemi eşliğinde devlet baskısı, terörü ve darbeleri devlet ile vatandaşı arası açılmış, kendi özünden, milli ve yerli değerlerinden koparılmak istenen milletin dini ve ahlaki yozlaşması, kültürel yabancılaşması, toplumsal ve sosyal çürümesi başlatılmış, milletin birliği, dirliği, ve beraberliği zafiyete uğratılmıştır.
  • Bir ırkın üstünlüğü esas alınarak Türkler Anadolu’ya gelmeden öncede bile bu topraklarda var olan Kürtlerin gibi ulusların dil, kültür ve kimlikleri yok sayılıp yasaklanmış, gerek Sünni ve gerekse Alevilerin haklı talepleri göz ardı edilmiştir.
  • Ekonomide yaşanan istikrarsızlık, dışa bağımlılık ve işsizliğin meydana getirdiği sorunlar toplumu alt ve üst tabaka olarak ikiye ayırmıştır. Bu da işçi işveren arası çatışmalara davetiye çıkarmıştır.

     d- Eğitim sistemindeki dışa bağımlı ve taklitçi anlayışın yabancılaşmayı, Milli   

         Eğitimin millilikten uzaklaşmasına, esas amaç ve işlevini yitirmesine sebep   

         olmuş, yeni nesillerle eski nesiller arası çatışma kaçınılmaz olmuştur.

  • Sosyal ve kültürel farklılıklar ve onların doğurdu sorunlar toplum içinde gizli bir çatışmaya dönüşerek zamanla kangrene dönmüştür.
  • Darbe Anayasalarının devlet ve yönetim anlayışı, kahir ekseriyeti Müslüman olan milletimizin din, dil, tarih ve kültürü ile örf, adet ve geleneğiyle direkt savaşmış, dini, milli ve yerli değerlerimiz baskı ve devlet terörü ile tehdit altında tutulmuş, ülkemiz yabancı kültürlerin istilasına uğramıştır.
  • Devlet ve vatandaşı karşı karşıya getiren ideolojik devlet, sistem ve yönetim anlayışı yurt içinde ve coğrafyamızdaki kardeşlerimizin arasındaki bağları koparmış, Türkiye’yi yabancıların çizdiği suni sınırlara hapsetmiştir.

Türkiye’nin geçmişteki hukuki, yönetim ve toplumsal yapısını şekillendiren batı devletlerinden kopya edilerek alınan devşirme anayasa ve anayasa değişiklikleriyle toplumsal ihtiyaçlar ve istekler sürekli görmezlikten gelinmiş, ötelenerek günümüze kadar gelinmiştir. Şimdi, Cumhuriyetimiz 2. yüzyılına girerken milletin uzun zamandır beklentisi ve umudu olan, bir nevi vatandaşlık sözleşmesi olacak yeni bir anayasaya ihtiyaç vardır. Var olan sorunların yok saymak ve görmezlikten gelmekle, onlar yok olmaz, ortadan kalkmaz. Şimdiye kadar Anayasal boşluklardan oluşan ve biriken sorunlar milletin toplumsal ortak yarasıdır.

Ortak vatandaşlık sözleşmesi olacak olan her kesimin hakkını ve hukukunu koruyan bir anayasanın hazırlanıp milletin onayına sunulması ülkemizin ufkunu açacak, iç barış ve kaynaşmayı hızlandıracaktır.

Sorunlar ortak bir anlayışla çözülmeli, Anayasa ortak bir akılla yazılmalıdır.

İç Dinamikler ve Toplumsal Çatışmalar

Din ve Laiklik

Cumhuriyetin kuruluşundan kısa bir müddet sonra din-devlet ilişkileri devlet ve vatandaş arasında ciddi gerginliklere ve gerilimlere yol açmıştır. Bu durum günümüze kadar toplumsal tartışmaların ve gerginliklerin merkezi haline gelmiştir. Dindar kesim ile laik kesim arasındaki gerilim, siyasal ve kültürel alanlarda farklı biçimlerde tezahür etmiştir.

Etnik ve Mezhepsel Talepler

Kürtlerin etnik, Alevilerin mezhepsel talepleri, Türkiye’nin özgürleşmesi demokratikleşme sürecinde önemli bir gündem maddesi olmuştur. Bu taleplerin eşit vatandaşlık ilkesi bağlamında hayata geçirilmesi, gerekli isteklerin karşılanması, açısından kritik bir önem arz etmektedir.

Ekonomik İstikrarsızlık

Sürekli dalgalanan ekonomi, toplumsal refah ve huzurun sürdürülebilirliği açısından sorun teşkil etmektedir. Ekonomik istikrarın sağlanması, yeni yüzyılda Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracak, onu bölgesinde ve dünyada örnek bir devlet haline getirecektir.

Ortak Vatandaşlık ve Cumhuriyetin Yeniden İnşası

Türkiye’de yaşayan herkesin, dini, dili, mezhebi veya meşrebi ne olursa olsun, ortak bir vatandaşlık bağıyla birleştiği kapsayıcı bir cumhuriyet anlayışının inşa edilmesi zorunludur. Evrensel hukuk perspektifinden bakıldığında, her türlü ayrımcılığın reddedilmesi ve eşit vatandaşlık ilkesinin benimsenmesi, toplumsal barışın temelini oluşturacaktır.

Yeni bir Anayasa İhtiyacı

Türkiye’nin ikinci yüzyılında:

Ekonomik, siyasi, kültürel ve sosyal alanlarda yeni bir yapılanmaya gidilmesi,

Özgürlükçü, yerli ve milli değerleri esas alan, dünya ile barışık bir anayasanın hazırlanması,

Toplumun tüm kesimlerinin taleplerini, endişelerini ve beklentilerini dikkate alan kapsayıcı bir anayasa oluşturulması,

Yeni anayasa, darbe dönemlerinde dayatılan metinlerden farklı olarak, toplumun büyük çoğunluğunun onayını almalı. Bu anayasanın kalıcı toplumsal bir sözleşme niteliği taşıması için toplumun dini ve milli hassasiyetlerinin referans alınması,

Tek tip vatandaş inşa etme gayretindeki ideolojik ve darbeci devlet anlayışı kucaklayıcı ve kuşatıcı bir devlet baba olma özelliğine kavuşturulmalı,

Bu anayasa, devlet ve millet barışı ve kucaklaşmasının olmazsa olmazı, özü ve özeti olması gerekir.

Evrensel Hukuk Perspektifi

Yeni anayasanın evrensel hukuk ilkeleriyle uyumlu olması için:

Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması,

Her türlü ayrımcılığın reddedilmesi, kuşatıcı ve kucaklayıcı olması,

Adalet, eşitlik ve insan onuru ilkelerinin esas alınması

Türkiye’nin dini, ahlaki, tarihi, kültürel değerleriyle çelişmemesi ve çatışmaması gerekmektedir.

Bu yaklaşım, hem Türkiye’nin iç barışını hem de uluslararası hukuk normlarıyla uyumunu sağlayacaktır.

Anayasa yapılırken toplumun kahir ekseriyetinin kültürel ve medeniyet değerleri referans olarak kabul edilmelidir.

Laiklik ve Kemalizm adı altında İslam, İslam medeniyet ve kültürü ile çatışan bir anayasa yapılmamalı, her vatandaş kendi dinini, örf ve adetini özgürce yaşamalıdır.

Sonuç

Türkiye, ikinci yüzyılına girerken yeni bir paradigma ile kendini yeniden yapılandırmak zorundadır. Bu süreçte, kapsayıcı bir vatandaşlık anlayışı, toplumun değerleri ve evrensel hukuk ilkeleriyle uyumlu bir anayasa, ülkenin birliği ve dirliğinin garantisi olacaktır. Yeni Türkiye denklemi, ortak değerler etrafında birleşen bir toplumun, bölgesel ve küresel düzeyde güçlü bir aktör olarak varlığını sürdürmesini mümkün kılacaktır.

İnsanı merkeze alan kuşatıcı ve kucaklayıcı bir anayasa hem ülkemizde, hem coğrafyamızda ve hem de tüm dünyada örnek bir anayasa olarak ülkemizin saygınlığını ve gücünü arttıracaktır.

Kaynakça

Zürcher, E. J. (2004). Turkey: A Modern History. I.B. Tauris.

Kymlicka, W. (1995). Multicultural Citizenship: A Liberal Theory of Minority Rights. Oxford University Press.

Keyder, Ç. (1987). State and Class in Turkey. Verso.

Akyüz, Y. (2012). Türk Eğitim Tarihi. Pegem Akademi.

Buğra, A. (1994). State and Business in Modern Turkey. SUNY Press.

Habermas, J. (1996). Between Facts and Norms: Contributions to a Discourse Theory of Law and Democracy. MIT Press.

Arato, A. (2000). Civil Society, Constitution, and Legitimacy. Rowman & Littlefield.

Anderson, B. (1991). Imagined Communities: Reflections on the Origin and Spread of Nationalism. Verso.