Habeşistan Mektupları: ADDİS ABABA’DA KURBAN BAYRAMI

Bu sayımızda Kurban Bayramı münasebetiyle birkaç yazıya yer vermek istedik. Bu bağlamda okuyacağınız bu yazı “Addis Ababa’da Kurban Bayramı Ve Müslüman Meserretleri” başlığıyla 1921’de Mehmet Reşad tarafından kaleme alınıp Sebilü’r-Reşad’da yayınlanmıştır (cilt: XXII, sayı: 567-568, 1339, sayfa: 171-172). Yazıda konu edilen “Addis Ababa” şehri Etiyopya’nın başkenti olup burası, birçok dilin konuşulduğu, Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi nüfusun birlikte yaşadığı Afrika’nın en büyük şehirlerindendir.

20. yüzyılın başındaki Etiyopya’da İslam’ı anlamak açısından önem arz eden yazıyı, ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.

Yazar: Mehmet Reşad

Sadeleştiren : Ahmet Geçer

Zaferlerimizin ilk Ramazan-ı Şerif ve Mübarek Bayramı münasebetiyle Addis Ababa’da Müslümanların icra eyledikleri surûr ve şadımaniye ait yazmış olduğum makaleyi daha önce Ankara’da mukaddem muhterem (Hâkimiyet-i Milliye) gazetesine göndermiştim. İşte bu gün de zaferlerimizin ilk Kurban Bayramı’na ait olan bir makaleyi muhterem (Sebîlü’r-Reşâd) ceride-i İslamiyesine takdim etmeye karar verdim.

Habeşistan Müslümanlarının Türklere çok fazla sevgileri vardır. Zaferlerimiz, diğer İslam ülkelerinde icra eylediği tesirler gibi burada da büyük etki yapmıştır. Bundan başka denilebilir ki Hristiyan olan Habeş toplulukları bile Türkleri hakikaten tanımaya çalışıyor ve eskiden mağlup oldukları propagandalar ile şimdi yetinmedikleri anlaşılıyor.

Bura Müslümanlarınca, bizler İslamiyet’in hakiki hâmileri bulunduğumuz anlaşılıp devletimizi, milletimizi hakiki bir muhabbetle sevmeye başladılar. İşte bunun üzerinedir ki bu sene Ramazan-ı Şerif ve bayramlarımız burada pek şaşaalı bir surette geçmiştir.

Kurban Bayramı’ndan bir iki hafta evvel şehrin dışından gelen semiz kurbanlıklar her tarafta satılmaya başlanıldı. Burada koyunlar oldukça ucuzdur. Semiz bir koçu, beş altı riyale yani üç-üç buçuk evrak-ı nakdiyeye (kâğıt para) alabilirsiniz. Artık her Müslüman gücüne göre bu kurbanlıklardan alıyordu. Mübarek günler gittikçe yaklaşıyor ve şehirdeki bütün dükkânlar da yavaş yavaş dolmaya başlıyordu. İşte her Müslüman hazırlanarak gelmekte olan mübarek günleri dört göz ile bekliyordu.

Arefe günü müteveffa Necaşi (Menelik) hazretlerinin Müslümanlara her sene Ramazan ve Kurban Bayramlarında top patlatmak için vermiş olduğu ruhsat gereğince ikindi vakti yedi pare top şehir içinde patlatıldı. Ve bu patlatılan toplar İslamların ruhlarında bir sevinç meydana getirdi, ertesi salı gününün mezkûr mübarek gün olduğunu gösterdi. Bununla beraber bu saatte her Müslümanı sevindirmek için kendi hanesinin, dükkânının, velhasıl yaşadığı bölgenin bir tarafında o aziz al ve yeşile boyanmış bayraklarımızı ve aralarında Habeş bayraklarını dikmek ile meşguldü. Şimdi Habeşistan yağmurlu mevsim içinde bulunduğundan arefe gecesi her Müslüman, Cenab-ı Hak’tan sabahleyin güneşin açılmasını niyaz ediyor ve dört göz ile şafağın sökmesini bekliyordu.

Addis Ababa’da Müslümanların himmetiyle yapılmış ufak bir camiden başka bir camii yoktur. Binaenaleyh Müteveffa Necaşi (menelik) hazretleri Addis Ababa’dan bir saat kadar uzak (Gulleli) denilen bölgedeki büyük bir meydanı bura Müslümanlarına bayram namazları eda edilmek için daha önce bahşetmişti. Zira mezkûr ufak camide her sene on, on iki bin kişi kadar toplanacak halkın rahat rahat bayram namazlarını eda edemeyecekleri malumdu. Fakat bu seneki Kurban Bayramı’nda da mezkûr yer bir Habeş’in malı bulunduğunu tahakkuk edip alındı. Zira mukaddema Addis Ababa Müslümanları (Menelik) hazretlerinden mezkûr mahal için bir belge almamışlar. Fakat bununla kalmayıp bugün Saltanat-ı Habeşiye’nin veliahdı bulunan (Ras Tafri) cenabları, Müslümanlara ve bilhassa Türklere muhabbetleri bulunduğundan şehrin pek yakınında istasyondan şehre müteveccih bulunan ve yirmi-yirmi beş dakikalık kadar süren caddenin sol tarafında bulunan gayet güzel ve münasip bir yeri bura Müslümanlarına bayram namazını eda etmek üzere vereceklerini ve eda olunmasını emreylediler. Kendilerinin bu büyük iyiliklerinden dolayı Müslümanların ne kadar memnun olduklarını tarif etmek mümkün değildir.

Sabahleyin yani salı günü maalesef ince bir yağmur birkaç saat devam etti. Şimdi bu yağmurdan dolayı her taraf sakindi. Her Müslüman işini gücünü ve dükkânı kapamış, dört gözle yağmurun kesilmesini bekliyordu. Ezanî saatle üç-dört buçuk sularında kesilen bu yağmur Addis Ababa Müslümanlarını bayram namazlarını eda eylemeye biraz geciktirmişti. Artık yağmur tamamıyla kesildi. Herkes yavaş yavaş mezkûr meydanda bayram namazını kılmak için toplanmaya başlamış, Addis Ababa davul, zurna, boru müzik seslerinde galeyana gelmiş ve artık burada bir İslam bayramının mevcut olduğunu herkes anlamıştı.

Şehrin içindeki bir yerde birçok atlar, katırlar kira ile Müslümanlara verilmekte idi. Her Müslüman eğer kendi hayvanı olmazsa o atlardan beğenip biner ve koşturarak oynatarak namazgâha giderdi.

Meydana geldiğimizde bir kısım kafile oraya varmıştı. Bunlar seyyidler, şerifler ve bir takım Habeşli topluluklar idi. Daha sonra Addis Ababa kadısı muhterem Ahmet Feyzi Efendi bir kafile ile meydana ulaştı. Artık gittikçe Addis Ababa Müslümanları tekbir getirerek, kafile kafile resmi ve yeni elbiselerini giymiş oldukları halde, hayvanları üzerinde meydanda toplanıyorlardı. Şimdi konsolosluğumuz[1] çalışanlarıyla beraber gelecek olanlar beklenilmekte idi. Yirmi dakika sonra onlar da geldiler. Gelen bu Müslüman zevat önde o aziz al bayraklarımız ve bir Habeş bandosu bulunduğu halde, bandodan sonra birinci sıraları Müslüman Habeş askerleri ve diğer birçok askerler konsolosluğumuz kavasları[2], atları üzerinde, başlarında ay yıldızlı fesler ve ellerinde konsolosluk bayrakları olduğu halde, ardından Başkonsolosumuz vekili, Türkler ve resmi hizmette bulunan rütbeli kişiler ve ileri gelenler teşkil ediyordu. Bunlardan sonra tebaamız bulunan Araplar ve diğer birçok Müslümanlar geliyordu.

Bu sıralarda muhterem Kadımız Ahmet Feyzi Efendi Müslüman cemaate imamlığa başladı. Ve herkes hanesinden getirmiş olduğu seccade üzerinde bayram namazını kılıyordu. Böylece bayram namazı eda edildikten sonra Ahmet Feyzi Efendi tekrar şehirden getirilmiş olan ufak birkaç merdivenle minbere çıkıp hutbeyi okudu. Nihayet dua edildiği ve devletimiz, milletimiz, vatanımız için büyük büyük yakarışlarda bulunduğumuz esnada şehirden beraberce getirilmiş olan top patlatılmaya başladı. Yedi pare dahi orada patlatıldıktan sonra tekrar herkes eski halde kafilesine katılıp bayraklar, bandolar ile tekbirler getirerek büyük bir memnuniyet içinde mezkûr büyük caddeden şehre doğru hareket ettiler. Caddenin ortasına geldiği zaman patlatılan top, yarı günü ilan etti. Bu yol düzce ve cüzi surette yokuş olduğundan ve aşağı ve yukarı baktığımızda bu Müslüman kafilelerinden yol mahşer gibi dolu idi. İşte Addis Ababa içinde tahminen on beş- yirmi bin kişiden fazla Müslüman bir topluluğu olduğuna Cenab-ı Hakk’a şükürler eyledik. Bundan başka o her kafilenin elindeki al ve yeşil bayraklarımız yolun her bir tarafını donatmış ve esen rüzgâr da onları alıp gökyüzüne çıkartmak istiyordu.

Çarşamba günü kalktığımızda her taraftaki bayraklarımız bayramımızı kutluyor ve şehri süslüyorlardı. Addis Ababa’nın en ticari bir caddesinde yaşayan muhterem Zekeriya Efendi, evinin önündeki balkonu o aziz bayraklarımız ile ihtimamlı ve şayân-ı dikkat bir surette bayramımızı kutlamak için donatmıştı. Bundan başka bütün Müslümanların dükkânları, ticarethaneleri kapalı idi.

O gün sabahleyin ezanî saat üç-üç buçuk sularında şehrin bir tarafından gittikçe yaklaşan davul, zurna ve sair bando sesleri işitiliyordu. Bu üç dört yüz kişilik bir Müslüman topluluğu idi. Bunlar şehir içinde bayraklarımız ve müzik aletleriyle ile kalkan oyunu ve diğer oyunlar oynayarak bir gösteri icra ediyorlardı. O gün böylece geçip Perşembe günü de tebrikler ile geçti. Cuma günü ise öğleyin Cuma namazını kılmaya gelen halk ile buradaki cami hıncahınç dolmuştu.

İşte mübarek günlerimiz burada bu şekilde geçip gitti. Herkes geçen bayramdaki gibi birbirine hiçbir senenin Kurban Bayramı’nı böyle şaşalı bir şekilde geçirmediklerini söylüyorlardı. Gerçekten başarılarımız bura İslam âleminde de büyük bir tesirde bulunduğunu hakikaten anladım.

Habesiştan: Addis Ababa, 2 Ağustos 23


[1] Burada, Türk Başkonsolosu Mazhar Beyefendi’nin birkaç sene önce vefatıyla Türkiye vatandaşlarının hakları epey sarsılmıştır. Vekâlet suretiyle idare edilen konsolosluğumuz hiç tanınmıyor. Bundan dolayı devletin bütün vatandaşları ve buranın bütün Müslümanları adına Ankara Dışişleri Bakanlığı’ndan bir an önce tarafımıza bir konsolos gönderilmesini önemle rica ediyoruz. Vatandaşlarımız bir sefalet içinde yaşıyor.

[2] Elçilik veya konsolosluklarda koruma memuru durumundaki özel kıyafetli kimse.