Osmanlı’nın Parmağındaki İnci Yüzük: Kıbrıs

Nasıl ki Medine’ye hicretinde Hz. Peygamberi (s.a.v) evinde misafir eden Eyüp el-Ensârî Hazretleri İstanbul’un manevi önderi ise; yine Hz. Peygamber (s.a.v) süt teyzesi Ümmü Haram’ın evinde istirahatte iken gördüğü müjdeli bir rüya neticesinde Akdeniz’e yapılacak fethe katılması için dua etmiş; Ümmü Haram’da (r.a) Kıbrıs’ın manevi öncülerinden biri olmuştur. Nihal PAKIRDAŞI Anadolu Yarımadası’na yakın bir konumda bulunan Kıbrıs Adası, jeolojik yapı itibarıyla bu coğrafyaya bağlıdır. Türkiye kıyılarına yaklaşık 70 kilometre mesafede yer alan ada, 9251 km²’lik bir yüzölçümüne sahiptir. Doğu Akdeniz’in kuzeydoğu köşesinde yer alan, yüzölçümü bakımından küçük bir ada gibi görünen Kıbrıs, bulunduğu stratejik konum nedeniyle dünya siyasetinde fizikî büyüklüğünün çok ötesinde bir önem taşır.…

Okumaya devam edin Osmanlı’nın Parmağındaki İnci Yüzük: Kıbrıs

Kişisel Gelişen Ebeveynlerin Gençler Üzerindeki Yan Etkileri

Bugün evden çık(a)mayan, çalışmayan, zamanın çoğunu bilgisayar ve telefon başında geçiren, sosyal hayata karışmakta çekinen ve zorlanan gençlerin önemli bir kısmının arka planında, işte bu aşırı bireyci, korumacı ve çocuğu kutsallaştıran ebeveynlik modelinin izlerine rastlanmaktadır. Kişisel gelişimin “Kendine odaklan”, “Önemli olan sensin”, “Kendi sınırlarını kutsal say” vb. mesajları, bu neslin kof özgüvenini pekiştirirken kendi toplumuna ait değerlerden uzaklaşmasına sebebiyet verdi. Nihal Pakırdaşı 1970’li yıllarda dünyada popülerlik kazanmaya başlayan kişisel gelişim akımı, Türkiye’ye Nüvit Osmay’ın İnsan Mühendisliği adlı kitabı ile Dale Carnegie’nin eserlerinin Türkçeye çevrilmesi sayesinde girmiş ve özellikle 1990’lı yıllarda popülerlik kazanmıştır. Son yüzyılda Türk toplumu, gelenek ile modernizm arasında giderek hızlanan bir sarkaç gibi…

Okumaya devam edin Kişisel Gelişen Ebeveynlerin Gençler Üzerindeki Yan Etkileri

İslam’da Sosyal Adalet: Seyyid Kutub

Seyyid Kutub, İslam’ın Sosyal adaleti, geniş kapsamlı insani bir adalet haline getirdiğini ve onu güçlü iki temel nokta üzerine oturttuğuna dikkat çeker. Bunlardan birincisi insan vicdanı, diğeri ise, toplum çerçevesi içerisinde söz konusu olan kanuni yükümlülüklerdir. Zekât, sadaka, miras, nafaka ve devletin kamu mallarını adil biçimde dağıtması bu dengenin araçlarıdır. Toplumun zengin kesimi, servetiyle Allah’ın emaneti bilinciyle davranmakla yükümlüdür. Nihal PAKIRDAŞI Mısır’ın İngiliz işgalinden kurtulması için çalışan el-Hizbü’l-Vatanî’nin aktif bir üyesi olan, Hindistan kökenli el-Hâc Kutub b. İbrâhim’in oğlu olan Seyyid Kutub (1906-1966), İngiliz işgalinin etkilerinin hâkim olduğu bir zamanda dünyaya geldi. Bu ortam, Mısır’da hem ulusal bağımsızlık arayışlarının hem de modernleşme ve kimlik tartışmalarının…

Okumaya devam edin İslam’da Sosyal Adalet: Seyyid Kutub

Kleist’in Tehlikeli Oyunu

Merak, insanoğlunun tekâmülü için itici bir güç. Rab, yaptığı icatlarla çağ kapatıp çağ açabilen insana, zekâsının zekâtını verebildiği ölçüde, âlemde mevcut olan her ilmi kıyamete kadar açığa çıkarabilecek “akıl” vermiş. Bunun yanında, Dünya’nın gelişimiyle beraber kibir artışı paralel giden insanları ise rahmetinin bir gereği olarak kimi zaman “sivrisinek”, kimi zaman “su”, kimi zamanda “korkunç bir sesle” çağının ruhuna uygun şiddetli cezalarla hadlerini bildirerek; insanın kendi elleriyle kendi varlığını ortadan kaldırmasına izin vermemiştir. Nihal PAKIRDAŞI Ewald Georg von Kleist, 1745 yılında, bugünün tabiriyle bir akımı bir çivi aracılığıyla geçirmeye çalışırken, eli yanlışlıkla çiviye değer ve Kleist’i elektrik çarpar. Avrupa’da, ardından Amerika’da heyecan yaratan bu durumu kısa…

Okumaya devam edin Kleist’in Tehlikeli Oyunu

Batı Trakya’daki Tarihi ve Kültürel Miras Seni Bekliyor

Öte yandan, bu tür baskıcı ve yok edici tutumlara karşı direnen Batı Trakya, Balkanlar, Doğu Türkistan ve dünyanın farklı coğrafyalarında azınlık olarak yaşayan kardeşlerimize, romantik söylemlerden uzak, somut ve kararlı adımlarla; devlet ve millet olarak kimliğimizi ve varlığımızı korumaya yönelik tüm imkânlarımızı seferber ederek destek vermek öncelikli görevimiz olmalıdır. Nihal PAKIRDAŞI Osmanlı Hâkimiyetindeki Batı Trakya Osmanlı Devleti, 14. yüzyılda Batı Trakya’yı fethetmeye başladığında, bölge çok kültürlü bir yapıya sahipti. Fetihten önce Bizans İmparatorluğu’na bağlı olan Batı Trakya’da farklı birçok etnik ve dini topluluk yaşamaktaydı. Bölgeye Ortodoks Hristiyan Rum nüfusun yoğunluğu hakimdi. Batı Trakya’nın dağlık ve kuzey kesimlerinde Bulgar nüfus yoğunken; ticaret yolları üzerinde yer alan…

Okumaya devam edin Batı Trakya’daki Tarihi ve Kültürel Miras Seni Bekliyor

İbrahim Nebi’ye Gönderilen Koç’un Manifestosudur

Veda tavafında ayakların geri geri gitsin. Kâbe ile son buluşmanda, Hz. Peygamber’den veda hutbesini dinle. Ashabın, Hz. Peygamberin (s.a.v.) veda hutbesini dinledikleri o hüzünle... Yurdundan gurbete giden sevgilinin boğazı gibi düğümlensin boğazın. Aklına yaz. Kalbin onaylasın. Gözyaşların özsuyun olsun; bereketlendirsin yaratıldığın toprağı. İnsan olma yolunda şekillendir kendini. Nihal PAKIRDAŞI Ey eşref-i mahlukat; Atanız Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail, Allah’ın emriyle Kabe’yi inşa etti. Kâbe’nin inşası tamamlanınca Cebrâîl (a.s.) gelerek Hazret-i İbrâhîm’e: “Onu tavâf et!” dedi. Baba-oğul her şavtta Hacerü’l-Esved’i istilâm etmek (selâmlamak) sûretiyle Kâbe’yi tavâf ettiler. Makâm-ı İbrâhîm’in arkasında iki rekât namaz kıldılar. Cebrâîl (a.s.)’ın rehberliğinde haccın diğer rükünlerini îfâ ettiler. Daha sonra Cebrâîl (a.s.)…

Okumaya devam edin İbrahim Nebi’ye Gönderilen Koç’un Manifestosudur

Âkif Emre’nin Gönül Toprağına Düşen Silüet: Aliya

Müslüman coğrafyayı dert edinen Akif Emre, ömrünü Endülüs İslam uygarlığından Filistin'e, Balkanlardan Pakistan'a kadar; gezi, yazı ve belgeselleriyle bu coğrafyaları tanımaya ve tanıtmaya adamıştır. Özellikle 1990’lı yıllarda Müslüman coğrafyalarda yaşanan savaş ve krizler, onun yoğunlaştığı konular olmuştur. Nihal PAKIRDAŞI İnsan, doğduğu şehrin izdüşümünü karakterinde taşır. Evrene misafir olarak gönderilen insana, doğduğu şehir ilk ağız sütünü verir. İnsanoğlu bundan sonra, ister dünyanın öbür ucuna gitsin, isterse uzayın derinliklerine yol alsın, genlerinde doğduğu toprakların izi vardır. Bu yüzdendir ki her gönül, doğduğu toprakların muhabbetiyle yoğrulurken; yüz, şehrin aynası olur. Tıpkı mütefekkir Akif Emre’nin, Aliya İzzetbegoviç’in yüzü gibi. Gölgesiz; Akif Emre’nin Aliya hakkındaki ilk intibası. Aslında, kendi simasının…

Okumaya devam edin Âkif Emre’nin Gönül Toprağına Düşen Silüet: Aliya

“İslam Haritasında” Çıplak Ayaklı Bir Şair

Söz var oldukça çağlayacak bu taze memba tasavvuf testisinde yeni bir solukla kardığı kelimelerini önce kendi benliğine daha sonra darmadağın halde bulunan Millet-i İbrahim’in idrakine çalar. Zulümler karşısındaki ümmetin suskunluğunu mısralarıyla boğar. Nihal PAKIRDAŞI Abdurrahman Cahit Zarifoğlu’nun adının seçkin kimseler arasında anılmasının en önemli sebeplerinden biri de kendini “acz” içinde görmesiyle yoğrulan ruh ve düşünce dünyasının kaviliğidir.  "Seçkin bir kimse değilim ismimin baş harfleri acz tutuyor Bağışlamanı dilerim.” Kelimelere karşı gönüllü mahkûmluğu seçen şairin inanca, insana, mahlûkata, eşyaya karşı duruşu sözünü bereketlendirir. Hayatının ilk bölümünde bohem bir hayat süren şair yaşamının seyri içinde kozasından çıkarak toplumsal sorunlara yönelir. Bu yöneliş yazı diline de yansır. Kendisi…

Okumaya devam edin “İslam Haritasında” Çıplak Ayaklı Bir Şair

Hollywood Balonunun Sonu

Sinemanın bu büyüleyici yüzünün farkında olan Batı ve ABD, sinemayı oryantalizmin en önemli bir aparatı haline getirmeyi başarmıştır. Beyaz perdeyi, toplumların algılarını kendi lehlerine döndürmede sihirli bir değnek misali kullanmayı becerebilmişlerdir. Avrupalı, çok eski çağlardan itibaren dünyayı iki kutupta kamplaştırmıştır. Bu düşünce tarzı, Doğu’nun ikinci sınıf olduğunu, üretmeyen, bağımlı, tahammülsüz, tembel, akılcı olmayan, keyfi, geri kalmış, çocuksu, olgunlaşmamış, egzotik, karmaşık, durağan ve değişmeyen gibi kötü özelliklere sahip olduğunu iddia etmiştir. Nihal PAKIRDAŞI Geleneksel altı sanatın ilki olan resim ve heykelden sonra müzik, tiyatro, dans, edebiyat, mimari de sanat kategorisi arasında yerini alır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte 1895 yılında ilk sinema filmi çekilir. 1921’de İtalyan asıllı Fransız…

Okumaya devam edin Hollywood Balonunun Sonu

Son Asrın Ulu Çınarı: İbnülemin Mahmut Kemal İnal

Yaşamı boyunca klasik Osmanlı kültürüne bağlı kalan İbnülemin, ruh dünyasını şekillendiren doğup büyüdüğü evde, babası Mühürdar Emin Paşa’dan devraldığı meclis geleneğini Mercan’da bulunan “Dârülkemâl” adı verilen konağında devam ettirir. Nihal PAKIRDAŞI “Muhakkak biliyorum ki ben yazmasam kimse yazmayacak.” Her sayı özgün konuları “İnsicam” içinde ele alan dergimizin bu ayki dosya konusu, Osmanlı devlet adamları, şairleri, mûsikişinasları ve hattatları üzerine biyografileri ve tarih bilgisiyle tanınmış âlim İbnülemin Mahmut Kemal İnal’dır. Biyografi yazmak, sanılanın aksine ince eleyip sık dokunulması gereken bir yazı türüdür.  Hele ki yazarın yazısına konuk ettiği kişi hakkındaki kendi duygu ve düşüncelerini katması büyük bir mesuliyeti beraberinde getirir. Şahitlik ettiği dönemin Osmanlı tarihine kayıtsız…

Okumaya devam edin Son Asrın Ulu Çınarı: İbnülemin Mahmut Kemal İnal