Eğer bir yerde yaşam büyük bir kaos olmaksızın sürüp gidiyorsa orada iyi işleyen bir organizasyondan söz edilebilir. Fakat bir sistemin iyi işliyor olması her zaman o sistemin hayırlı olduğu anlamına gelmez. Fakat sistemin işliyor olması iyi olmasa da ve bir hayır üretmiyor olsa da insan topluluklarının rağbet göstereceği bir haldir. Bu hal ise bozguncunun kendini ıslah edici olarak tanımladığı ifsad halidir. Bu hal içinde bozguncu kendini rızık veren olarak konumlandırabilir ve halk bozguncuyu kurulu düzenin işlemesi pahasına Rezzak belleyebilir.
Hüseyin Nasrullah İNAN

İsmet Özel, katıldığı bir TV programında “…bu televizyon dediğimiz şey sadece yenir yutulur şeylerin söylendiği yerdir…” der ve ekler “benim söylediklerim yenir yutulur şeyler değil.” Sözün yenilir yutulur olması ne demektir? Söz ekmek midir ki onu rahatça yiyebilmek için daha küçük parçalara bölelim? Sözün tamı ve çeyreği mi vardır ki taksit taksit söyleyelim? Söz sunulan bir yemekse nihayet onu küçük parçalara bölmek ve yavaşça tüketmek sindirimi kolaylaştırır ve sistemin düzenli çalışmasını sağlar.
Bir sistem içerisinde yaşıyoruz. Sistem nihayet bir organizasyondur, belirli ilkeler ve kurallar etrafında takımın her bir üyesinin uyum içerisinde etkileşimli hareket ettiği bir düzendir. İnsan bedeni mükemmel bir organizasyondur mesela, şehir ve köy her biri belirli kanunlar etrafında örgütlenir. Dünya gezegeni bir sistemdir. Güneş de kendisi için belirlenmiş bir kanunla, yörüngesinde akar, gider (Yasin, 38).
Sistem, canlılığın bir koşuludur. Sürüden ayrılanı kurt kapar. Sistemin dışına çıkan unsurlar elenmelidir çünkü düzenin insicamının aksine hareket eden anarşist unsurlar sistemin varlığını tehdit yahut huzursuz eder. İnsanoğlu ise kurulu düzeninin bozulmasına, canlılığına yönelen tehditlere ve huzurunun kaçmasına karşı hayli duyarlı bir varlıktır. Bu sebeple onun inşa ettiği sistemler de selamet içerisinde akıp gidecek bir hayatı temin etmek üzere çalışmalıdır. Düzen kaosun zıddıdır ve kaos canlı toplulukların kendini içine atmak istemeyeceği bir belirsizlik halidir. Bu sebepledir ki doğan çocukların beraberinde getirdikleri ilk refleks düşmeye karşı korku hissidir. Bebek, bütünlüğünü muhafaza etmek için dünyaya sıkıca tutunması gerektiğini hisseder.
Eğer bir yerde yaşam büyük bir kaos olmaksızın sürüp gidiyorsa orada iyi işleyen bir organizasyondan söz edilebilir. Fakat bir sistemin iyi işliyor olması her zaman o sistemin hayırlı olduğu anlamına gelmez. Fakat sistemin işliyor olması iyi olmasa da ve bir hayır üretmiyor olsa da insan topluluklarının rağbet göstereceği bir haldir. Bu hal ise bozguncunun kendini ıslah edici olarak tanımladığı ifsad halidir. Bu hal içinde bozguncu kendini rızık veren olarak konumlandırabilir ve halk bozguncuyu kurulu düzenin işlemesi pahasına Rezzak belleyebilir.
Bozguncunun inşa ettiği ve iyi işleyen bir sistemde söylenecek sözler ve yapılacak işler de sistemin sürekliliği için yenilir yutulur cinsten olmalıdır. Bu, her iki tarafın da sağlığı için önemlidir. Kişi, işleyen sisteme çomak sokmak suretiyle anarşist bir yol seçmez ve iktidar, sisteme sadık olması dolayısıyla kişiyi düzenden mahrum etmez. Oluşan rıza iklimi bozguncunun emellerini rahatlıkla icra etmesini sağlarken kişinin de huzuru pahasına sisteme muhalif olmasını önler. Bu rıza iklimi bozguncunun meşruiyetini pekiştirir.
Bugünün sistemini kuran bozguncuların en büyük başarısı rıza iklimini oluşturabilmeleridir. Bu rıza iklimi silah ve konfor sağlayıcı araçlar yoluyla kişilerin ferdiyetlerini kuşanabilecekleri özgüveni ellerinden alır. Bu cesaretsizlik kişilerin özgürlükleri pahasına yenilir ve yutulur sözler etmesini sağlar. Fakat söz bir ekmek değildir ve onu yenilebilir parçalara böldüğünüzde başka bir söze dönüşür.
Bugün bozguncu sisteme muhalif bir söz etme veya bir iş yapma arzusu öncelikle onun inşa ettiği rıza ikliminden çıkmayı gerektirir. Çünkü bu iklim, sistemin sindirebileceği sözlerin edildiği yozlaştırıcı bir iklimdir. Sistemin havası, sözü ılıklaştırmaya ve eylemi kırmaya çok müsaittir.
Bugün yaşamak adına solumaya mecbur olduğumuz bu havadan sakınma çabası ise çetin bir mücadele alanıdır. Sistemin ağzına layık, yenilir yutulur cümleler kurma tuzağı günün sonunda kişiyi asıl söylenmesi gereken sözleri söylemekten alıkoyar, enerjiyi tüketir ve eylemi itibarsızlaştırır. Günün sonunda sistem onu dumura uğratmak üzere yola koyulmuş muhalif gücü kendine hizmet eder hale getirir. Sistemi dumura uğratma kapasitesine sahip enerjiyi yenilir yutulur hale getirerek tüketmeye başlar.
Sistemin öğütücü havasından korunmanın yolu öncelikle bozguncu sistemin havasıyla her gün haşir neşir olduğumuzu kabullenmekten geçiyor. İkinci aşama ise kurulu düzen ataletinden kurtulmaktır. Kurulu düzen ataletini halihazırda işleyen sistemin uyuşturucu rutininde tembelce deveran etmek anlamında kullanıyorum. Bu döngü çürütücüdür ve o kuvvetten sıyrılabilecek bir cesaret ve özgüvenin sinelerde taşınması gerekir.
7 Ekim Aksa Tufanı sistemi dumura uğratması açısından bir dönüm noktası olarak tarihte şimdiden yerini aldı. Soluduğumuz havanın, içinde bulunduğumuz iklimin ne menem bir şey olduğunu hatırlattı ve bu havanın sinemizi nasıl paslandırdığının ayırdına varmamızı sağladı. Küresel çapta kurulu düzenin ağlarını ifşa etti. Akdeniz’de yürüyen gemilerin, yeraltından akan yakıtın yolunu ifşa etti. Bozguncuyu ihya ediciden, izzeti zilletten, sözün yenilir yutulur cinsten olanını hakikisinden ayırdı.
