DERVİŞ GÖNÜLLÜ BİR ŞAFAK TAVKUL GEÇTİ BU DÜNYADAN

Bütün hayatı böyle geçti. Hiç dünya için biriktirmedi, hep dağıttı. İstisnasız herkese yardımcı olmaya çalıştı, lâkin hiç kimseden bir şey istemedi. Hatta hakkının bile peşine düşmedi. Tabii bu onun büyük fedakârlıklar yapması sonucunu doğuruyordu. Buna rağmen onun herhangi bir kimseye kırıldığını hatırlamıyorum.

Besim Elhan

Bir Cuma günü yine Şafak dostumla bir aradaydık. Ama bu diğerlerinden farklı olarak, onun cenaze namazının kılındığı gündü. Hayatı gibi ölümü de namazı da güzel oldu Şafak dostumun. Hatta onun vesilesiyle o mescidin tarihinde ilk kez Cuma namazı kılındı. Yakınları ve dostlarından oluşan çok güzel, samimi bir cemaati vardı.

Hocamız hutbede “Ya eyyetühennefsül mutmainne…” diye başlayan âyeti okuduktan sonra:

“Kalbi kullukla mutmain olmuşlara Allah hitap ederek; ‘Hadi, dön, gel. Sen Rabbinden razısın değil mi? Ben de senden razıyım diyerek kullarının arasına dâhil edecek’ diyordu.  Âdeta Şafak’ın yaşantısını ve ölümünü tarif ediyor, Şafak’a hitap ediyordu.”

İmanına şahidiz, hiç kimseden bir şey istememesine, hep vermesine de. Kırılsa bile belli etmemesine, hatta kendisine kötülük yapanlara dahi güler yüzle ve iyilikle karşılık vermesine de şahidiz.

Bütün hayatı böyle geçti. Hiç dünya için biriktirmedi, hep dağıttı. İstisnasız herkese yardımcı olmaya çalıştı, lâkin hiç kimseden bir şey istemedi. Hatta hakkının bile peşine düşmedi. Tabii bu onun büyük fedakârlıklar yapması sonucunu doğuruyordu. Buna rağmen onun herhangi bir kimseye kırıldığını hatırlamıyorum.

Bu hasleti ona o kadar büyük bir kazanç sağlamış olmalıydı ki, 35 senelik dostluğumuzda onu bir kez bile şikâyet ederken duymadım. Çehresini hiç asık, yüzünü hiç ekşitmiş görmedim.

Son Cuma namazındaki cenazesinde de, hayatındaki gibi yüzü yine tertemiz, güzel ve nurlu idi. Uğurlar olsun aziz dostum. Rabbim mekânını Firdevs-i Âlâ eylesin.