Bu bağlamda dijital haz, doyurucu bir tatminden ziyade, sıkıntı ve boşluk hissini geçici olarak bastıran bir işleve sahiptir. Birey, yalnız kaldığında ya da içsel bir gerilim yaşadığında dijital uyaranlara yönelerek bu duygularla teması erteler. Ancak bu kaçınma, uzun vadede duygusal düzenleme kapasitesinin daha da zayıflamasına yol açar. Dijital bağımlılık bu yönüyle haz arayışından çok, haz yoluyla duygudan kaçınma biçimi olarak değerlendirilebilir.
Feyza GENÇ
Psikolog

1. Giriş
Haz, modern bireyin yaşamında yalnızca keyif veren bir deneyim olmaktan çıkmış; giderek duygusal düzenlemenin merkezi bir aracı haline gelmiştir. Dijital teknolojilerin hızlandırdığı gündelik yaşam; bireyin sıkıntıya, belirsizliğe ve duygusal boşluğa tahammül kapasitesini azaltırken haz çoğu zaman bu zorlayıcı duygulanımlarla başa çıkmanın hızlı ve geçici bir yolu olarak işlev görmektedir. Bu bağlamda haz, deneyimlenen bir tatminden ziyade, hissedilmek istenmeyen duyguların bastırılmasını sağlayan psikolojik bir düzenek halini almaktadır (Bauman, 2017).
Bağımlılık olgusu sıklıkla belirli bir maddeye ya da davranışa indirgenerek ele alınsa da klinik gözlemler ve kuramsal yaklaşımlar bağımlılığın özünde bireyin hazla kurduğu ilişkinin niteliğine işaret etmektedir. Dijital medya kullanımı, pornografi, alkol ya da kumar gibi farklı görünümler altında ortaya çıkan bağımlılık örüntüleri; yüzeyde birbirinden ayrışsa da ortak bir işlev etrafında şekillenmektedir: içsel gerilimi azaltmak, boşluk hissini ertelemek ve duygusal acıyla teması kesmek (Khantzian, 1997).
Bu yazı, modern bağımlılık türlerini ayrı kategoriler halinde sınıflandırmak yerine, onları mümkün kılan ortak psikolojik dinamikleri anlamayı amaçlamaktadır. Hazza yönelimdeki artış, bekleyebilme kapasitesindeki zayıflama ve eksikle kurulan ilişkinin dönüşümü, bağımlılığı yalnızca bireysel bir sorun olmaktan çıkararak çağın ruhuyla ilişkili bir fenomen haline getirmektedir.
2. Hızlı Haz Kültürü ve Duygu Düzenleme
Modern toplumda haz, gecikmeye tahammül etmeyen bir yapı içerisinde sunulmaktadır. Dijital platformlar, tüketim pratikleri ve anında erişim olanakları, bireyin arzu nesnesine hızlıca ulaşmasını mümkün kılarken; bu durum bekleme, yoksunluk ve eksiklik deneyimlerinin giderek daha az tolere edilebilir hale gelmesine yol açmaktadır. Oysa psikodinamik açıdan bakıldığında, hazza erişimin ertelenebilmesi ruhsal yapılanmanın temel bileşenlerinden biridir (Freud, 1920/2018).
Duygu düzenleme becerilerinin yeterince gelişmediği ya da travmatik yaşantılarla sekteye uğradığı durumlarda birey, haz veren uyaranları bir tür dışsal düzenleyici olarak kullanmaya başlar. Bu noktada haz, içsel süreçlerin yerine geçen bir araç işlevi görür. Khantzian’ın (1997) kendini tedavi etme hipotezi, bağımlılık yaratan maddelerin ve davranışların bireyin tolere etmekte zorlandığı duygulanımları düzenleme amacıyla seçildiğini öne sürmektedir. Bu düzenleyici işlev, modern bağımlılıklarda yalnızca maddelerle sınırlı kalmamakta; dijital ve davranışsal bağımlılık biçimlerinde de belirgin biçimde görülmektedir.
2.1. Dijital Bağımlılık: Sürekli Uyarılma ve Yüzeysel Haz
Dijital bağımlılık, modern bağımlılıkların en yaygın ve görünür biçimlerinden biridir. Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve çevrimiçi içerikler, kısa süreli ve tekrarlayıcı haz deneyimleri sunarak bireyi sürekli bir uyarılma hali içinde tutmaktadır. Bildirimler, beğeniler ve sonsuz kaydırma mekanizmaları, beynin ödül sistemini aktive ederek davranışın tekrarını pekiştirmektedir (Volkow, Koob & McLellan, 2016).
Bu bağlamda dijital haz, doyurucu bir tatminden ziyade, sıkıntı ve boşluk hissini geçici olarak bastıran bir işleve sahiptir. Birey, yalnız kaldığında ya da içsel bir gerilim yaşadığında dijital uyaranlara yönelerek bu duygularla teması erteler. Ancak bu kaçınma, uzun vadede duygusal düzenleme kapasitesinin daha da zayıflamasına yol açar. Dijital bağımlılık bu yönüyle haz arayışından çok, haz yoluyla duygudan kaçınma biçimi olarak değerlendirilebilir (Kardefelt-Winther, 2014).
2.2. Pornografi Bağımlılığı: Haz ve Yakınlığın Ayrışması
Pornografi bağımlılığı, haz ve yakınlık arasındaki bağın belirgin biçimde çözüldüğü bir bağımlılık biçimi olarak öne çıkmaktadır. Cinsel uyarılma, duygusal temas ve karşılıklılık içermeyen bir bağlamda deneyimlenirken; haz, ilişkisellikten bağımsız ve kontrol edilebilir bir hale gelir. Bu durum, bireyin gerçek ilişkilerde yaşanabilecek belirsizlik, reddedilme ya da kırılganlık gibi duygulardan kaçınmasını mümkün kılar (Gola & Potenza, 2016).
Pornografik haz, anlık ve yoğun olmakla birlikte çoğu zaman utanç ve suçluluk duygularıyla iç içe geçer. Bu duygular, bireyin tekrar pornografiye yönelmesine zemin hazırlayan bir döngü oluşturur. Böylece haz, rahatlatıcı bir deneyim olmaktan çıkar; bireyin kendisiyle kurduğu ilişkiyi daha da zorlaştıran bir düzenek haline gelir. Bu bağlamda pornografi bağımlılığı, haz arayışından çok, yakınlıktan kaçınmanın bir yolu olarak ele alınabilir.
2.3. Alkol ve Madde Kullanımı: Hazzın Anestezik İşlevi
Alkol ve madde kullanımı, bağımlılık literatüründe en çok çalışılan alanlardan biri olmakla birlikte, modern bağımlılıklarla benzer psikolojik işlevler taşımaktadır. İlk kullanım çoğu zaman rahatlama, gevşeme ya da sosyal uyum sağlama amacıyla başlarken; zamanla haz verici etkiden çok, “normal hissetme” ihtiyacına hizmet eder hale gelir (Koob & Le Moal, 2008).
Bu noktada haz, acıyı azaltan ya da duygusal duyumu körelten bir anestezi işlevi görür. Birey, kaygı, öfke ya da boşluk gibi duygularla temas etmek yerine, bu duyguları madde aracılığıyla susturmayı tercih eder. Ancak bu susturma çabası, uzun vadede bağımlılık döngüsünü derinleştirir ve bireyin duygusal düzenleme kapasitesini daha da zayıflatır.
2.4. Kumar Bağımlılığı: Haz, Risk ve Umut
Kumar bağımlılığı, haz ile umut duygusunun iç içe geçtiği özgül bir bağımlılık biçimi sunar. Buradaki haz, yalnızca kazanma anına değil; beklentiye, riske ve olasılıklara yüklenen anlama da bağlıdır. Kumar oynama süreci, bireye kontrol ve güç hissi sunarken; kayıplar çoğu zaman bu fanteziyi sona erdirmek yerine daha da pekiştirir (APA, 2013).
Kumar bağımlılığında haz, mevcut yaşam koşullarından kaçış ve geleceğe dair ani bir dönüşüm umudu ile beslenir. Bu yönüyle kumar, yalnızca maddi kazanç arayışı değil; varoluşsal bir çıkış arzusunun ifadesi olarak da değerlendirilebilir.
3. Ortak Psikolojik Zemin: Hazla Kurulan İlişkinin Bozulması
Dijital, pornografik, maddesel ya da davranışsal bağımlılık biçimleri farklı görünümler sunsa da ortak bir psikolojik zeminde buluşmaktadır. Bu zemin, bireyin zorlayıcı duygularla baş etme kapasitesinin sınırlı olması, bekleyebilme becerisinin zayıflaması ve eksikle temas etmekte yaşanan güçlüklerle karakterizedir. Haz, bu noktada bir ödül olmaktan çıkarak duygusal düzenlemenin yerine geçen bir araç halini alır.
Bağımlılık döngüsünde haz, kısa vadede rahatlatıcı bir etki sağlarken; uzun vadede bireyin kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi daraltır. Bu daralma, bağımlılığın yalnızca bırakılması gereken bir davranış değil, anlaşılması gereken bir ilişki biçimi olduğunu göstermektedir.
4. Sonuç
Modern bağımlılıklar, bireyin hazla kurduğu ilişkinin dönüşümünü görünür kılmaktadır. Dijital uyaranlar, pornografi, alkol ya da kumar; her biri farklı biçimlerde olsa da ortak bir ihtiyaca yanıt verir: hissedilmesi zor olan duygulardan kaçınmak. Bu bağlamda bağımlılıkla çalışmak, yalnızca davranışı ortadan kaldırmaya değil; bireyin haz, acı ve eksikle kurduğu ilişkiyi yeniden yapılandırmaya odaklanmalıdır.
Belki de iyileşme, hazdan vazgeçmek değil; hazla daha gerçek, daha sınırlı ve daha ilişkisel bir bağ kurabilmekle mümkündür.
Kaynakça:
American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). Washington, DC: Author.
Bauman, Z. (2017). Akışkan modernite. İstanbul: Can Yayınları.
Freud, S. (2018). Haz ilkesinin ötesinde (Çev. A. Babaoğlu). İstanbul: Metis. (Orijinal çalışma 1920).
Gola, M., & Potenza, M. N. (2016). Parallels between compulsive sexual behavior and substance use disorders. Current Addiction Reports, 3(2), 131–140.
Kardefelt-Winther, D. (2014). A conceptual and methodological critique of internet addiction research. Computers in Human Behavior, 31, 351–354.
Khantzian, E. J. (1997). The self-medication hypothesis of substance use disorders. American Journal of Psychiatry, 152(8), 1259–1264.
Koob, G. F., & Le Moal, M. (2008). Addiction and the brain antireward system. Annual Review of Psychology, 59, 29–53.
Volkow, N. D., Koob, G. F., & McLellan, A. T. (2016). Neurobiologic advances from the brain disease model of addiction. New England Journal of Medicine, 374(4), 363–371.
