Hollywood Balonunun Sonu

Sinemanın bu büyüleyici yüzünün farkında olan Batı ve ABD, sinemayı oryantalizmin en önemli bir aparatı haline getirmeyi başarmıştır. Beyaz perdeyi, toplumların algılarını kendi lehlerine döndürmede sihirli bir değnek misali kullanmayı becerebilmişlerdir. Avrupalı, çok eski çağlardan itibaren dünyayı iki kutupta kamplaştırmıştır. Bu düşünce tarzı, Doğu’nun ikinci sınıf olduğunu, üretmeyen, bağımlı, tahammülsüz, tembel, akılcı olmayan, keyfi, geri kalmış, çocuksu, olgunlaşmamış, egzotik, karmaşık, durağan ve değişmeyen gibi kötü özelliklere sahip olduğunu iddia etmiştir. Nihal PAKIRDAŞI Geleneksel altı sanatın ilki olan resim ve heykelden sonra müzik, tiyatro, dans, edebiyat, mimari de sanat kategorisi arasında yerini alır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte 1895 yılında ilk sinema filmi çekilir. 1921’de İtalyan asıllı Fransız…

Okumaya devam edin Hollywood Balonunun Sonu

Film Sektörünün Manevi Değerlerimizle İmtihanı

Filmler yapımcı, yönetmen, senarist, müzik, oyuncu, sahneci gibi paydaşların ortak çalışmalarının bir ürünüdür. Söz konusu paydaşların ülkemizi ayakta tutan değerleri hakkıyla öğrenmesi, medeniyet birikimini fark etmesi büyük önem taşıyor. Yapımlara gerçeklik ve kalite kazandıracak olan faktör budur. Kemal KAHRAMAN Dr., Tarihçi-Yazar Son yıllarda ülkemizde film endüstrisinde ve dizi yapımlarında önemli bir sıçrama yaşandı. Yerli diziler dünyanın her yerinde gösterime giriyor, izlenme rekorları kırıyor.  Hollywood'un, Bollywood'un en büyük rakibi olduğu söyleniyor. Büyük bir ekonomik değer ifade eden sektörde çok sayıda meslek elemanı yetişiyor. Yapım şirketleri kuruluyor veya gelişiyor. TV kanallarında her gün yeni bir dizinin başlamasına şahit oluyoruz. Dizilerin bu kadar günlük yaşamın parçası haline gelmesi,…

Okumaya devam edin Film Sektörünün Manevi Değerlerimizle İmtihanı

Sinema Modern Zihnin Sınırlarını Zorluyor!

Konumuz sinema olduğuna göre felsefe ve edebiyatta açılan yeni metafiziksel ufukları bir yana bırakarak, bu iki alandan tümüyle bağımsız olmayan sinemanın kazandığı yeni metafizik boyutlara değinelim. Son on yıl içinde dünyadaki bütün sinemaseverler gibi ben de çok sayıda kendi metafizik ufkunu kurmaya çalışan fantastik film seyrettim. Bu alanda eski zamanlara göre çok daha fazla eser ortaya konduğunu zannediyorum; istatistikler de muhtemelen bu fikrimi doğrulayacaktır. Gökhan ÖZCAN Gazeteci-Yazar İnsanın iç dünyasında yer tutan her şey, doğrudan ya da dolaylı olarak sinema perdesinde de kendine bir karşılık bulmuştur. Çünkü sinema; insanın varlığını ve hayatı kavrama biçimlerini yansıtması bakımından dünyadaki insan teki kadar anlatıma, dile, ifadeye sahiptir. Bu…

Okumaya devam edin Sinema Modern Zihnin Sınırlarını Zorluyor!

Film Yapmak ya da Film Sanatı Üzerine Bir Şeyler Yapmak

Film üzerine bir şeyler yapmaya gelince… Bu temelde bağımlı bir ilişkidir. Evvelce bahsettiğimiz meşakkate gelemeyenler, film sanatına olan bağlılıklarından ötürü film üzerine bir şeyler yapmaya yönelirler. Kahir ekseriyetin burada cem olduğu zahirdir. İlk akla gelen film eleştirisi yazmaktır. Mehmet Zahid BAŞAK Film yapmanın iki şekli mevcut. İlki, halihazırda mevcut bir fikrin filme dönüştürülmesinde yer almak. Kamera önünden kamera arkasına geniş bir yelpazede bir vazife alanıdır burası. İkincisi ise bir fikir ile yola çıkıp filme dönüşmesine öncülük ederek süreci yürütmek. İkinci yol daha meşakkatli lakin daha nitelikli olandır. Bu yolun ilk adımı fikrin zihinden diğer zihinlere geçişini ifade eden senaryo safhasıdır. Film sanatı için masada başlayıp…

Okumaya devam edin Film Yapmak ya da Film Sanatı Üzerine Bir Şeyler Yapmak

Sinema Hakikati Bulma Kapısı Olabilir Mi?

Baki,  Fuzuli, Nef’î,  Şeyh Galip dünyanın en güzel şiirini yazdıysa, o zamanda film üretmiş bir yönetmenimiz kabil olsa film çekse, eşsiz üstünlükte filmler ortaya koyardı. Şiirde olduğu gibi, diğer gelenekli sanatlarda olduğu gibi mecazdan hakikate yönelen güçlü bir dil kurulurdu sinema perdesinde de. İşte bu zayıf anımızda toplumumuza girmiş olan sinema ne yazık ki ruhumuzun, medeniyetimizin, mayamızın, temsillerimizin kötülenmesiyle de işe başladı. Nazif TUNÇ “Sinema hakikati bulma kapısı olacaktır. Yani bugün makine dairelerinden perdeye doğru akan o güçlü ışığın gönülleri de temizleyeceğine inanıyorum. Bu yüzden bunu gerçekleştirmenin de ancak kendi insanımızın, kendi toprağımızın, kendi irfanımızın keşfiyle, Müslümanca temsillerle mümkün olacağına inanıyorum.” Bizim sinemamız ne yazık…

Okumaya devam edin Sinema Hakikati Bulma Kapısı Olabilir Mi?

Mesut Uçakan ile Sinemayı Konuştuk

"Sinemaya dair ilgi ciddi planda daha çok gençlerde görülüyor. Yönetmen olmak artık pek çok gencin hayallerini süslüyor. Bu yüzden kısa film çalışmaları yoğunlukta. Ama profesyonel yönetmen olmak kolay değil tabii. Hem ağır işçiliğin altından layıkıyla kalkmak hem çarpık bir ortamda tutunmak zor iş." Yönetmen Mesut Uçakan ile sinema hakkında merak edilenleri konuştuk. İstifadenize. İNSİCAM S: Kıymetli hocam, kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz? Sinemaya ilginiz nasıl başladı? Bizim gençliğimizde yani 1965-70 yıllarda sinema tek eğlencemizdi, heyecanımızdı, merakımızdı. 5-6 büyük sinema salonu vardı şehirde. Ortaöğretim dönemindeydim. Sinema kadar şiire, romana, senaryoya ve araştırma yazıları yazmaya da düşkündüm. Okumak ise delice bir düşkünlüktü. Bir roman yazdım ismini bile hatırlamıyorum,…

Okumaya devam edin Mesut Uçakan ile Sinemayı Konuştuk

İhsan Kabil ile Sinema Okuryazarlığı Üzerine

"Film okumaları, sinema okuryazarlığı kapsamında ele alınabilir. Aslında film okuma, bir filmi derinlemesine anlamak için uzunca bir zaman diliminde kimi sahneleri durdurarak, belli bir sahnenin veya sekansın seyirciye ne ilettiği, bu bölümlerdeki imgeleme, diyalog, oyunculuk ve mekân çalışmasıyla yönetmenin ne kastettiği, belli imgelerin psikanalitik, fenomenolojik anlamda neye tekabül ettiği, manevi olarak ne denli aşkın bir dil ortaya koyduğu sürecini kapsar." Sinema Yazarı İhsan Kabil'e sinemaya dair sorular sorduk. İstifadenize. İNSİCAM S: Kıymetli hocam, kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz? Sinemaya ilginiz nasıl başladı? 1959 İstanbul doğumluyum, on beş yıl yatılı okudum. Sinemaya ilgim, Yakacık Yetiştirme Yurdu’ndayken, yurtta gösterilen 16mm tarihi ve belgesel filmlerle ve Yakacık’taki sinemaların girişinde…

Okumaya devam edin İhsan Kabil ile Sinema Okuryazarlığı Üzerine

Kızılcık Şerbeti ve Kızıl Goncalar Örnekliğinde Muhafazakâr Kesimin Televizyon Dizilerindeki Temsili

Dizideki seküler karakterlerin dine bakış açıları ötekileştirme ve etiketleme noktasında etkiliyken muhafazakâr kesim ise dindarlığı mecburiyet, baskı ve kurallar çerçevesinde sunmaktadır. Bu durum, bizzat dindar olarak sunulan bireyler tarafından doğrulanmaya çalışılmaktadır. Hatice BALİN Uzm. Sosyolog Diziler, insanlar için vakit geçirmeyi sağlayan, onları günlük telaşlarından uzaklaştıran eğlence araçlarından bir tanesidir. Toplumumuzda TV izleme oranının kitap okuma vb. gibi etkinliklerden daha fazla vakit geçirildiği kaçınılmaz bir gerçek.  Dizilerde yansıtılan yaşantılar ve karakterler bazen doğrudan bazen de dolaylı olarak izleyicilerin zihnine belli yapıları inşa etmektedir. Dizilerin etkililiği, diziler aracılığıyla verilen mesajlar ile sağlanmaktadır.  Görsel sanatın bu anlamda toplumu dönüştürme gücü çok önemlidir. Görsel sanatın herhangi bir konuyu dizi…

Okumaya devam edin Kızılcık Şerbeti ve Kızıl Goncalar Örnekliğinde Muhafazakâr Kesimin Televizyon Dizilerindeki Temsili

Sinema Sektörümüz İkinci Kez Ölüm Döşeğindeyken

Dizi sektörümüz uzunca bir süredir, Amerika’dan sonra, dünyada ikinci büyük ihracatçı konumunda. Bu muhteşem bir başarı ve bunu sürdürebilmek için var gücümüzle çalışmaya devam etmeliyiz. Ancak varoluşsal bir farkı atlamamalıyız: Dünyanın her yerinde, lokomotif sinemadır; televizyon onu takip eder. Yeni bir teknoloji yahut yeni bir hikayeleme tekniği, her zaman önce sinemada varlık bulur, sonra bunun türevleriyle televizyonda karşılaşırız. Fatih MUTLU 35 milyon nüfusumuzun olduğu 1970’lerin başında yılda 300’den fazla filmin yapıldığı ve 120 milyondan fazla biletin satıldığı, ilk altın çağını yaşayan bir sinema sektörümüz vardı. Sinemamızın bağrına haince bir hançer gibi saplanan ve (dikkat; seyircinin “teveccühünü” kazandığı için) 1970’lerin ortasında gemi azıya alan erotik film…

Okumaya devam edin Sinema Sektörümüz İkinci Kez Ölüm Döşeğindeyken

Sinema Felsefesi: Sinema ve Fenomenoloji

Sanatın gücü, insanın söylemek istediği her ne varsa onu daha etkili ve güçlü bir şekilde söyleyebilmesidir denilebilir. Bu anlamda sanatın kendine has bir dili, düzeni ve söylem şekli vardır. Aşkın YILDIZ Sinemanın anlatı kabiliyeti ve olanakları ortaya çıktığı ilk günden beri sürekli gelişmiştir. Bu gelişmede, teknik bilgi ve becerinin ilerlemesi kadar hiç şüphesiz sanatçı ve yönetmenlerin bakış açılarının da katkıları olmuştur. İlk yıllarda, sanat olup olamayacağı ve tiyatro, edebiyat ve plastik sanatlara göre konumu sorgulanan sinema; Lumiere Kardeşlerin kısa görüntülerinden başlayarak, Griffith, Kuleşov ve Eisenstein gibi yönetmenlerin montaj kabiliyetleri ile birlikte, ses teknolojisi ve daha birçok unsurla birlikte gelişip kendine has dilini oluşturarak 1930’ların yeni…

Okumaya devam edin Sinema Felsefesi: Sinema ve Fenomenoloji