Tanım ve uygulamada ‘örtmek’ anlamı ön plana çıksa da tesettür, paradoksal olarak esas itibarıyla bir setrederek görünür kılma eylemidir. Bu anlamıyla tesettür, salt bir giyim tercihi değil hayatı kavrayış manifestosudur. Bu kavrayışın temel referansı tabii ki tevhid bilincidir.
Kemal MANSUR

İnsanlığın, vahşi bir cahili dijital savruluş tuzağına sürüklendiği tesettürü konuşmak; salt bir giyim-kuşam meselesini konuşmak değil, yok edilmeye çalışılan benliğin/fıtratın savunusunu da üstlenmek anlamına gelmektedir. İnsanlığın ontolojik kodlarından biri olan örtünme, Âdem (a.s.)’den bu yana değişik biçimi, anlamı ve amacı farklılık gösterse de geleneksel hayatın ana unsurlarından biri olmuştur.
Giyim-kuşam pratiklerinin, ferdi boyutunun ötesinde, içtimai karakteri ağır basan bir özelliğe sahip olduğunu gözlemliyoruz. Geleneksel hayat içerisinde giyim tarzının sınıflandırma, rol verme, değer atfetme gibi toplumsal anlamda da işlevsel bir karaktere sahip olduğunu fark ediyoruz. Bu anlamıyla dünya, bir renk cümbüşü gibi farklı içerik ve anlamları haiz giyim pratiklerini doğal halleriyle barındırıyordu. Giyiminden yola çıkarak bir kişinin dini ve etnik kimliği hakkında bir fikir edinebiliyordunuz. Maalesef hayatı, anlamı, zevki, estetiği tek tipleştirerek hoyratça bir tahakküm kuran küresel zorbalık, bütün bu çeşitliliği yok ediyor.
İşte tüm bunları tarumar ederek, insanı, toplumu, hayatı yeniden ‘yaratma’ iddiasındaki modern sapkınlığın suyun başını tuttuğu aktüel dünyada tesettürü konuşmak, bir insanlık savunusudur net olarak.
Tesettür, Arapça S-T-R kökünden gelir. Setr; “örtmek, gizlemek, perdelemek, engel olmak” gibi manalara gelir. Aynı kökten sitr, gizlenmeye yarayan engel, perde vb. şeyler için ve mecazen “çekinme, korku, hayâ” anlamında kullanılır. Yine bu kökten türeyen seter “kalkan” manasındadır; setîr ve mestûr mecazen “iffetli” demektir. (Diyanet İslam Ansiklopedisi Tesettür maddesi. H. Yunus Apaydın)
Tanımdan yola çıktığımızda, tesettür kavramının ferdi ve içtimai anlamda korunaklı alan sağlayıcı ve sınır çizici bir içeriğe sahip olduğunu müşahede ediyoruz. Bu anlamıyla tesettür, birey üzerinden toplumsal ilişki düzenini kuran esas kavramlardan biridir.
Tanım ve uygulamada ‘örtmek’ anlamı ön plana çıksa da tesettür, paradoksal olarak esas itibarıyla bir setrederek görünür kılma eylemidir. Bu anlamıyla tesettür, salt bir giyim tercihi değil hayatı kavrayış manifestosudur. Bu kavrayışın temel referansı tabii ki tevhid bilincidir. Hayatı var edenin, çekip çevirenin, düzen kuranın koyduğu makro-fıtrat ile uyumlu bir hayat seyrine talip olma ve o eksende sabitkadem durma kararlılığının sancağıdır tesettür.
Tesettür, bürünerek rest çekme eylemidir. İnsanlığa yön verme çabasındaki muktedirlerin tanrısal tasarımlarına boyun eğmeyerek ‘piyasadan’ çekilme ve ulvi değerler merkezli bir eksene ‘bürünme’ ameliyesinin göstergesidir. Aktüelle kayıtlı olmayan; tüm zamanları kuşatan, fıtrî ve insani ufkun sahteliğe direnişinin birey üzerindeki yansımasıdır. Bu manada tesettür; modanın da kapitalizmin de tam karşı cephesinde direniş ruhunu temsil eder. Modaya karşı kendi estetiğine sarılarak ayakta durur.
Tesettür, makul ölçü kurma ameliyesidir. Alenilik ve mahremiyetin, estetik bir uyum ve rol paylaşımı üzerinden hayata teklif/tebliğ ettiği bir felsefi harmoni manzarasıdır. Görünür olan ile görünür olmayanın, birbirine ritmik ve ölçülü yer açışlarıyla hâsıl olan dengenin zahiri formülüdür. Müslümanların vasat ümmet olarak nitelendirilmelerinin esprilerinden biri de, hayatın dinamikleri arasında kurdukları kutsal dengedir. Her şeyi yerli yerine oturtma yetenekleridir ve tesettür bu anlamda merkezi bir yer kaplamaktadır.
Tesettür, kadın erkek ilişkilerini belirleyen bir kavram olarak İslam toplumunun salahı için kaçınılmazdır. Toplumdaki ilişki düzeninin Kur’an ve Sünnet odaklı yürütülebilmesi için tesettürün şekil ve içerik olarak çok iyi anlaşılması lazımdır. Hem şekil hem de hikmet şartına dikkat etmek gerekir.
Tesettürü sadece kadınlara has bir kavrammış gibi düşünmek ve erkekleri bundan vareste tutmak, maalesef yaygın bir algı olarak yerleşti Müslümanların muhitinde. Bu modern bir yanılsamadır. Setr-i avretin ölçüsünün farklı olmasından yola çıkılarak erkeklere teklif edilmemiş bir kavrammış gibi görmek adaletin de, izanın da, dinin de tecviz etmeyeceği bir durumdur. “Mümin erkeklere söyle, gözlerini kıssınlar ve avret yerlerini örtsünler.” (Nûr Suresi 30)
Tesettür, bir ahlaktır. Kişinin, Yaratan ile ve O’nun yarattıklarıyla kurduğu ilişkide, ölçülere riayet etme hassasiyetidir. Kendini baskılamayla aşırı görünür kılma iştihası arasındaki geniş yelpazede bir vasat bulma tavrıdır. Tesettür kültürünün geliştiği toplum, ahlaklı bir toplumdur. Çünkü neyi perdeleyeceğine, neyi alenileştireceğine dair ölçülerini tespit etmiş ve normlaştırmış bir toplumdur. Tesettür ahlakına bürünmeyen toplumlarda ne yazık ki ahlakın setri, yaygın bir karakter olarak felakete giden güzergâhı döşüyor.
Tesettür, takvadır. Yaratan’ın zaman ve mekân üstü ilkeleri muvacehesinde, marufun teşviki ve münkerin reddi üzerine bina edilen bir pratik arayışıdır. Allah sevgisinin ve O’nun ölçülerine riayetin temellendirildiği bir tavır, en güzel elbisedir. “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik.)” (Araf Suresi 26)
Tesettürün bir boyutu da uzuvları terbiye etmek olmalıdır. Kalbin, kulağın, gözün, dilin tesettüründen bahsedebiliriz mesela. Bu anlamıyla tesettür, sadece bir ‘bürünme’ eylemi değil; çevre ile kurulan irtibatta bir usuldür. Çağdaş sapkınlığın orta yere serdiği ve norm haline getirdiği pornografinin yansımalarına kararlılıkla direnme konusunda tüm uzuvlarımızla seferber olma halidir tesettür. Dil, fıtri olanı seslendirerek unutturmayacak; kalp fıtri olanın sevgisini her dem biraz daha kavileştirecek; göz her daim fıtri estetiğin peşinde olacak; kulaklar, necis kelimelere geçit vermeyecek ve nihayetinde akıl, tüm bu uzuvların verilerini tevhidi bir parantez içerisinde, hayat için anlamlı tekliflere dönüştürecek.
Kişilerle yaşanan özel tecrübelerin söylenmesi-gizlenmesi denklemini kurabilmek de tesettürün kapsamına dâhildir. Bu anlamda, irtibat kurduğumuz kişilerin saygınlığı konusundaki hassasiyeti, giyim kuşam konusundaki hassasiyetimizden ayrı tutmak ciddi bir yanılgıdır.
Tesettür aynı zamanda bir tebliğci duruşudur. Özellikle günümüzde, giyim-kuşam, tavır ve söylemle farklılığını ortaya koyma cesaretidir. Bir politik propaganda derekesine indirgemeden bunalımlar çağı insanları için emin birer sığınak gibi duruş sergileyebilme kabiliyetidir bir anlamda tesettür. İblis-zede insanlığın karşısında meydan okuyucu değil, güven telkin edici bir eda ile durmak keyfiyetidir.
Tahammülsüz, şeytana kul olmuş ‘birey’ ve yapılar karşısında tavizsiz bir mücahede tavrıdır tesettür. Tesettür keyfiyetini kuşanmış kadın ve erkek, cahili tavır ve söylemler karşısında her daim dik durur ve değerlerini görünür kılma konusunda vahiy dışında hiçbir referansın dayatmalarına pirim vermez.
Tesettür, dayatılamayacak kadar ulvi ve fıtri bir duruştur. Özellikle kız çocukları, birçok farklı saikle aileler tarafından belli bir giyim tarzına yönlendiriliyor/zorlanıyor. İfade etmeye çalıştığımız gibi, bu baskı özellikle kız çocukları üzerinde kuruluyor. Muhafazakâr-dindar aileler, kızları belli bir yaşa geldiğinde örtünmeleri için telkinde/baskıda bulunuyor ama örtünmenin anlamı ve değerine dair gerekli altyapı eğitimine/pratiğine tâbi tutulmamış çocukların bir bölümü neyin ne olduğunu tam anlamadan örtünüyor. Ancak bir bölümü çevresel etkilerle bu talebe karşı olumsuz, kimi zaman trajik tepkiler verebiliyor.
Çocuklarımızın tesettürle yüzleşmeleri ve bu anlamda yürüyecekleri sürece dair atılması gereken adımlar, sadece ailelerin inisiyatifine bırakılamayacak büyük bir sorumluluk ve çabayı gerektirmektedir. Bu anlamda İslami camianın sorumluluğu ve yükü çok ağırdır. Gelecek nesillerimizi şeytanilerin elinde oyuncak olmaktan kurtaracak tarzlar, programlar, etkinlikler, kurumlar oluşturmak ve güçlerimizi birleştirmek zorundayız.
Dijital alem başta olmak üzere, hayatın tamamına dokunan bir vizyon ve hassasiyet haritası geliştirmek zorundayız. Hayatın dokunmadığımız/dokunamadığımız her alanının, bizim için büyük riskler ürettiğinin ayrımında olmalıyız.
Uzun sözün kısası; kafamızı gardırobun dar alanından çıkarıp, tesettürü, tevhidin bütünlüğü içerisinde düşünmek zorundayız.
