Âkif Emre, Sana Aşk Olsun!

Cihad bölgelerine hakimiyeti ve cihad gündemini yakinen takibi de özeldi Akif Emre’nin. Cihad bölgelerinden bilgi ve sağlam tahliller aktarır, bölgenin fotoğrafının çözünürlüğünü artırırdı. Müslümanın gündeminde ve dilinde cihadın nasıl yer alacağına dair berrak bir örnekliği oldu. Romantik bir cihad edebiyatı yerine sahici yorumlar ile bir görüş kazandırdı. Kazandırana da müstefid olana da cesaret olsun! Mustafa ESER “Ölen hayvan imiş aşıklar ölmez!” Yunus Emre Tespit yapmanın üstenciliğini reddedip çözüme dair hem fikir hem de eylem üretmiş bir insan güzelidir Âkif Emre. Dertli bir derviş, kaliteli bir fikir işçisi, ince zevk sahibi bir edip ve vefalı bir dosttur. Gezmiş, sormuş, dertlenmiş, sahiplenmiş, bedel ödemiş ve hep hayatın…

Okumaya devam edin Âkif Emre, Sana Aşk Olsun!

Salaha Talep

Salah, süreklilikten güç alır. Az da olsa devamlı olan, ruhu ve bedeni terbiye eder. Dingin bir akış, berrak bir değişim demektir. Tıpkı sessizliğin gerçek ses olması gibidir bu durum. Süreklilik ise tecrübe ile mümkün olur. Zira terbiye ile elde edilmesi beklenen salah, insan ömrünü aşabilir. Mustafa ESER “Ey muhterem Aziz! Bil ki tâlip olan kimse ve sâdık müritten istenilen en öncelikli ve önemli husus, talep ve irade; yâni hak ve hakîkati istemesidir. Tâlip, talep yolunda ısrar ederse talebi kendine yüz gösterir. Tâlip, izzet cemâlinin perdesini kaldırıp yüzünün peçesini açtığında onu öyle yağma ederler ki talep eden kimseden geriye hiçbir şey kalmaz, hatta tâlip olup olmadığının…

Okumaya devam edin Salaha Talep

Haritadan Pusulaya Varlıktan Sorumluluğa

Mevcudiyetin bir neticesi, yani daha geniş çerçevede bir anlamı olmalıdır. Anlam, amaçtır, diyebiliriz. Çünkü bütün anlam katmanlarının bir zemini ve  bu zeminden aktığı bir yer vardır. Zemin de aktığı yer de akışın kendisi de amaçla izah edilebilir, kabul edilebilir, aktarılabilir ve nihayet anlaşılabilirdir. Mustafa ESER “İnsanda, bireysellik ve her türlü ayrışmanın ötesine geçebilen tek şey  salt “Bilinç” değil, aynı zamanda salt “Varoluş”tur.  Nefs terbiyesi, insanın varoluşsal yönünü ve böylece  dolaylı olarak da aklî yönünü arındırır.” Frithjof Schhuon Mevcudiyetimle ilgili bir idrake sahip olmalıyım, değil mi? Eğer varsam, bu neyi zorunlu kılar? Varlığımın bedeli nedir? Mevcudiyetim bir sonuç mu, yoksa bir sebep mi? Varlığımın en kolay…

Okumaya devam edin Haritadan Pusulaya Varlıktan Sorumluluğa

Hadimlik Talebi ya da İyilik Fıkhı

Marufa olan inançtan kastımız, marufun muktedirliğinin sağaltıcı ve ıslah edici olması anlamına geldiğidir. Maruf muktedir olursa, insan ve insanlık o iktidar alanında  salaha erer. Marufun egemenliği ile eşyanın bihakkın tanzimi mümkün olur. Eşyayı adilane bir tanzime tabi tutmak, onu maksadına uygun istihdam etmek demek olan adalet, ancak bu egemenlikle imkân sahasına girer. O halde, marufun muktedir oluşu adaletin dolayısıyla hakikatin tezahürü için elzemdir diyebiliriz. Mustafa ESER Yunus öldü deyu sala verirler Ölen hayvan imiş âşıklar ölmez Yunus Emre Ölürse ten ölür Canlar ölesi değil Yunus Emre İyiliğe yani marufa olan inancımızı yitirmemeliyiz. Burası, bizim en mukaddes ve bir o kadar mahrem son kalemizdir. Burası, bizim…

Okumaya devam edin Hadimlik Talebi ya da İyilik Fıkhı

Öz Servetimiz: Tercihimiz

Tercih, iradenin tezahürü; imanın ise rahmidir. Tercih yoksa iman yok hükmündedir. Dolayısıyla, tercih yoksa salihat da hasenat da yoktur. Peki, tercih yoksa seyyiat var mıdır? Evet! Çünkü tercihi reddetmek ya da ihmal edip akışa körü körüne boyun bükmek ki yukarıda ifade edildiği üzere bu da bir tercihtir, kötülüğün ta kendisidir. Atalet de cehalet de gaflet de meşru mazeret olamaz. İnsan bu halleri de kendisi seçer ya da bu hallerden kendi seçimiyle azat olur. Mustafa ESER “…Hakikatin insana sunulduğu vasat ve vasıta, tabi bir dilde insanlara ulaşan vahy bu vahyi insanların intersubjektif bir şekilde anlamasına ve iradi ve ihtiyari bir şekilde kabulüne sunan bir insan bir…

Okumaya devam edin Öz Servetimiz: Tercihimiz

İsteğin Biçimlenmesi

Bir de kulluğa karşı isteksizleşebilir insan. Bazen yorgunluğu galebe çalabilir. Kendini ihmal etmesinden kaynaklı takati düşebilir. Bu durumlarda Rabbine sığınmalı ve güç kuvvet toplamak için Eyüp misali ayağını yere vurarak bir çaba içine girmelidir. İyi olanı arzu edebilecek selim bir kalp için o kalbi doğru şekilde beslemelidir. Bunun için de en ufak tercihlerinden ciddi dönüm noktalarına kadar arzusu ile değil imanı ile adım atmalıdır. Mustafa ESER Eğer onun celâli, mânâ perdesinin berisinden rûhlar âleminde saldırırsa seveni kendinden öyle bir kapar ki ondan geriye ne isim kalır ne de resim kalır. Seven, ne şühûd lezzet bulur ne de varlık zevki hisseder. Burada onun için, “varlığı olmayanın”…

Okumaya devam edin İsteğin Biçimlenmesi

Düğümü Beslemek

Her çağın her türlü müşkülüne, İslam ve dolayısıyla Müslümanlar cevap ve çözüm üretmekle mükelleftir. Bu mesuliyet de yetkinliği zorunlu kılar. Yetkinlik için kuşatıcı bir okuma, tarihi tecrübelere yani müktesebata hâkimiyet ve bunları harmanlayabilecek bir kabiliyet gerekir. Mustafa ESER “Çetinliği kabul edenlere selam.” Sezai Karakoç Herhangi bir meselede kaliteli mesai harcanıyor, üzerinde çeşitli mülahazalar yapılıyorsa o meselede derinleşilir. Pek çok soru sorulur ve onların cevapları araştırılır. Yapılan mülahazalar, zamanın tarafsız süzgecinden geçer ve yeni zihinlere tevarüs ederler. Bu, hem bakış açılarını çeşitlendirir hem posasını arındırıp damıtır hem de o mefulün aktarılabilirliği üzerinden mukavemetini artırır. İşte böylece o mesele bir ilme dönüşür. O ilimde yetkinlik için; yani…

Okumaya devam edin Düğümü Beslemek

Bilginin İmana Eziyeti ya da Hizmeti

İnanmak zihnin kabiliyeti olan bilme ile belki desteklenebilir. Ya da iman etmeye bilme ile adım atılabilir; ama bilmeye, yaşamın ve yaşam sonrasının tasarımına adanmışlığı mecbur kılacak inancın illeti payesi vermek pek çok arızayı peşinen kabul etmek olacaktır. Çünkü bilme kabiliyeti bünyeye göre değişiklik gösterebilir. Mustafa ESER “Platon’dan beri Batı, akılcı ve analitik düşünceye vurgu yapmıştır. Bu da bilinçli yaşamımızın “bölümlerini” oluşturan düşünceler ve karar verme kurallarından ibarettir. Bu mantık, doğal olarak beynin hesaba dayalı ya da bilgisayar modeline varır, ancak bunun bedeli insanın diğer tarafının, bilgi ve deneyimi temsil eden içgüdüsel tarafını, yani erdem, hayal gücü, yaratıcılık vb özelliklerini içeren yönünü gözden kaçırması olur.” Danah…

Okumaya devam edin Bilginin İmana Eziyeti ya da Hizmeti

İstihdam Hakkı ve Hakkın İstihdamı

İnsan daimi bir karar halindedir, evet; ama bu halin meşru ve muteber olduğunu iddia edemez. İnsanın alması gereken kararların belki de en kıymetlisi müdahale kabiliyetini dizginleyebilmesidir. Müdahil olmayı bir hak olarak görmekten vazgeçmektir. Herhangi bir kabiliyetin varlığı o kabiliyetin icrasının meşruiyetine delil teşkil etmez. Yapabiliyorsun, evet ama bu yapabileceğin anlamına gelmez. Mustafa ESER “Dışından bakanlar için İslam’ın koyduğu esaslar çok sınırlayıcı, hareket serbestini çok daraltıcı gibi görünebilir. Nitekim Hıristiyan anlayışı Müslümanlığın insan hayatının her safhasına dair hükümler taşıyor olmasını çok daraltılmış kayıtlar şeklinde anlamaktadır. Batı medeniyetinin değerleri göz önüne alınarak yapılan bir değerlendirme elbet meseleyi böyle anlar. Çünkü bu medeniyette beş duyunun mutlaklığı yaşanmakta, zihin…

Okumaya devam edin İstihdam Hakkı ve Hakkın İstihdamı

Tercihin İstismarı, İhmalin Tercihi

O halde durmalı insan. İhmalinin ve istismarının önüne geçmek için kaçmaktan vazgeçip, bir güzel durmalı. Durmalı ve kendini oyalayan her ne varsa onlardan arınarak yapılacak nedir diye sormalı. Tercih kabiliyetini hesap verebileceği yani vicdanının onaylayacağı seçeneklere kullanmalı. Mustafa ESER “Felaketler yaşayan insanlar bunalıma girmezken çok iyi koşullarda olan, üstün yeteneklere sahip pek çok kişi bunalımlar içinde kıvranmaktadır. Neden? Çünkü bir insan kendine sahip olduğu özelliklere göre değer biçmediği, öz değerlilik bilinci, duygularının gerçekliğinden kaynaklandığı zaman bunalıma girmez.” Alice Miller, Yetenekli Çocuğun Dramı İhmal, atıl oluşundan istismar ise faal oluşundan bilinir. Her ikisi de tahrip ediciliği yüksek yanlışlardır. İhmalin ataleti bazen öyle sinsilikle gelir ki bilge…

Okumaya devam edin Tercihin İstismarı, İhmalin Tercihi