Diken ve Karanfil

Kitap, işgale maruz kalmış bir vatan olarak Filistin’i savunma ve kurtarma çabasının yanında dini değerlerin, Müslümanlığa ait esasların da üzerinde durmuştur. Sinvar dini değerleri, milli ve yerel değerlerin üzerinde tutmuş ve o şekilde yansıtmıştır. Betül ZEYREK “Okyanustan körfeze, hatta okyanustan okyanusa kadar, gönülleri İsra ve Miraç mucizesinin diyarı Kudüs’e ve Aksa Mescidi’ne bağlı olanlara” ithafen…  “Diken ve Karanfil” Yahya İbrahim Sinvar tarafından kaleme alınmış ve Vahdettin İnce tarafından çevirisi yapılarak Ekin Yayınları’nın hazırladığı baskı ile biz okuyuculara sunulmuştur. İlk baskısını Nisan 2024’te İstanbul’da yapmış ve hemen arkasından mayıs ayında 3. baskıya girmiştir. Yahya İbrahim Sinvar, 1948 yılında Nekbe felaketinde, Askalan’dan Gazze Şeridi’ne hicret eden Filistinli…

Okumaya devam edin Diken ve Karanfil

İzzeddin Kassâm’dan Mektup Var

Memleketime geldiğimde fakir bir halk buldum. Fakirliğin yanı sıra cehalet de çok yaygındı. Batılılar adım adım topraklarımızı işgal ediyor, zihinlerimizi esir alıyordu. İşin kötüsü, millet bunun farkında değildi. Ekonomik şartları iyileştirmek, milletin eğitim seviyesini yükseltmek ve halkın birçoğunun göremediği işgal ve esarete karşı insanları harekete geçirmek, bir direniş başlatmak gerekiyordu. Babam beni âlim olayım diye göndermişti Mısır’a ancak ben bir mücadele adamı, bir dava adamı olmuştum. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Kardeşlerim! Ben, İzzeddin Kassâm. Bir Osmanlı neferiyim. 1882 yılında dünyaya geldiğimde Devlet-i Aliyye’yi, sonraları adı Filistin’le, Kudüs’le özdeşleşecek olan Sultan II. Abdülhamîd Han Hazretleri idare ediyordu. O sultan ki, yıkılmaya yüz…

Okumaya devam edin İzzeddin Kassâm’dan Mektup Var

Salahaddin Eyyûbî’den Mektup Var

Dostlarım! Bundan sonra Kudüs ve Mescid-i Aksâ, sizlere emanettir. Rabbimin hıfz u inayeti, güç ve kuvveti, nusreti ve bereketi daim sizinle olsun. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Evlatlarım, kardeşlerim, dostlarım, davadaşlarım! Sizleri Rabbimizin selamıyla selamlarım, israsıyla ve miracıyla Kudüs’ümüzü şereflendiren Allah’ın Elçisi Muhammed Mustafa’ya en derin saygılarımı sunarım, onun ashabını, mücahidlerini hürmet ve rahmetle anarım. Ben bir Selçuklu evladıyım. Tikrit’te doğduğumda yıl, 1138 idi. Babam o günlerde Selçukluların Tikrit valisiydi, Musul Atabegi İmadüddin Zengi’nin dostuydu. Bu dostluk, doğduğum yılda ailemin Tikrit’ten Musul’a gitmesine vesile oldu. Artık Zengi’nin hizmetindeydi. Ben bir yaşındayken Zengi Ba’lebek’i zaptedince babamı bu şehrin valisi yaptı. Amcam Esedüddin Şîrkûh…

Okumaya devam edin Salahaddin Eyyûbî’den Mektup Var

Filistin’e Yahudi Göçü Projesinin Arka Planı -II-

Aslında bu raporda da belirtildiği üzere mesele gayet açıktır. Yahudilerin Beni İsrail devleti kurma emellerine engel olma açısından Filistin arazisine sahip çıkılması birinci derecede önem arzetmektedir. Bu sebeple bir tedbir olarak aşiretler arasında ihtilaflı bulunan araziler daha önceden Hazine-i Hassa tasarrufuna alınmıştır. Mustafa Özsaray Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. *Bu yazının ilk bölümü, 35. sayımızda (Şubat 2024) yayınlanmıştır. Arşiv belgeleri ışığında Yahudilerin Filistin’e göçü ve orada bir devlet kurma projesini ele aldığımız yazımızın birinci bölümünde1890 yılına kadar gelişen olaylar ve alınan tedbirleri açıklamıştık. Yazının ikinci bölümünde ise 1891’den İngilizlerin Filistin’e hakim oldukları zamana kadar gelişen olaylardan bahsedeceğiz. Yazının birinci bölümünde de vurgulandığı gibi Yahudilerin Filistin’deki…

Okumaya devam edin Filistin’e Yahudi Göçü Projesinin Arka Planı -II-

Ebu Ubeyde’nin İşaret Parmağı

Her seslenişinde farklı ayetler okuyarak başladığı konuşmasına, önce Arapları sonra Müslümanları ve dünyanın diğer özgür insanları diye nitelendirdiği halkları selamlayarak başladığı konuşmasına, işaret parmağını kaldırarak İsrail’e tehditler üstüne tehditler yağdırarak bu savaşın psikolojik galibi olmaya devam ediyor. İşaret parmağı havadayken konuşmanın içerikleri çok fazla yörüngelere sahip olsa da olayın sıcaklığı ile şu an bu konuşmaları derinlemesine analiz yapamıyoruz. Gözde ÇİMEN 7 Ekim’de başlayan Aksa Tufanı’nın üzerinden yüz günü geçti. Dünya Müslümanları ve geri kalan vicdan sahipleri için insanlık adına fazlasıyla zor bir yüz günden fazlası olsa da sahada mücahitler savaşmaya devam ediyor. İsrail tarafı bu savaşın daha uzun süreceğini söyleye dursun bu süreçte hepimizin hayatına…

Okumaya devam edin Ebu Ubeyde’nin İşaret Parmağı

Hüzne Boğulmuşken Bayram Neşesi Olur mu?

Geçmişe hızlıca bir göz attığımızda Müslümanların kendi içinde ya da diğerleri ile olan ilişkilerinde zuhur eden sıkıntılı dönemlerin Peygamberimizin daha hayatında iken başlayıp daha sonra da kesintisiz bir şekilde devam ettiğini rahatlıkla görebiliriz. Bundan ötürü hayatın akışı içinde kaçınılmaz olan hüzün ve neşeyi birbirinin kardeşi olarak görme becerisini geliştirmek toplumların selameti açısından hayati önem taşımaktadır. Müslümanların dünya ve hayat algısı, sürekli olarak korku ve ümit arasında kalması, vasat ümmet olarak şahitlik görevini üstlenmiş olması, hayatın inişli çıkışlı, acı ve tatlı olaylarına karşı dengeli bir ilişki kurmasını kolaylaştırmıştır. İsa ÖZÇELİK Her toplumun önem verdiği bazı zaman dilimleri ve mekanlar vardır. Değer verilen bu zaman ve mekanlar…

Okumaya devam edin Hüzne Boğulmuşken Bayram Neşesi Olur mu?

Zulümden Başı Dönen Dünya

Taş taş üstüne baş baş üstüne bırakmamaya and içmiş İsrail, ABD ve diğer müttefikleri kadın erkek, genç yaşlı demeden, en çok da Firavunvari bir hınçla çocukları gece gündüz hiç durmadan 118 gündür katlediyor. Nihal PAKIRDAŞI Haydar-ı Kerrâr Hz. Ali, bir savaş esnasında düşmanı olan yiğitle epeyce vuruşarak sonunda onu yere yıkıp öldürmek üzereyken o düşman askeri Hz. Ali'nin mübarek yüzüne tükürdü. Bunun üzerine Hz. Ali düşmanını bırakarak ayağa kalktı: -Yürü git, seni öldürmekten vazgeçtim, serbestsin, dedi. Savaşçı bu duruma şaştı: -Beni alt edip öldürmek üzereyken neden vazgeçtin. Seni ne alıkoydu? diye sordu. Hz. Ali cevap verip şöyle dedi: -Ben seninle Allah yolunda ve sırf Allah'ın…

Okumaya devam edin Zulümden Başı Dönen Dünya

Hz. Muhammed’in (a.s.) Medine Yahudileriyle Mücadelesi

Medine Belgesi, açıkça Yahudilerin Mekke müşriklerine veya onların iş birlikçilerine bir yardım yahut himaye hakkı vermelerini yasaklamıştır. Medine’ye bir düşman saldırısı halinde, buna karşı çıkmak üzere bir Müslüman-Yahudi ittifakı yapılacaktır. Şehrin savunulması için girişilecek savaşların masrafları, taraflarca karşılanacaktır. Fakat Medine dışında yapılacak bir savaşta hiçbir topluluk diğerine yardımda bulunma sorumluluğu taşımaz. Müslümanların çıktıkları savaşlara Yahudilerin katılması, Hz. Muhammed'in müsaade ve rıza göstermesine bağlanmıştır. Yahudiler, Müslümanlara düşman olan Mekkelilere bundan böyle eman hakkı tanımayacaklardır. Rıza SAVAŞ Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni. İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi Gazze’de dünyanın gözü önünde büyük bir katliam ve soykırım yaşanıyor. Bu vahşete gösterilen tepkiler katil İsrail devletini bütün kanun, kural…

Okumaya devam edin Hz. Muhammed’in (a.s.) Medine Yahudileriyle Mücadelesi

Gazze’nin Afakını Sarmışsa Çelik Zırhlı Duvar…

Ekranların ancak buğulu verebildiği tahammülü imkânsız görüntüler eşliğinde küçücük bir karada yaşatılan soykırıma, deyim yerindeyse canlı yayında şahit oluyoruz. Onlarca yıldır sürmekte olan işgale karşı topraklarında direnen bir halk ile dünyanın en gelişmiş ülke yönetimlerinin her türlü desteğini arkasına alan nükleer silah sahibi haydut bir devletin orantısız savaşında vahşet çıtası, her geçen gün yeni bir seviyeye çıkıyor. Kemal Mansur Çizgi: Z. Hilal ÖZDER 27 Eylül’de, yani Hamas’ın 7 Ekim’deki Kudüs Tufanı operasyonundan kısa bir süre önce, NATO Askeri Komite Başkanı Hollandalı Amiral Rob Bauer, beraberindeki heyetle birlikte İsrail’i ziyaret etmiş, Gazze sınırındaki güvenlik duvarını gezmişti. İsrailli yetkililer güvenlik duvarını ve kullandıkları yapay zekâ teknolojisini, büyük…

Okumaya devam edin Gazze’nin Afakını Sarmışsa Çelik Zırhlı Duvar…

Gazze’den Gazveye Bir Esaretin Öyküsü

1947'deki 181 sayılı Birleşmiş Milletler’in paylaşım planına göre Gazze, Arap devletine bırakıldı. 1948 Arap-İsrail Savaş’ından sonra şehrin yönetimi Mısır'a verildi. Gazze’nin nüfusu İsrail tarafından ele geçirilen yakın şehir, kasaba ve köylerden kaçıp gelenlerle birlikte büyük oranda arttı. 1957 yılında Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır Gazze’de eğitim seçeneklerinin ve yerel hizmetlerin geliştirilmesini, konut yapımını ve yerel kolluk kuvvetlerinin oluşturulmasını da içeren bir dizi reform politikasını açıkladı. Celil BOZKURT Doç. Dr., Düzce Üni. Akçakoca Bey Siyasal Bilgiler Fak. il Tarih İçinde Gazze Gazze, Akdeniz’in güney doğu kıyısında bulunan 365 km² yüzölçümündeki Gazze Şeridi’nin en büyük şehridir. Bölge nüfusunun yaklaşık 2.375.000 olduğu tahmin edilmektedir. Bölgenin kuzeyinde bulunan Gazze’nin…

Okumaya devam edin Gazze’den Gazveye Bir Esaretin Öyküsü