Duran Boz ile “İkindi Yazıları” Üzerine

Yazar ve eğitimci Duran Boz, yakın bir zamanda Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nin kültür yayınları arasında 1984-1994 yıllarında çıkarılan İkindi Yazıları dergisinin tıpkıbasımını gerçekleştirdi.Kendisiyle bu çalışma ve İkindi Yazıları dergisi hakkında konuştuk.

(Duran Boz, çalışmalarına Işık gazetesi ve Kelam dergisinde başladı. Boz, şiir ve yazılarını; Edebiyat, Yeni Sıla, İkindi Yazıları, Kayıtlar, Yedi İklim ve Hece dergilerinde yayımladı. Bir Şimdiki zaman Şairi Mehmet Âkif Ersoy, Yahya Kemal Kitabı, Büyük Doğu’nun Ruhu Necip Fazıl Kısakürek gibi telif eserleri yanında Mekân Hikâyeleri, Okuma Hikâyeleri, Yazma Hikâyeleri gibi editörlüğünü yaptığı derleme kitapları vardır. Şiir ve yazılarında Ömer Erinç adını kullanmaktadır.)

İNSİCAM

Efendim öncelikle söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

Soru: İkindi Yazıları dergisinin tıpkıbasımını yaptınız. Nasıl doğdu bu düşünce? İsterseniz oradan başlayalım.

Cevap: İkindi Yazıları’nın tıpkıbasımı ilk defa 2010 yılında gündeme geldi. Dönemin Kahramanmaraş Valisi Mehmet Niyazi Tanılır’ın İkindi Yazıları’ndan haberdar oluşuyla derginin tıpkıbasımını yapmak gerektiği düşüncesi ağırlık kazanmaya başladı. Bütün görüşmelerimizde söz dönüp dolaşıp İkindi Yazıları’na geliyordu.  O günlerden başlayarak İkindi Yazıları koleksiyonunu tamamladım. Eksik olan sayıları bir şekilde elde ettim. Süreç içinde de çalışmaya başladım. Acele etmeksizin iyiden iyiye içeriğini kavramak için uğraştım.

Anadolu’da bir örneği daha olmayan, yoğun bir emeğin ürünü olan İkindi Yazıları, küçük bir kasabada kotarılıyor ve ilgilisine ücretsiz ulaştırılıyordu. Okurunu ve yazarını kendisi yetiştiriyordu. Elbette böylesi bir çabaya ilgisiz kalınamazdı. Unutulmaya terkedilmesi gönülleri incitirdi. Çünkü arkadan gelenler için güzel bir örneklikti. Özellikle okumaya, yazmaya, kültüre ilginin popüler olandan ibaret hâle geldiği günümüzde bir dikkat oluşturma çabası olarak İkindi Yazıları’nın tıpkıbasımı gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi, böylesine önemli bir çabaya ilgisiz kalmayarak İkindi Yazıları’nın tıpkıbasımını gerçekleştirmeyi üstlendi. Bu durum takdir edilmesi gereken bir örneklik olarak hafızalarda yer almalıdır.

Soru: Peki, niye İkindi Yazıları? Pek çok dergi varken başkaları değil de niçin böyle bir çalışma için İkindi Yazıları’nı seçtiniz?

Cevap: İkindi Yazıları, Maraş’ın kasaba irisi bir ilçesi olan Andırın’dan Anadolu’ya dağılıyordu. Orada hazırlanıp orada baskısı gerçekleştiriliyordu. Sonuçta kıt imkânlarla sürdürülen bir yayın eylemi vardı ortalıkta. Bu eylemin bütün kareleri emekle dokunuyordu. İnceden inceye düşünülüyordu her şey. Anadolu’da başka bir örneğinin olduğunu zannetmiyorum. Belki Anadolu’nun çeşitli yerlerinde birkaç sayılık dergiler vardır ama uzun soluklu olmaksızın kapanıp gitmişlerdir. İkindi Yazıları, yüz otuz bir sayılık yayın periyodunu hiçbir zaman tavsatmaksızın ilgilisine ulaştırılıyor. Bu durum imrenilesi kararlı bir tutumun yankısı olarak okunmalıdır. Böyle anlaşılmalıdır ki yazmaya, düşünmeye, üretmeye, dergilere ve dergiciliğe ilgisiz kalamayan birisi olarak İkindi Yazıları çıkışından itibaren her zaman ilgilendiğim ve hatırlanmasını önemsediğim bir dergi olmuştur. Ki bundan dolayı yeni heveslilerin önünde bir numune olsun için İkindi Yazıları’nı çalışmayı seçtim diyebilirim.

Soru: Sanırım okuyucular açısından enteresan bir nokta da derginin adı, yani “İkindi Yazıları”. Bunun isim olarak seçilmesi hakkında bir şey söyleyebilir misiniz?

Cevap: Kâmil Aydoğan ve Nedim Ali Zengin iki gönül insanı olarak bir araya geldiklerinde gündem konusu okumak ve yazmaktır. Dolayısıyla sanatın, edebiyatın nabzının attığı dergiler de sürekli gündemleri arasına girer. Önce 1984’te Andırın Postası gazetesi çıkartılır. 1985’te de Andırın Postası gazetesinde sanat edebiyat sayfası düzenlenmeye başlar. Sanat edebiyat sayfasının hazırlık aşamasında sayfaya bir isim aranır. Herkes bir isim önerisinde bulunur. K sayfası, Oda Sohbetleri, Kuşluk, Kuşluk Yazıları gibi çeşitli isimler atılır ortaya. Olmuş bir vaktin adı, övülmüş bir vaktin adı, bir güzel zaman adı, dingin bir vakit adı olarak ikindi vaktinden mülhem olarak İkindi Yazıları üzerinde sınanır dikkatler. Sonrasında ise bir yürüyüşün hazırlık çalışmaları olgunlaşır. Böylelikle İkindi Yazıları bir güzel eylemin başlangıç adı olarak seçilir. Elli yedinci sayıya kadar Andırın Postası gazetesinin iç sayfalarında ilgilisine ulaşan İkindi Yazıları söz konusu sayıdan itibaren bağımsız bir dergi hüviyetiyle okuruna ulaşır.

90. Sayıdan itibaren de İkindi Yazıları, dergi yazarlarından farklı bir yazar ve şairin yönetiminde yayınına devam eder.

126. Sayıdan itibaren iki aylık olarak yayın hayatını sürdüren İkindi Yazıları’nın genel yayın yönetmenliğini Ömer Aksay üstlenir.

Soru: Derginin Türkiye’nin küçük bir şehrinde çıkıp büyük etki oluşturmasını neye bağlayabiliriz? Bugünden bakıldığında İkindi Yazıları’nın mühim bir fonksiyon icra ettiğini rahatlıkla görebiliyoruz.

Cevap: Emeğin hiçbir zaman yankısız kalmayacağına inanıyorum. Belki döneminde sükûtla geçiştirilir ama günü geldiğinde derin bir sessizlikle karşılanan emek gür bir ırmak hâlinde sesini duyurur. O günlerde dergiler birer birer kapanmaya seslerini duyuramamaya başlamış oluşan yeni şartlar yeni algıları da beraberinde getirmiştir. Buradan bakıldığında o günkü kıstırılmışlık elbette okunamayabilir. Ama neticede olağanüstü şartların içinden geçilen bir süreçte görece bir rahatlama hasıl olmuştur. Böylesi zamanlarda bazen bir yiğitlik olgusu hareketlendirir ortalığı. Dergilerin birçoğunun sessizliği seçtiği bir ortamda konuşmak, söz almak da cesaret gerektirir. Kâmil Aydoğan’ın usta bir yazar olarak Andırın Lisesine gelişiyle birlikte yüreklerden bir ısı yükselmeye başlar. Her hâlükârda yazma eyleminin savunucusu olan Kâmil Aydoğan’ın susmayı seçmesi kabullenilemez bir durumdur. Büyük şehir dergilerinde yazının gizilgücünü duyan bir yazar için yazmaktan öte bir yol da yoktur aslında. Kâmil Aydoğan’ın toparlayıcı kişiliğinin yanı sıra Nedim Ali Zengin de sevilen, sözü dinlenen birisidir. Yiğitliğinden gayrı sığınakları olmayan Kâmil Aydoğan ile Nedim Ali’nin yürek seferberlikleri sonucunda doğan İkindi Yazıları, altı bin nüfuslu bir yerleşim biriminden yeryüzüne projektör olur. Aydınlatır, ısıtır taşranın karanlığında boğulanlarla büyük kentlerin kuytularında kaybolanların kalplerini. Yukarıda da belirttiğim gibi dergilerin yayın alanından çekilmesi sonucu büyük bir boşluğun oluşmasıyla zuhur eden İkindi Yazıları, yayın dünyasına yeni bir soluk getirir.

İkindi Yazıları’nın yazarları arasında Nedim Ali, Mustafa Aydoğan, Yunus Develi, Fikri Özçelikçi, Şaban Abak, Cevdet Karal, Kemal Sayar, Mehmet Gemci, Mevlâna İdris, Kâmil Doruk, Recep Karip, Şahin Taş, İbrahim Kiras, Fatma Şengil Süzer, İrfan Çiftçi, Hüseyin Akın, Müştehir Karakaya, Nazir Akalın, Mehmet Efe, Seyfettin Ünlü, Murat Yalçın, Osman Çakmakçı, Hakan Albayrak, Ahmethan Yılmaz, İlhami Atmaca, Osman Özbahçe, Gökhan Özcan, Adem Turan, Kamil Yeşil gibi bugünün edebiyat dünyasında adlarından sıkça söz edilen şair ve yazarlar yer alır.

Soru: Derginin sahibi ve yöneticisi merhum Nedim Ali hakkında neler söylemek istersiniz?

Cevap: Nedim Ali, erdemli, ahlaklı bir kişidir bilebildiğim kadarıyla. Onurunu her şeyin üstünde tutan bir şahsiyet olarak Müslüman hassasiyetini üzerinde taşır. Bilinç aşısı yapmaya çalışır etrafında toplananlara. Yaptıklarına mütemadiyen teenni ile yaklaşan Nedim Ali, tevazu sahibi oluşuyla kibir sağanaklarına geçit vermez hayatında. Toparlayıcı olur. İlk dergi deneyimi Esra Yazıları’ndan hız alan yazı ve yazma tutkusuyla selam halkasını, eylem halkasını genişletir sürekli.   

Soru: Nedim Ali dışında başka kim/ler ön plandaydı dergide?

Cevap: Elbette İkindi Yazıları’nda asıl emek sahibi olarak Kâmil Aydoğan görmezden gelinemez. Andırın’da bir dikkatin oluşması hiç kuşkusuz Kâmil Aydoğan ismiyle bağlantılıdır. Ki Kâmil Aydoğan, Andırın Lisesine yönetici olarak geldiğinde ülke genelinde bilinen bir şair, bir yazardır. Maraş’taki öğrencilik yıllarından başlayarak yazı ve dergicilikte deneyim sahibidir. Gerek Maraş’taki Kahramankent gazetesinde gerekse de Işık gazetesinde düzenlediği sanat edebiyat sayfalarıyla bir birikime ulaşan Kâmil Aydoğan, Kahramaraş’ta yayımlanan Kelam dergisine de katkıda bulunmuştur. Sonrasında ise Edebiyat dergisinde yazı hayatını sürdürmüştür. Köy Yazıları adında orijinal bir kitabın da yazarıdır. Güdümlü yazarlığın aksine Anadolu insanını içerden birisi olarak konu edinir Köy Yazıları’nda. Bütün bunlar göz önüne alındığında Kâmil Aydoğan’ın İkindi Yazıları’na katkısının büyüklüğü görülmüş olur.

Soru: Bir de şunu sormak istiyorum. Malum, dergi ücretsiz idi. Türkiye’nin en ücra köşesine kadar ulaşıyordu. Dergi denince hemen akla maliyet gelir. Bunun altından nasıl kalktı acaba dergi?

Cevap: Hiçbir şekilde maliyetin gündem konusu olduğunu duymadım. Aşk ile çıkılan yolda hesaplar devre dışı olsa gerektir. Büyük bir tutku ve kabullenişle omuz verilen bir çabanın ortaya konuşudur İkindi Yazıları. Bundan dolayı olsa gerektir ki bereketli vakitlerde bereketli çalışmalar kotarılır. Hesapların devreye girdiği zamanlarda ise emeğin değeri olmaz.

Soru: Sizin dergiyle temasınız, ilişkiniz nasıl oldu? Siz de yazdınız galiba. Ne tür çalışmalarınız yayınlandı?

Cevap: Kâmil Aydoğan’la liseli yıllardan başlayan arkadaşlığımız vefatına kadar devam etmiştir. Edebiyat dergisinin yayınını durdurmasının ardı sıra yayın hayatına başlayan İkindi Yazıları’nda şiirlerimi yayımlamaya başladım. Önceden başlayan birlikteliğin bir neticesi olarak zaten başlangıçta biliyordum İkindi Yazıları’nı. Dolayısıyla doğal olarak İkindi Yazıları ile bağım kendiliğinden oluştu diyebilirim.