Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın Filistin-Kudüs cephesinde İngiliz kuvvetlerinin komutanıdır kendisi. Daha da ötesi, Kudüs’ü Osmanlı’dan teslim alan adamdır. İşin ilginç tarafı, görebildiğim kadarıyla, kendisi hakkında herhangi bir müstakil çalışmanın bulunmamasıdır. Gerçi genel olarak Filistin ve Kudüs hakkında ne kadar çalışma ve araştırma yapılmıştır ki!
Mustafa ÖZEL
Prof. Dr., FSMVÜ, İslami İlimler Fak.

Tarihi insanlar yapar. Tarihi, yine insanlar kaydeder. İyiler de vardır tarihte, kötüler de; iyilikler ve kötülükler olduğu gibi. Tarih, bir anlamda güçler savaşıdır, güçlüler savaşıdır. İnsanlar ve toplumlar, doğar, büyür, gelişir, çöker ve yok olup giderler; ölürler yani.
En büyük tarih yapıcılar, peygamberlerdir. Donanmış oldukları ilahî bilgiyle, vahiyle hem yaşadıkları zamanları hem de kendilerinden sonraki zamanları etkilemiştirler. Allah’ın gönderdiği kitaplar, gönderiliş gayeleri bu olmamakla birlikte, muhataplarına tarihî bilgi de verirler. Çünkü bu günü inşa etmek, tarihi dikkate almaksızın, tarihî tecrübeye yaslanmaksızın, imkân ve ihtimal dâhilinde değildir.
Tarih yapılırken olaylar tek boyutlu gerçekleşmez. Habil’in karşısında Kabil, İbrahim’in karşısında Nemrut, Musa’nın karşısında Firavun, Peygamber Efendimiz’in karşısında Ebu Cehil, Ebu Leheb vardır. Alparslan’ın karşısında Romen Diyojen, Fatih Sultan Mehmed’in karşısında da Konstantinos…
Sultan II. Abdülhamîd’in karşısındakilerinin ise haddi hesabı yoktur. Yazımızla ilgili olanlardan ikisini sayalım sadece: Theodor Herzl (2 Mayıs 1860- 3 Temmuz 1904), Emmanuel Karasu (1863- (1 Haziran-?-) 1934). Bu iki isim, Filistin’de bir Yahudi devleti kurmak için yaptıkları çalışmalarla bilinmektedirler.
*
Yakın tarihimizde önemli bir isim daha vardır: Edmund Allenby. Çok ehemmiyet verdiğimiz bir davanın kilit isimlerinden biridir Allenby. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın Filistin-Kudüs cephesinde İngiliz kuvvetlerinin komutanıdır kendisi. Daha da ötesi, Kudüs’ü Osmanlı’dan teslim alan adamdır. İşin ilginç tarafı, görebildiğim kadarıyla, kendisi hakkında herhangi bir müstakil çalışmanın bulunmamasıdır. Gerçi genel olarak Filistin ve Kudüs hakkında ne kadar çalışma ve araştırma yapılmıştır ki!
Burada konuyla ilgili bir iki eserden söz etmek isterim. Bunların ilki, Allenby’nin Filistin raporudur. Rapor, General Allenby’nin Raporu: Filistin Hezimeti adıyla, Ağır Topçu Üsteğmeni Hikmet tarafından tercüme edilmiştir (İstanbul: Matbaa-i Orhaniye, 1335). Mütercimin verdiği bilgiye göre General Allenby’nin bu raporu, Morning Post gazetesi tarafından yayınlanmış. Kendisinin şube müdürü olan Erkan-ı Harb Çobanoğlu Ömer Zeki Bey, Üsteğmen Hikmet’i teşvik etmiş. Kitap daha sonra sadeleştirilerek ve bazı eklerle, General Allenby’nin Hatıratı: Arap İIlerinin Elimizden Çıkış Öyküsü adıyla Faruk Yılmaz tarafından yayınlanmıştır (Ankara Berikan, 2003; İstanbul İz Yayıncılık, 2013). Allenby’nin zikredildiği İsmet Üzen’in Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi’nde yayınlanan (Cilt: 19 Sayı: 2, Temmuz – 2009, syf. 332-333) “İngilizlerin Kudüs’ü Ele Geçirmesi Ve General Edmund H. H. Allenby’nin Kudüs’e Törenle Girişi (9–11Aralık 1917)” başlıklı makalesini zikretmek isterim. Konuyla ilgili diğer bir makale, Can Deveci’nin “General Allenby Döneminde Filistin’de Askeri Yönetim Ve Nebi Musa Olayları (1917-1920)”dır (Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (KÜSBD), Cilt 8, Sayı 1, Ocak 2018, Syf. 35-50). Bir de Meral Balcı’nın “İngiliz General Allenby’nin Filistin Ve Suriye’deki Faaliyetleri” başlıklı çalışması vardır (MUTAD (Marmara Türkiyat Araştırmaları Dergisi), 2019, Cilt: 6 Sayı: 1, syf. 63-77).
Konuyla ilgili kaynak araştırması yaparken Arapça bir kitaba bile rastladım: el-Mârîşâl Allenby (1861-1936). Bessâm el-Aselî’nin kaleme aldığı eser, el-Müessesetü’l-Arabiyye li’d-Dirâsât ve’n-Neşr tarafından 1983’te, Beyrut’ta basılmış, 167 sayfa. Yani kırk yıl önce, Arap dünyası konuya eğilmiş; belki daha öncesi de vardır. İngilizce makale ve kitaplar, oldukça fazla. Bu makalenin daha geniş, daha nitelikli ve derinlikli çalışmalara vesile olmasını diliyorum.
*
Brad Fauguht, Allenby adlı kitabının (Bloomsbury Publishing, Great Britain 2020) alt başlığını, “Making The Modern Middle East” koymuş, yani “Modern Orta Doğu’yu İnşa eden”. Yazar, bu adlandırmada haksız sayılmaz. Peki, kim bu Edmund Henry Hynmen Allenby?
Edmund Allenby[1], 23 Nisan 1961 yılında Nottinghamshire’de dünyaya geldi. Edmund Hynman ile Catharine Anne çiftinin ikinci çocuğu ve en büyük oğluydu. 1859’da evlenen çiftin ilk çocukları, Catherine Mary idi. Edmund’dan sonra dört çocukları daha oldu: Elizabeth, Claude, Helenand ve Alfred. Aile, daha sona Felixstowe’un bir sahil kasabası olan Suffolk’a taşındı. Burası, o zamanlar küçük bir kasabaydı. Bugün ise İngiltere’nin en büyük konteyner limanıdır. Harika bir tabiat parçasında büyüyen Edmund, güçlü kuvvetli bir vücuda sahip olmuştu. İlk eğitimini Simpson hanımdan almıştı. On yaşındayken Felixstowe’den 15 mil uzakta bulunan Ashbocking’te papaz Maurice Cowell gözetiminde eğitim gördü. 1871’den başlayarak matematik ve botanik yanında temel bilimler okudu. Allenby’nin hayatı, on yaşından on beş yaşına kadar, papaz Maurice Cowell’in gözetim ve denetiminde geçti. İleride iyi bir asker oluşunda etkin bir yere sahip olacak olan binicilik, atıcılık, yelkencilikle ilgilendi. Water Witch adında bir yelkenlisi vardı. Ancak hiçbir zaman profesyonel yarışmalara girmedi. 1875 baharında, 14 yaşına henüz yeni girmişken, babası tarafından Haileybury College’a yazdırıldı. Burası, ergenliğe adım atan Allenby için şahane bir ortam oldu. 1878 Şubat’ında babası Hynman Allenby, 67 yaşında öldü. Aile, ekonomik sorunlar yaşadı. West Bilney’deki mallarını, mülklerini satmak durumunda kaldılar.
Sandshurst’teki Kraliyet Askeri Okulu’nda eğitimini tamamlayan Edmund Allenby, askerlik vazifesine 1882 yılında Inniskilling Dragoons adlı birlikte başladı. 11 Aralık 1898’de Güney Afrika’ya ulaştı. Sırasıyla Bechuanaland (1884-1885) ve Zululand’de (1888) savaştı. Allenby komutasındaki birlik, iki gün içerisinde 70 at kaybetti. Allenby uzayan savaş ve bitmeyen seferler sonucunda Aralık 1901’de, ağır savaş koşullarına dayanamadı, hastaneye kaldırıldı. Katıldığı bir başka savaş ise Güney Afrika’da İkinci Boer Savaşı oldu, 1899 ile 1902 yılları arasında bu cephede görev yaptı.[2] Birinci Dünya Savaşı yıllarında Fransa’da görev yaptı. 1917’de Filistin’deki İngiliz Keşif Güçleri’nin komutanlığını üstlendi ve daha sonra, İngiliz işgali altındaki Filistin’in ilk askeri valisi olarak atandı. 31 Temmuz 1919’da mareşal oldu. 1922 yılında Mısır’da İngiliz Yüksek Komiseri olarak tayin edildi. Mısır’daki görevi Mayıs 1925’e kadar sürdü. Bu tarihte istifa edip İngiltere’ye döndü. 14 Mayıs 1936’da Londra, Kensington’daki evinde, 75 yaşında iken aniden beyin anevrizmasından öldü. Cesedi yakıldı ve külleri Westminster Abbey’e gömüldü.
*
Allenby’nin 31 Ekim 1917’de başlattığı Filistin taarruzu; Birüssebi, Gazze ve Yafa’nın düşmesiyle sonuçlandı. Bununla Kudüs’ün ele geçirilmesinin yolu açılmış oldu. Bu esnada Filistin’i, Alman General Liman Von Sanders’in komutasında bulunan Yıldırım Orduları Grubu müdafaa ediyordu. Yıldırım Orduları, üç ordudan oluşmaktaydı: Mersinli Cemal Paşa’nın yönettiği IV. Ordu, Mustafa Kemal Paşa’nın komuta ettiği VII. Ordu ve Cevat Paşa’nın başında bulunduğu VIII. Ordu.
Allenby komutasındaki İtilâf Kuvvetleri, 3 Aralık 1917’de Kudüs’e girdi. 9 Aralık’ta Osmanlı ordusu Kudüs’ü terk etti. Başbakan Lloyd George’un savaş kabinesi üyesi Bonar Law, 10 Aralık 1917’de Lordlar Kamarası’nda Kudüs’ün işgal edilerek Osmanlı Devleti’nin yenilgiye uğratıldığını ilan etti.[3] 11 Aralık’ta ise Mısır Seferi Kuvveti Komutanı General Edmund Henry Hynmen Allenby, törenle Kudüs’e girdi.
General Allenby, askeri harekâtlarına devam etti, 23 Ocak 1917’ye kadar güney Filistin’i de işgal etti. Dokuz ay sonra da, Osmanlı Devleti’nin dördüncü ordusunu mağlup ederek Suriye ve Lübnan’da hâkimiyetini kurdu. 23 Eylül 1918’de Hayfa’yı, 1 Ekim 1918’de Şam’ı, 8 Ekim 1918’de Beyrut’u ele geçirdi. 30 Ekim 1918’de ise Osmanlı Devleti’yle Mondros Mütarekesi imzalandı. Ve Orta Doğu’da, İngiltere’ye karşı mücadele eden Osmanlı yönetimi sona erdi.[4]

*
İngilizler’in “boğa” lâkaplı generali Allenby, 1917’nin 9 Aralık günü, Müslümanların “Bâbu’l-Halîl” yani “Hazreti İbrahim Kapısı” dediği, Batı’nın ise “Yafa Kapısı” diye bildiği yerden şehre yürüyerek girdi. Şehre bu şekilde girişini, “Böyle kutsal bir şehre otomobil ile yahut at üzerinde girmek, mekâna saygısızlıktır.” diye açıklar. Ancak Murat Bardakçı, bunu gerçekçi bulmaz.[5] Ona göre generalin bu davranışının arkasında, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in Kudüs’ü 1898’de ziyaret etmesine bir gönderme vardır. İmparator, Kudüs’e otomobille girmiş, hatta otomobil geçebilsin diye kapı, yol genişletilmiştir. Bu da tepkiye yaratmıştır. Generalin şehre girişi, işte ona bir karşı propaganda idi.
Allenby, Kudüs’e girdiği 11 Aralık günü yaşadıklarını, Londra’ya gönderdiği telgrafta şöyle anlatmıştı: “Bugün öğlen, kurmaylarımdan birkaçı, Fransız ve İtalyan bölük komutanları, Picot Heyetinin başkanları, Fransız, İtalyan ve Amerika Birleşik Devletleri Askeri Ataşeleri ile resmen şehre girdim. Tören Alayının hepsi yaya idi. Yafa Kapısı’nda İngiltere, İskoçya, İrlanda, Galler, Avustralya, Hint, Yeni Zelanda, Fransa ve İtalya muhafızları tarafından karşılandım.”[6]
Kudüs’e girdikten sonra, içindeki ifadeler İngiliz Hükümeti tarafından düzenlenen ve üç hafta önce kendisine telgraf ile gönderilen beyannameyi dinlemek için beraberindeki tören alayı ile birlikte Kale (Davut Kulesi) basamaklarında durdu. İngilizce, Fransızca, Arapça, İbranice, Yunanca, Rusça ve İtalyanca olarak okunan beyannamenin İngilizcesini Tuğgeneral Borton, Arapçasını Haddad Bey, İtalyanca ve Fransızcasını bir Fransiskan rahip okudu. Beyannamenin İbranice, Yunanca ve Rusçasının bir rahibin veya hahamın okuduğu tahmin edilmektedir.[7] Generalin Kudüs’te kaldığı sürenin, 15 dakika olduğu belirtilmektedir.
İngiliz Savaş Kabinesi, Allenby’e bir telgraf göndererek dünya çapında tarihî bir anlamı olan ve İngiliz ve Müttefik halklarına büyük bir sevinç yaşatan Kudüs’ün ele geçirilmesi olayında kendisini tebrik etmişler, başarılarının devamını beklediklerini bildirmişlerdi. Allenby şehirde iken, İngiliz Kralı V. George’dan da bir tebrik mesajı almıştı.[8]
Allenby, 26 Ekim 1918’de bir talimat yayınladı, Filistin’in nasıl yönetileceğine açıklık getirdi. Buna göre Filistin, “İşgal Edilmiş Düşman Toprakları” adıyla kurulan üst idarenin altında yönetilecektir. Söz konusu topraklar; Suriye, Lübnan ve Filistin topraklarını kapsayan üç ana yönetim merkezine ayrılmıştır.

Allenby’nin Casusluk Ağı
1916-1919 yıllarında İngiliz Savaş Ofisi’nde askerî istihbaratın şefliğini yürüten Macdonough, 1921’de Woolwich’te Kraliyet Askerî Akademisi’ndeki bir dersinde şöyle demişti: “İngiliz istihbaratı, 1918’de galip geldi. Hiç şüphesiz o yıl Lord Allenby’nin Filistin’deki büyük mücadelesini hatırlarsınız. Belki de eylemin cesaretine şaşırıyorsunuz. Gerçek şu ki savaşta risk almadan zaferi tahmin etmek mümkün değildir. Ancak tüm risklerin mantıklı olması gerekir. Durumdan bilgisi olmayan birisi Allenby’nin güvencesiz riskler aldığını düşünebilir. Bu, doğru değil. Çünkü Allenby, Filistin’deki istihbaratı sayesinde düşmanın tüm hazırlık ve hareketlerinden emindi. Düşmanın tüm kartları kendisine gösterilmişti ve o, elini güvenle oynayabilirdi. O, savaş başlamadan zaferden emindi.”
Bu bağlamda başka bir tanıklık da Lord Allenby’nin askerî sekreter yardımcısı Yüzbaşı Raymond Savage’den gelmektedir. 1924’te New York basınına yaptığı açıklamada net olarak şunları ifade etmişti: “Mareşal Allenby’nin işini etkili bir şekilde bitirmesinin nedeni, çoğu yerli Filistinli olan genç casusların ona sağladığı istihbarattı. Casusluk ağının lideri genç bir Yahudi olan Sarah Aaronsohn’du.”[9] Lawrence’in, Kudüs’e giren Allenby’nin maiyetinde yer alması[10], ikili arasındaki ilişkileri göstermesi bakımından üzerinde durmaya değer bir noktadır.
Allenby komutasındaki İngilizler 1 Ekim 1918 tarihinde Şam’ı, 16 Ekim’de Humus’u ve 25 Ekim’de Halep’i ele geçirmişlerdi. 8 Ekim’de ateşkes isteyen Türklerin talebi 30 Ekim’de kabul edilmiş, böylelikle Türk birlikleri Anadolu’da hapsedilmişti. İngiliz kuvvetleri 42 gün süren takiplerinde kuş uçuşu uzaklıkla 550-kilometre ilerlemişlerdi.
*
General Allenby, Filistin’e geldiğinde, Mısır’dan gelen “İngiliz Keşif Gücü’nün Genel Komutanı” sıfatını taşıyordu. Allenby 1917 Ekim’inde Gazze’yi, Aralık’ında ise Kudüs’ü, 1918 Ekim’inde de Şam’ı ele geçirdi. 1919’dan 1925’e kadar Mısır Yüksek Komiserliği görevinde bulundu.
O, bu görevi, Haziran 1917’de Gazze’yi alma girişimi iki kez başarısız olan General Sir Archibald James Murray’den devralmıştı. Başbakan David Lloyd George, Allenby’yi Fransa’dan çağırmış, yeni komutanına Gazze’yi alması, Filistin’den geçip Suriye’ye girmesi talimatını vermişti. Nihai hedef, şuydu: Şam’ı almak ve Osmanlı İmparatorluğu’nu savaşın dışına itmek. Başbakan aceleciydi, Allenby’nin Noel’den önce yolda Kudüs’ü de fethetmesini istedi. Lloyd George’un kafasındaki düşünce şuydu: İngiltere’ye değerli bir yeni yıl armağanı vermek. Allenby’nin bunu başaracak imkânlara sahip olmasını sağlayacağına söz verdi.[11]
Allenby, bölgeye gittiğinde karşılaştığı ve görüştüğü kişilerden biri de, meşhur casus Lawrence’tir. Fransa cephesinden henüz gelmiş olan Allenby, “Koltuğunda oturmuş bana bakıyordu -her zamanki gibi doğruca değil, yandan, şaşırmış gibi. Fazla soru sormadı, fazla konuşmadı, ancak haritayı inceledi… Sonunda, ‘Pekâlâ, sizin için elimden geleni yaparım.’ dedi.” Generalin Lawrence’a anlatmadığı gerçek, onu ve Londra’nın ona karşı giderek artan beğenisini kullanarak İmparatorluk Genelkurmay Başkanı ve batıcı General Robertson’dan asker ve malzeme koparmayı ummasıydı. Londra’ya şu notu gönderdi: “Yüzbaşı Lawrence’in önerdiği plan ancak benim o bölgedeki saldırı harekâtımın yürütülmesiyle birlikte gerçekleştirilebilir.”[12]
Allenby, ekim sonuna doğru saldırıya geçti. Harekâtını dikkatle hazırlarken Türk askerlerini kandırmayı tasardı. General Murray’nin önceki bahar Gazze üzerine kalkıştığı talihsiz cephe saldırısını yineleyeceğine inandırdı. Şöyle bir plan yapmıştı: Saldırıdan önce, kuşbilimciyken gözü pek savaşçıya dönüşmüş Albay Richard Meinertzhagen’ı keşfe gönderdi. Albay, düşmanın kendisini görmesine ve kovalamasına izin verdi. Kaçarken, defterlerini bilerek düşürdü; bu notlar Murray’ninki gibi cepheden bir saldırı yapılacağı kanısını uyandırdı. Allenby, 26 Ekim’de Gazze’deki Türk mevzilerini yoğun bir top ateşiyle dövdü. Top atışının, ana saldırının habercisi olduğunu düşünen Osmanlılar, kuvvetlerinin büyük bölümünü Gazze’de tuttu. Oysa Allenby, 31 Ekim’de elli beş kilometre güneydoğudaki Birüssebi’ye saldırarak Türkleri gafil avladı, berikiler kuşatılacakları kaygısıyla kıyı boyunca çekildi ve Gazze’yi savunmasız bıraktı. Allenby Gazze’yi işgal etti ve Osmanlı birliklerinin peşine düştü. Büyük Britanya sonunda Filistin topraklarına girmiş oldu.[13]
Edmund Allenby’nin Kişiliğine Dair
Burada önce, Ilan Pappe’nin şu mülahazasına yer vermek isterim: “Allenby kendisini, Haçlı ruhunun yeniden doğuşu ya da ‘ülkesi’, Kahire’deki Arap Ofisi’nden gelen Arap yanlılarının yardımıyla ele geçirilen İngiliz İmparatorluğu’nun yeni topraklarına çok benzeyen bir biçimde yönetilen bir ‘sözde kral’ olarak görüyordu.”[14]
Cemal Paşa’nın emriyle Tabur Ameliye adlı taburlar tarafından bölgedeki ağaçlar kesilip yollar yapılmıştı. Bunlar demiryolu inşaatında kullanıldı. Yazara göre bu durum Filistin’de doğal çevreyi ve doğal yaşamı alt üst etti. Cemal Paşa’nın planı gerçekleşmedi. Bu demiryolu ağı, iki yıl sonra General Allenby komutasında Mısır’dan gelen İngiliz Keşif Güçleri’nin sevkiyatında kullanıldı. Sağı solu belli olmayan bu general, kendinden beklenmeyen bir biçimde son derece insanî davranabiliyordu. Ilan Pape, burada şöyle bir örnek vermektedir: “Bir çekirge istilası buğday tarlaları yok olur, bölge halkı fiyatlarda ortaya çıkabilecek spekülasyonlara korumak için halka ucuz fiyatlardan gıda ürünleri temin etmek için büyük bir mağazanın açılmasını finanse eder.”[15]
*
Yazımızı bitirmeden bir noktaya dikkat çekmek isterim. Edmund Allenby’nin Kudüs’ten başka İstanbul ile de bir alakası vardır. 7 Şubat 1919’da İstanbul’a Mareşal unvanıyla gelen Allenby, iki gün sonra 9 Şubat 1919’da Osmanlı Hükümetine muhtıra vermiştir. Kendisi, İstanbul’un İngilizler tarafından işgalinin önemli figürlerinden biridir.
Yazımızı, Bardakçı’nın yukarıda zikri geçen yazısındaki şu değerlendirmeyle sonlandıralım: “General Allenby 9 Aralık’ta Halil Kapısı’ndan Kudüs’e adımını attığı sırada, müttefikimiz Almanya’dakiler de dâhil olmak üzere Avrupa’da kiliseler zafer çanları çalıyor ve Selâhaddin Eyyubî’den bu yana Müslümanlar’ın hâkimiyetinde olan Kudüs’ün yeniden Hristiyanlar’ın eline geçmesini kutluyorlardı.”
[1] Buradaki bilgiler, büyük ölçüde, Brad Fauguht’un, Allenby -Making The Modern Middle East- adlı kitabından alınmıştır (Bloomsbury Publishing, Great Britain 2020, syf. 1 vd.).
[2] Meral Balcı, “İngiliz General Allenby’nin Filistin Ve Suriye’deki Faaliyetleri”, (MUTAD (Marmara Türkiyat Araştırmaları Dergisi), 2019, Cilt: 6 Sayı: 1, syf. 64.
[3] Can Deveci, “General Allenby Döneminde Filistin’de Askeri Yönetim Ve Nebi Musa Olayları (1917-1920)”, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (KÜSBD), Cilt 8, Sayı 1, Ocak 2018, syf. 38
[4] Can Deveci, “General Allenby Döneminde Filistin’de Askeri Yönetim Ve Nebi Musa Olayları (1917-1920)”, syf. 38.
[5] https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1580592-kudusu-ingilizlere-neden-terkettik-bilir-misiniz-zarar-gormesin-diye
[6] İsmet Üzen, “İngilizlerin Kudüs’ü Ele Geçirmesi Ve General Edmund H. H. Allenby’nin Kudüs’e Törenle Girişi (9–11Aralık 1917)”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 19 Sayı: 2, Temmuz 2009, syf. syf. 338.
[7] İsmet Üzen, “İngilizlerin Kudüs’ü Ele Geçirmesi Ve General Edmund H. H. Allenby’nin Kudüs’e Törenle Girişi (9–11Aralık 1917)”, syf. 337.
[8] İsmet Üzen, “İngilizlerin Kudüs’ü Ele Geçirmesi Ve General Edmund H. H. Allenby’nin Kudüs’e Törenle Girişi (9–11Aralık 1917)”, syf. 332-333.
[9] Celil Bozkurt, İmparatorluğu Yıkan Örgüt Nili, İstanbul 2021, syf. 165.
[10] Jonathan Schneer, Balfour Deklarasyonu, -Arap-İsrail Çatışmasının Kökenleri-, Çev.: Ali Cevat Akkoyunlu, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2011, syf. 347.
[11] Jonathan Schneer, Balfour Deklarasyonu, syf. 215.
[12] Jonathan Schneer, Balfour Deklarasyonu, syf. 340-341
[13] Jonathan Schneer, Balfour Deklarasyonu, syf. 342-343
[14] Ilan Pappe, Modern Filistin Tarihi, Çev.: Nuri Plümer, Phoenix, Ankara 2007, syf. 91.
[15] Ilan Pappe, Modern Filistin Tarihi, syf. 77-78.
