Filistin’in Kalbi

Kudüs aşkı, Aksâ tutkusu, tüm Filistinlilerin kalbinde muhkem bir yer tutar. Tüm Ortadoğu’ya savrulan milyonlarca Filistinlinin kalbi, aynı duygularla atmaktadır. Filistin, biraz da kalbinin sesini dinleyenlerin yurdu değil midir? Süleyman CERAN Minyatür: KurşunSanatçı: Mükerrem Mert                                                                                                                                “Şakırdın sanki konuşurken.”                                                                                                                                                     Mahmud Derviş Kalp sever. Kudüs’ün çocukları ne tatlıdır. Mescid-i Aksa içinde, külliyenin her yerinde koşturur, evlerinde gibi rahat hareket ederler. Budayri sebilinden su içer, birbirlerine su ile şaka yaparlar. Her Filistinli çocuğun sahip çıktığı bir Aksâ taşı vardır; üzerinde yemek yedikleri, muhabbet ettikleri, namaz kıldıkları yahut siper aldıkları yerlerdir oralar. Cümle çocuklar Ke’es şadırvanı etrafında yakalamaca oynayıp, sıcaklar bastırınca batı revaklarının gölgesine sığınır; güney…

Okumaya devam edin Filistin’in Kalbi

KUDÜS: Acziyetimizin Tescillendiği Mukaddes Emanet

Gönlü kırık, gözü yaşlı ama onurlu bir millet, ümitle bu emaneti beklemekte. Yüzyıldır bitmeyen bir çileye rağmen dimdik; bir gün emaneti kendisine tekrar teslim edeceği fatihi gözlemekte. Mülayim Sadık Kul      Kudüs Bilinci: Kudüs İmtihanımız      Kudüs… Tadı damağımda kalmakla birlikte her hatırlayışımda kalbime ince bir sızı, bitmeyen bir hüzün bırakan hatıra. Zira o, Müslümanların parçalanmışlığının, yeniden ümmet olamayışının acı sonuçlarından, Müslüman olarak her aklımıza düştüğünde yüzümüzü yere eğdiren ayıplarımızdan biri. Kudüs bu ümmetin dinmeyen gözyaşı, bitmeyen hasretidir. “Deş yarayı kabuk bağlamasın!” derler. Bazı acılar vardır ki bunların unutulmayıp hep taze kalması gerekir; ta ki bu acıya sebebiyet veren nedenler ortadan kalkıncaya dek. Bizimki de…

Okumaya devam edin KUDÜS: Acziyetimizin Tescillendiği Mukaddes Emanet

Kudüs Bir Daha Gelir mi?

Kudüs, Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar yaklaşık 400 yıl Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde kaldı. 1918 yılının sonlarına doğru yani Osmanlı’nın savaşı kaybettiği günlerde İngiltere’nin ilan ettiği Balfour Deklarasyonu’yla Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulmasına karar verildi. Bu tarihten Milletler Cemiyeti’nin taksim planını kabul ettiği 1947 yılına kadar yeni bir devletin altyapısı hazırlandı. Metin MUTANOĞLU İsrail ile Filistin arasında çözülemeyen dört temel sorun var. Bunlar; sınır sorunu ve durmaksızın genişleyen Yahudi yerleşim alanları, Kudüs’ün statüsü meselesi ve diasporadaki Filistinlilerin geri dönüş hakkı. İsrail’in resmi ilanından yani 1948’den bu yana çözülemeyen ve hiçbir uluslararası barış girişiminde çözüme dair en ufak umut görülmeyen dört temel konu, işte bunlar. Her…

Okumaya devam edin Kudüs Bir Daha Gelir mi?

Filistin Meselesi Anlatı Değil; Gerçeğin Ta Kendisi!

Yahudi sorununa çözüm iddiasında bulunan ve bu şekilde nüfuz kazanmaya başlayan Siyonizm, bugün ayakta kalabilmek ve taraftar toplamak adına Yahudi sorununu kendi eliyle üretir hale geldi. Hem dış politikada hem de Filistin topraklarında saldırgan tutumun arkasındaki bu gerçeklik; Siyonizmin yarının dünyasında barışın (!) değil, kriz sarmalının devamlılığına tekabül etmesidir. Ahmet Faruk ASA 2023 yılı itibariyle Nekbe’nin üzerinden 75 sene geçti. Aradan geçen onlarca sene, işgal gerçekliğinin azalmanın aksine artarak devam ettiğini gözler önüne sermiştir. Serencamın bütününü ele almadan yalnızca son birkaç ayda yaşananlara bakmamız dahi, Filistin’deki Siyonist tehlikenin özünü ortaya koymaya yetecektir. İlk kıblemiz ve miracımız olan Kudüs, bu sene de Ramazan ayında İsrail saldırılarının…

Okumaya devam edin Filistin Meselesi Anlatı Değil; Gerçeğin Ta Kendisi!

Taha Kılınç ile Filistin Üzerine “Önce ‘Hangi Filistin?’ Sorusunu Cevaplamalı”

"Günümüzde, Kudüs ve Filistin’in yerli Hristiyanları, işgale karşı direniş ve Siyonist çizgiye bakış noktasında Filistinli Müslümanlara yakın durmaktadır. Ama elbette devletler bazında baktığımızda, Kudüs’te Hristiyanların karşılaştığı baskı ve ayrımcılığı İsrail nezdinde protesto edecek bir muhatap da görünmüyor." Gazeteci-Yazar Taha Kılınç'a Filistin'i sorduk. İNSİCAM S- İsrail’in ihdas edilmesinden sonra Filistin’de yaşanan hep, “Filistin sorunu” olarak lanse edildi. Bölgede dün yaşanan, bugün de yaşanmakta olan sorunu, siz nasıl adlandırıyorsunuz? C- Ben daha çok “Filistin meselesi” demeyi tercih ediyorum. “Sorun” kelimesini Filistin’le birleştirdiğimizde, sanki problemin kaynağı Filistin’miş gibi anlaşılabiliyor zira. Oysa problem, tümüyle ve baştan sona Siyonist işgalden kaynaklanmaktadır. Araplar, Filistin meselesini izah sadedinde “kadiyye” (dava) kelimesini kullanır.…

Okumaya devam edin Taha Kılınç ile Filistin Üzerine “Önce ‘Hangi Filistin?’ Sorusunu Cevaplamalı”

Mescid-i Aksa Baskınları ve Ribat

Bugüne kadar İsrail’in baskı ve engellemelerine Filistin ve tüm dünyadan kuvvetli bir direniş gösterilmiştir. 2021 yılında gerçekleştirilen “Kudüs Kılıcı” savaşında sosyal medyadan, Türkiye’den, Müslüman ülkelerden, BM’den İsrail’e gösterilen tepkiler İsrail’in dünya kamuoyuna rezil olmasına ve geri adım atmasına sebep olmuştur. Dilek KOÇ Kudüs’e “Aliya[1]” adı verilen Yahudi göçleri 1860’lı yıllarda başlamıştı. Yahudilere bir vatan kurma ideali ile Filistin topraklarına göçen siyonist yahudiler tarih sahnesine “halksız bir vatana, vatansız bir halk” sloganı ile çıkmıştı. Dünyanın çeşitli yerlerinden Filistin topraklarına göç eden siyonist Yahudiler, halksız bir vatan derken Filistin topraklarını, vatansız bir halk ifadesiyle kendi ideallerini kast ediyorlardı. Peki Filistin topraklarında yaşayan Müslümanlar hangi konumdaydı? Üstenci bir…

Okumaya devam edin Mescid-i Aksa Baskınları ve Ribat

İlk Kıblegâhımız Olarak Kudüs ve Serencamı -I-

Osmanlı Devleti, Kudüs’ü yönetimi altına aldıktan kısa bir süre sonra ona atfettiği özel önemi gösterir icraatlara başladı. Özellikle Kanûnî Sultan Süleyman döneminde büyük imar faaliyetleri gerçekleştirildi. Kubbetü’s-Sahra’nın restorasyonuyla başlayan çalışmalar bugün hâlâ ayakta olan surların inşasıyla sürdü. Yapımı beş yılda tamamlanan, uzunluğu 3 kilometreyi, yüksekliği 12 metreyi aşan surların otuz dört kulesi ve yedi kapısı vardır. Hüseyin YÜRÜK Hukukçu-Yazar Zeytin Dağı'ndan Kudüs'e Bakış Coğrafya ve Tarihçe Kudüs, üç ilâhî dinde de önemli bir yere sahip olan ve kutsal sayılan şehir olup Lut gölünün bulunduğu çukur alanın batısında ve bu alandan fay diklikleri ile ayrılmış olan Yahudiye platosunun dalgalı yüzeyi üzerinde kurulmuştur. Lut gölüne 24, Akdeniz…

Okumaya devam edin İlk Kıblegâhımız Olarak Kudüs ve Serencamı -I-

Mübarek-Mukaddes-İsra ve Miraç Bağlamında Kudüs

Kudüs’ün kaybedildiği dönemlerde İslam dünyasının siyasal egemenlik durumunun hiç de iç açıcı olmadığının anlaşılması için ilgili tarihsel periyodun okunması ve/veya bir tarih atlasının gözden geçirilmesi yeterli olacaktır. İlgili tarihsel periyodun okunması ve/veya bir tarih atlasının gözden geçirilmesiyle Kudüs’ün İslam egemenliğindeyken Müslümanların siyasal manada güçlü ve/veya bölgede hükümran olduğu ancak Kudüs’te İslam egemenliği yokken Müslümanların halinin pek de iç açıcı olmadığı görülecektir. Musa BİÇKİOĞLU Kudüs’ün Kutsal Kitaplardaki İsmi: Eski Ahit (Tevrat) İncillerde Yeruşalim şeklinde yüzlerce kez bahsi geçen Kudüs şehrinin farklı dinler açısından ortak kutsal mekân olarak kabul ediliyor olması yönüyle yeryüzünde başka bir örneği yoktur. Kutsallığının teyid ve tahkim edildiği bu şehrin muharref kutsal kitaplarda…

Okumaya devam edin Mübarek-Mukaddes-İsra ve Miraç Bağlamında Kudüs

Kudüs Sancısı

Ümmetin kırmızı çizgisi ve sınırları Kudüs’te başlar, tüm yeryüzünü kuşatır. Kudüs bir ailenin, sınıfın, dinin, devletin malı değil, sınıfsız ve sınırsız bir barış, kardeşlik ve esenlik yurdudur tüm insanlığın. Arif ALTUNBAŞ Ey peygamberler şehri Kudüs! Senin ululuğuna saygı göstermeyen dağ taş, nehir deniz, hayvan insan, yer gök, ay yıldızlar ve âlem utansın! Mekke ümmetin istikamet yönü, inanç ve iman ocağı, Medine eman ve tefekkür şehri Müslümanın sığınağı. Kudüs peygamberin ilk kıblesi, rükû, secde ve kıyam yurdu. Mekke ve Medine’den sonra o dalgalanan bir bayraktır gönlümüzde biteviye. Kudüs’ün boynu bükülürse Medine’nin omuzları, Mekke’nin eğilir başı, İstanbul’un gövdesi düşer yere. İnsanlığın onuru esir olur alçak ve şerefsizlere.…

Okumaya devam edin Kudüs Sancısı

Kudüs Nasıl Kurtulur?

O zaman, ben Kudüs’le nasıl kurtulurum? Kudüs’ü tenhalarda severek. Hani halk ozanımız Neşet Ertaş’ın “Bir tenhada can cananı bulunca” dediği türden. Kendinin dahi olmadığı bir tenha. Nihal PAKIRDAŞI Bilmiyorum. Bu cevabımı ehl-i sünnet alimlerinin âfirane bir gönülle “bilmiyorum demek ilmin yarısıdır” minvalinde dile getirmiyorum. Haddime de değil zaten. Tamamen cahilliğimin getirdiği bir cevap benimkisi. Çünkü biliyorum ki, tarihten bugüne kadar istisnai şahsiyetler dışında bu sorunun bizim gibilere sorulması yakışık almaz. Hele ki akleden bir kalbimiz yoksa. Ben öncelikle bu cevap hakkının, Kudüs’ün adı anıldığında iç çeken kişilerden ziyade, “ben Kudüs’le nasıl kurtulurum?” sorusunun cevabını kendine vermiş, kendini Kudüs’le kurtarmış şanslı insanlarda olduğunu düşünüyorum. Bu söylemimde…

Okumaya devam edin Kudüs Nasıl Kurtulur?