Kerîm olanın adıyla.
Sosyo-ekonomik muhtevalı bir dosyayla, infak dosyasıyla karşınızdayız. Dinimiz İslam’ın müntesiplerine kazandırmak istediği anlayış ve davranışlardan biri, diğergâmlıktır. Müslüman, kendi huzur ve rahatının, birlikte ve beraber yaşadığı insanların huzur ve rahatına bağlı olduğunun bilincinde olandır. Bunun göstergelerinden biri, toplumda ekonomik dayanışma ve yardımlaşmadır. İnsanlar kabiliyet ve imkân bakımından farklı olduklarından, ihtiyaçlarını gidermek için birbirlerine muhtaçtırlar.
Malum olduğu üzere ibadetlerimizden biri de, mali ibadetlerdir; zekât, sadaka-i fıtır, fidye, kefaret vb. Bilindiği gibi zekât ibadetinin şartları vardır, kimlerin ne zaman, ne kadar vereceği fıkıh ve ilmihal kitaplarında kâfi derecede izah edilmiştir. İnfak ekonomik, mali yardımda bulunmakla ilgili kavram ve konuların üstünde, üst ve kapsayıcı bir kavramdır. Aynı zamanda bir eğitim ve terbiye aracıdır infak. O bakımdan infakı bir okul gibi görmek, bu okuldan iyi dereceyle mezun olmak lazım.
İnfak eden, hayır hasenat yapan kaybeden değil kazanandır; Allah’ın rızasını kazanan. Dünyada ve elbette ahirette Allah’ın rızasını elde etmekten daha büyük bir devlet, daha kıymetli bir kazanç var mıdır!
Bölgemizi ve bütün dünyayı derinden sarsan ABDİsrail’in komşumuz ve kardeş ülke İran’a yaptığı hukuk ve insanlık dışı saldırganlık, son bir ayın en mühim gündem maddesi. Bunun bugün görünen sonuçları, yarın ortaya çıkacak olan sonuçlarının yanında devede kulak kalacaktır. Dünya siyasetinin ve ekonomisinin, muhtemelen I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı’nın sonuçlarından daha derin, daha etkin ve daha kapsamlı neticelere doğru gittiği bir hakikattir. Saldırganların, öngöremedikleri bir durumla karşı karşıya oldukları da başka bir hakikattir. Bu emperyalist saldırının, önce İslam ümmetinin sonra da bütün insanlığın lehine sonuçlanmasını, Rabbimizden bütün varlığımızla niyaz ediyoruz.
Söz konusu saldırı, Filistin’de; Gazze Şeridi’nde ve Batı Şeria’da yaşananları, terör devletinin Lübnan’daki katliamlarını perdeledi. Siyonazilerin en son aldıkları “Filistinli mahkûmların idam edilmesi” yolundaki karar, hem yerel hem de uluslararası kamuoyunda maalesef yeterince yer bulamadı. Sivil toplum kuruluşları, insan hakları örgütleri ve benzeri teşkilatların gösterdiği tepki, çok cılız kaldı. Bu da siyonazilerin pervasızlığını artırdı. Bardağın taşmasına az kaldı. Evet, az kaldı.
Baharın ilk günlerini yaşadığımız şu vakitlerin, bütün bir insanlık için bahar olmasını temenni ederek siz kıymetli okurlarımızı, Kerîm olana emanet ediyoruz.
