İslam’ın Bağımlılık Problemine Bakışı

Yoksunluk belirtileri ise kolay kızma ya da öfkelenme, baş dönmesi, iştah artışı, kas kasılmaları, tansiyon düşmesi, uykusuzluk, çökkünlük ve nikotin alma isteği şeklinde kendini göstermektedir.

Mustafa Özsaray

 Dr. Öğr. Üyesi, FSMVÜ İslami İlimler

“Biz gerçekten insanı en güzel biçimde yarattık.”[1] ayeti insanın ruh ve beden bakımından yaratılışındaki üstünlüğe işaret etmektedir. Doğruyu yanlıştan ayırma melekesi olan akılla desteklenen insana, mükemmel yaratılışını koruması ve derecesini yükseltebilmesi için iman kabiliyeti de verilmiştir. O halde, Allah’a iman eden ve salih ameller işleyen insan kendi değerini bilir. Fıtratını koruma konusunda duyarlı olur. Kabiliyetini kendini olgunlaştırma ve yükseltmeğe hasreder. Mükemmelliğine zarar verecek davranışlara ve alışkanlıklara meyletmekten kaçınır.

İnsan yaratılışı gereği sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmeyi arzu eder. İnsanın bu arzusuna ulaşabilmesi için İslamiyet’in temel gaye olarak belirlediği can, akıl, din, nesil ve malı koruma hususunda şuurlu olması ve bu değerleri tehdit eden tehlikelerin farkında olması lazımdır. İşte zararlı alışkanlıklar ve bunun neticesinde oluşan bağımlılık da bu tehlikeler arasındadır.

Bağımlılık Nedir?

Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programına göre; bağımlılık kişinin kullandığı bir madde, alkol, nesne veya yaptığı bir davranış üzerinde kontrolünü kaybetmesidir. Kullanım/davranış sıklığı azaldığında veya kesildiğinde huzursuzluk, uykusuzluk ve öfke gibi yoksunluk belirtileri görülür.[2]

Bağımlılık Kriterleri Nelerdir?

Dsm 5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı (2013)’da yer alan bağımlılık kriterleri şunlardır: Tasarlandığından daha uzun süreli kullanım, geçmişte başarısız bırakma girişimleri, zamanın çoğunu madde bulmak için ayırmak, olumsuz etkileri ve zarar görmesine rağmen kullanmaya devam etmek, madde kullanım isteği, tolerans (kullanılan madde miktarının yeterli gelmemesi sebebiyle giderek artırılması) ve yoksunluk duygusu oluşması.[3]

Bağımlılığın sebepleri nelerdir?

Birçok etken bağımlılığa neden olabilmektedir. Özellikle psikolojik ve biyolojik etkenler bağımlılık sürecini etkilemektedir. Kişi merak ve korku duygusuyla kullanımı denemek isteyebilir. Bir kereden bir şey olmaz düşüncesi ile kullanım gerçekleşir. Daha sonra maddeyi kullanmayı sürdürdükçe beyindeki dopamin hormonunun zarar görmesi sonucunda beyin doğru çalışmaz ve bağımlılık ortaya çıkar. Bu sebeple bağımlılık bir beyin hastalığı olarak da kabul edilmektedir.[4]

Bağımlılık Türleri ve Zararları

1. Alkol Bağımlılığı

Alkolün yinelenen bir biçimde veya sürekli kullanımından kaynaklanan kullanım bozukluğudur.[5] Alkol bağımlılığı maddi olarak zarara yol açtığı gibi psikolojik ve bedensel yönden de birçok probleme sebep olmaktadır. Alkol bağımlığının psikolojik zararları farklı maddelere bağımlılık riski, duygu durum bozuklukları, depresyon, kaygı, şizofreni ve kişilik bozuklukları olarak sıralanabilir. Alkol bağımlılığının bedensel zararları ise karaciğerde büyüme, yağlanma, sarılık, kanser ve siroz, yüksek tansiyon, kalpte büyüme ve ani kriz, damar tıkanıklıkları, beyin işlevlerinde bozulmalar, hormonların bozulması ve sinir sistemi şeklinde sayılabilir.[6]

2. Tütün Bağımlılığı

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre en az bir aydır düzenli olarak tütün mamulleri kullanan ve bununla ilgili diğer belirtileri taşıyan kişiler bağımlı sayılmaktadır. Tütünde bulunan nikotin bağımlılık yapmaktadır. 90-120 dakika alınmadığında yoksunluk belirtileri ortaya çıkmaktadır. Ancak bir uzman desteğiyle yoksunluk duygusundan kurtulmak mümkün olmaktadır. Yoksunluk belirtileri ise kolay kızma ya da öfkelenme, baş dönmesi, iştah artışı, kas kasılmaları, tansiyon düşmesi, uykusuzluk, çökkünlük ve nikotin alma isteği şeklinde kendini göstermektedir. Tütün sadece kullanana değil, dumanına maruz kalan kimselere de büyük zararlar vermektedir. Kapalı ortamda dumana maruz kalmak tehlikeyi büyütmektedir. Özellikle küçük yaştaki çocuklar bağımlı ebeveynleri sebebiyle bu tehlike ile yüz yüze kalmakta ve pasif içici olmaktadırlar. Yine tütün bağımlılığı sebebiyle çok büyük miktarlarda paralar tütün kartellerinin cebine gitmektedir.

Tütün bağımlılığı birçok hastalığa sebep olmaktadır. Kanser, kalp ve damar hastalıkları, diyabet, solunum hastalıkları, gastrit, ülser gibi mide hastalıkları, diş hastalıkları, erken doğum, düşük doğum, çocukta gelişim bozuklukları ve annede süt kesilmesi bu hastalıklar arasındadır. Tütün kullanımı erken ölümün de önde gelen nedenlerindendir. Tüm ölümlerin yüze 18’i üzerinde etkisi olduğu bildirilmektedir.[7]

3. Kumar Bağımlılığı

Kumar bağımlılığı davranışsal bağımlılıklar arasında yer almaktadır. Emek olmadan kolay para kazanma hırsının sebep olduğu bu hastalık internetin yayılması ile çevrimiçi kumar şeklinde de görülebilmektedir. Bu bağımlılığa bahse girme, kumar oynama davranışından vazgeçememe, zihnin sürekli kumarla meşgul olması, diğer ilgi alanlarından daha önde gelmesi, artan kumar oynama motivasyonu eşlik etmektedir.[8] 

Kumar bağımlılığının zararlarına gelince bunlar da maddi kayıplar, kişinin ve aile çevresinin psikolojisinin bozulması, aile geçiminin ihmal edilmesi, aile fertlerine şiddet gösterilmesi ve kavgalar çıkması şeklinde sıralanabilir. Yine kumar sebebiyle aile yuvaları dağılmakta, boşanmalar artmakta ve hırsızlık ve cinayetler meydana gelmektedir. Burada en büyük zararı da kumar oynayanın aile ve çocukları görmektedir. Özellikle çocukların eğitim hayatında aksamalar yaşanmaktadır.

4. Madde Bağımlılığı

Madde bağımlılığı Dünya Sağlık Örgütünün, 11. revizyonunu yayımladığı Uluslararası Hastalık Sınıflandırması El Kitabı’nda (ICD-11) madde kullanımına bağlı bozukluklar adı altında sınıflandırılmaktadır. Vücuda girdiğinde davranışsal, ruhsal ve beden üzerinde değişikliklere neden olan, bağımlılık yapabilen kimyasal maddelere bağımlılık yapıcı maddeler denilmektedir. Bu maddeler tıp kaynaklarında psikoaktif madde olarak da geçmektedir.[9]

Madde bağımlılığı da ekonomik, psikolojik, bedensel ve güvenlik açılarından birçok zararlara sebep olmaktadır. Özellikle sağlık sorunları dikkat çekmektedir. Ruhsal bozukluklar, uyku bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, sinir sistemi hasarları, beyin işlevlerinde hasarlar, akciğer ve kalp hastalıkları, felç, kanser, zihinsel bozukluklar, hiv, hepatit c gibi bulaşıcı hastalıklar ve erken ölümler ciddi sağlık sorunları bu alışkanlık sebebiyle ortaya çıkmaktadır.[10]

5. Teknoloji ve İnternet Bağımlılığı

Teknoloji ve internetin bilinçli olmayan, kontrolsüz bir şekilde kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan davranışsal bağımlılıklar; oyun oynama bozukluğu, sanal kumar oynama bozukluğu, sosyal medyanın ve akıllı telefonun aşırı kullanımı gibi bağımlılık yapıcı alt davranışlarla kendini gösteren bağımlılık türü teknoloji bağımlılığı olarak tanımlanmaktadır.[11]

Burada oyun oynama bozukluğu daha çok öne çıkmaktadır. Bunun belirtileri ise birincisi çevrimiçi ve çevrimdışı oyunun kişinin hayatında öncelikli olması, oyunun her şeyden daha değerli sayılması, ikincisi kişinin dijital oyun davranışı üzerinde kontrolünü kaybetmesi, üçüncüsü de kişinin okula, işe gidememesi, derslerinde ve işinde problem yaşaması, aile yaşamını aksatmasıdır. Teknoloji ve internet bağımlılığı aktivite azlığı, sağlıksız beslenme, görme ve işitme problemleri, kas ve iskelet problemleri, depresyon, sinirlilik, öfke ve can sıkıntısına yol açmaktadır[12]

Teknoloji bağımlığında özellikle çocuk ve gençlerin içerik riskleri ve kumar bağımlılığı ile karşı karşıya kalması da söz konusu olmaktadır. Yaşlarına uygun olmayan bu içerikler hakkında çocuklar ve gençler bilgilendirilmelidir. Çünkü sanal oyunlarda kumar da olabilmektedir. O halde çocuk ve gençlerin internette kalma süreleri diğer faaliyetlerini aksatmayacak şekilde sınırlandırılmalı ve kendileri teknoloji bağımlılığının zararları konusunda bilgilendirilmelidir.[13]

İslam’ın Bağımlılık Problemine Bakışı

İslam, iman ve ibadet esasları ile ahlaki esasları vazederken birey ve toplumun mutluluk ve selametini sağlamayı da gaye edinir. Bu çerçevede “makâsıd-ı hamse” diye adlandırılan beş temel esasa önem verir. Bunlar, dinin korunması, aklın korunması, canın korunması, neslin korunması ve malın korunmasıdır. İşte bu temel esasları tehdit eden problemlerden biri de bağımlılıktır. O halde bağımlılık olsun veya başka bir takım zararlı alışkanlıklar veya davranışlar olsun bu tehlikelerden kurtulup iyi bir insan olmayı hedeflemek gerekir.

Kendi değerinin farkında olarak iman, ibadet ve ahlaki esaslara göre yaşayan insan İslami literatürde iyi insan olarak tanımlanır ve bu insana salih insan da denilmektedir. Salih insan Allah’ın emir ve yasakları hakkında öncelikle bilgi sahibi olup bunların gereklerini yerine getirmede hassas davranan kişidir. Allah Kur’an’da insanı en mükemmel şekilde yarattığını belirtiyor. O halde insanın fıtratını muhafaza ederek kemale ermesi ve öncelikle kendisi, ailesi, milleti ve tüm insanlık için yararlı bir kimse olması gerekir. Bunun için de iyilikleri yaparken zararlı alışkanlıklardan uzak durması lazımdır.

Maddi, manevi ve sağlık açısından zararlara yol açan bağımlılıkların başında gelen içki ve kumar, “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi iğrenç şeylerden ibarettir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”[14] âyetiyle haram kılınmıştır. Görüldüğü gibi felaha ermek, yani dünyada sağlık ve mutluluk içinde yaşayabilmek ve ahirette de Allah’ın hoşnutluğunu kazanabilmek için bunlardan uzak durulması müminlere emredilmiştir. Bu ayetle içki ve kumar kesin bir şekilde yasaklanmıştır. Ondan sonraki ayette “Şeytan içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister”[15] buyurularak bunların yol açtığı ahlâkî ve dinî konulardaki zararlar hatırlatılmıştır. Çünkü içki akla, cana, mala ve nesle zarar vermektedir. Kumar da hakeza böyledir. Bunlar bağımlılık yapan şeylerdir. Bununla birlikte ben bağımlı değilim, kontrollü içiyorum, bilinçli kumar oynuyorum gibi mazeretler insanın kendisini aldatmasından başka bir şey değildir. Dinimiz içki ve kumarı haram saymıştır. Bunun azı da çoğu haram kabul edilmiştir. Bunların haram kılınması da “sedd-i zerayi”, yani kötülük ve zararı önleme ilkesi gereğincedir. Hadislerde de içkinin haramlığı ortaya konmuştur. Şöyle ki: “Her sarhoşluk veren şey içkidir ve her sarhoşluk veren şey haramdır. Bir kimse dünyada şarap içer de ona devam ederken tevbe etmeden ölürse, âhirette (Cennet) şarabı içemez.”[16] 

“Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır.”[17]

Ebu’d-Derdâ (r.a) şöyle demiştir: Canımdan çok sevdiğim Resûlullah bana şu tavsiyede bulundu: “Sakın içki içme, çünkü o bütün kötülük ve şerlerin anahtarıdır.”[18] 

İslam hukukçuları uyuşturucu madde kullanımını da bunların müskir (yani sarhoş edici) olmaları ve başka zararları sebebiyle haram saymıştır.  Fakihler uyuşturucu kullanmanın haramlığı noktasında birleşmişlerdir. İnsanları uyuşturucu müptelası yapmak maksadıyla bu ürünleri üretenler, alanlar, satanlar, aracılık edenler de haram işlemektedir. Bu maddelere alışanların kendileri ve ailelerinin uğradıkları maddi ve manevi zararlar göz önüne getirildiğinde bütün insanlığa karşı bu ürünlerin ticaretini yapanlar suç işlemektedirler. İslam’ın din, can, akıl, nesil ve mal emniyetinin sağlanması konusundaki hedefi dikkate alındığında alkollü içkiler gibi uyuşturucuların da kişinin can, mal, akıl, nesil ve dinine zarar verdiği aşikârdır. Bu temel hedeflere zarar veren şeyler yasak olduğu gibi uyuşturucu maddeler de bu kapsamda sayılmaktadır.   

Tütünün insan sağlığı üzerinde pek çok zararlı etkisi vardır. Bilimsel olarak bu ortaya konulmuştur. Tütün ürünleri bağımlılık yapmaktadır. Bunun sonucunda can, mal ve nesiller zarar görmektedir. Buna müptela olanlar sağlığını ciddi şekilde kaybetmektedirler. İnsanlar tütün sebebiyle birçok başka zararlı alışkanlıklara da maruz kalmaktadır. Bu hastalıkların pek çoğu da ölümle neticelenmektedir. Dolayısıyla sigara bunun sebebi olmaktadır.

Elbette burada şu hususu belirtmemiz gerekir. İnsan nefsi arzularına yenilerek yanlış düşüncelere ve yollara saptığında, yanlış arkadaş seçimi ile hatalar yaptığında, çeşitli sebeplerle haram şeylere bulaştığında Allah ona pişman olma, yani yapılan hatalardan dönme imkânı vermiştir. Tevbe kapısı daima açık tutulmuştur. Aslında bağımlı duruma düşen insanlar bir noktada pişman olmakta ve bundan kurtulmak istemektedirler. İşte bunun için çeşitli nedenlerle haramlara bulaşan ve bağımlı olan kişilerin bu yanlışlardan dönebilmesi için kendileri dışlanmamalı, hatalardan dönebilmesi için destek olunmalıdır. Bu konuda özellikle kendilerine manevi olarak rehberlik etmek âlimlerin görevlerindendir.  

İslam bilim ve teknolojinin gelişmesi ve bunların insanın yararına kullanılmasını istemektedir. Çünkü dinimiz akletmeyi, düşünmeyi, varlık âlemine ibretle bakmayı ve yeryüzünü imar ve ıslah etmeyi emretmektedir. Araştırma ve incelemeler sonucu her geçen gün yeni buluşlar ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte bilimsel çalışmalar sonucu bulunan her yeni keşif doğru kullanıldığında yeni imkânlar getirirken yanlış kullanıldığında ise yeni sorunlara sebep olabilmektedir. Özellikle bu buluşları kimin bulduğu da burada önemlidir. Bilime ve teknolojiye hâkim olanlar uygulama programlarını da belirledikleri için kendi dünya görüşleri doğrultusunda kitleleri yönlendirebilmektedir. Bu yönlendirme siyasi ve ekonomik açıdan daha çok devletleri ilgilendirirken içerikleri açısından ise fertleri ve toplumları ilgilendirmektedir.  Maalesef teknoloji bağımlılığı bilgisayar ve internetle birlikte gündeme hızla girmiş ve buna çok fonksiyonlu cep telefonlarının eklenmesiyle bütün dünyanın neredeyse ortak sorununa dönüşmüştür. Gelinen noktada teknoloji bağımlılığı denilince artık internet ve dijital teknolojinin ortaya çıkardığı uygulamaların insanlarda bağımlılık yapması ve onları sosyal hayattan koparmasından bahsedilmektedir. Her yaştan insanda görülebilen bu bağımlılık özellikle çocuklar ve gençlerde daha tehlikeli zararlara yol açmaktadır. Teknoloji bağımlılığının en büyük zararı kişinin aklını ve iradesini elinden almasıdır. Oysa İslam insanın aklını ve iradesini kullanarak güzel ve salih işler yapmasını emretmektedir. Yine teknoloji bağımlılığı zamanın israf edilmesine sebep olmaktadır. Çok uzun süreler internette kalanların büyük ekseriyeti, içerisinde haram unsurlar da bulunan oyun ve eğlenceye dalmakta, bu da insanın dünyadaki asıl kulluk vazifelerini ihmal etmesine sebep olmaktadır. Çok uzun süreler sanal âlemde kalanlar gerçek dünya ile irtibatında ve ilişkilerinde sorunlar yaşamaktadır. İslam’a göre kulun zamanı iyi değerlendirmesi gerekir. Çünkü kul zamanı nerede geçirdiğinden de mesuldür ve sorguya çekilecektir. Dinimiz aile ve toplum düzeninde sevgi, diyalog, dayanışma ve insanların yararına olan işlerde; yani iyiliklerde yarışmayı emretmektedir. Oysa teknoloji bağımlılığı kişiyi bireyselleştirmekte ve yalnızlaştırmaktadır. Aile, okul ve toplumsal ilişkileri tahrip etmektedir.

            Öte yandan teknoloji sanal âlemde öne çıkma ve meşhur olmayı kolaylaştırmaktadır. Hatta içerikler ve programlar doğru ve yanlış ayrımı yapmadan, faydalı iş ve eserler üretmeden görünür, bilinir olmayı, moda tabirle fenomen olmayı kışkırtmaktadır. Bu uğurda çoğu insan değerlerini zedelemekten ve hiçe saymaktan çekinmemekte, yalanları dahi yaymaktan korkmamaktadır. Gerçek dünyada utanılan, çekinilen ve yapılmayan birçok hatalar ve günahlar gizlice sanal dünyada işlenmektedir. İnsanlarda utanma ve mahremiyet duygusu giderek yok olmaktadır. O halde sanal dünyadaki uygulamaların bağımlısı olmaktan da uzmanların tavsiyelerine uyarak kurtulmak gerekir. Bununla birlikte tamamen teknoloji ve internetten ayrı kalmak mümkün olmadığına göre bu imkânın faydalı yönlerinden yararlanmak ve sınırlı sürelerle orada kalmak gerekir. Teknolojiden sürekli şikâyet yerine orada faydalı içerikler üretmek de yapılması gereken hedeflerden olmalıdır. Bu konuda milli ve dini değerlerimize uygun içerikler ve uygulamalar üretilmelidir.

Din, akıl, can, mal ve nesil emniyetini ortadan kaldıran kötülüklerle mücadele etmek İslami bir görevdir. Bu değerlere zarar veren bağımlılıkla mücadele etmek de İslamiyet’in bize yüklediği sorumluluklar arasındadır. Hasıl-ı kelam bağımlılıkla mücadelede multidisipliner bir yaklaşım şarttır. Bilimsel yöntemler ve tıbbi imkânlarla yapılan mücadelenin yanı sıra manevi açıdan insana okul öncesi ailede ve eğitim hayatı boyunca kendi değerinin farkında olma ve bunu koruma konusunda duyarlılık kazandırılmalıdır. Bağımlılık yapan maddelerin zararları hakkında insanların bilgilendirilip bu hastalığa yakalanmalarını önlemek için farkındalık oluşturulması ve alınması gerekli tedbirlerin bilinmesi çok önemlidir. Bağımlıkla mücadelede farkındalık ise iki yönlü olmalıdır: Birincisi bireysel farkındalıktır. Bu hususta bağımlılığın tehlikeli sonuçlarını bilip bağımlılığa yakalanmamak ve eğer bir şekilde yakalanan varsa bundan kurtulma iradesi ve azmini göstermektir. İkincisi ise toplumsal farkındalıktır. Bu konuda ise bağımlılığa yakalananların bu problemden kurtulmasına destek olmaktır. Bu desteği ise kamu kurumları, dini kurumlar sivil toplum kuruluşları, aileler ve gönüllü bireyler vermelidir.  


[1] Tîn, 95/4.

[2] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/bagimlilik-nedir

[3] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/bagimlilik-nedir

[4] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/bagimlilik-nedir

[5] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/alkol-bagimliligi

[6] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/alkol-bagimliligi

[7] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/tutun-bagimliligi

[8] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/kumar-bagimliligi

[9] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/madde-bagimliligi

[10] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/madde-bagimliligi

[11] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/teknoloji-bagimliligi

[12] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/teknoloji-bagimliligi

[13] https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/teknoloji-bagimliligi

[14] Maide, 5/90.

[15] Maide, 5/91.

[16] Müslim, Eşribe, 73, 77; Buhârî, Eşribe, 1; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5.

[17] Ebû Dâvûd, Eşribe, 5/3681; Tirmizî, Eşribe, 3/1865.

[18] İbn-i Mâce, Eşribe, 1.