O, dergicileri destekleyen bir dergiciydi. Pek çok dergici, onun verdiği destekten, yol göstericiliğinden ve teşvik edici yaklaşımından söz eder.
2009 yılında başlatılan Dergi Günleri’nin de daima destekçisi oldu. Bu etkinliklerde onun geleneklerinden biri, mendil kapmaca oyunundan esinlenerek kurguladığı dergi kapmaca oyunu idi. Ebe olur, dergiyi eliyle tutar; dergi meraklıları da onu kapmak için oyuna katılırdı.
Erol ERDOĞAN

Mevlâna İdris Zengin, çok yönlü, çok renkli ve üretken bir dostumuzdu. Şairdi; güçlü ve özgün şiirler kaleme aldı. Masal yazarıydı; masalı, geçmişte kalmış bir anlatı olmaktan çıkarıp yaşayan ve sürekli yeniden üretilen bir edebiyat alanına dönüştüren çağdaş yazarlar arasında yer aldı. Duvar yazarıydı; şaşırtıcı cümleleriyle duvarları birer defter ve kitaba çevirdi. Deneme yazarıydı; denemeleri şiir kıvamında metinlerdi. Ayrıca siyer yazdı, anayasa kaleme aldı. Onun şairliğini ve yazarlığını taçlandıran önemli yönlerinden biri ise dergiciliğiydi.
“Mevlâna İdris’in Dergileri ve Dergicilik Anlayışı” başlıklı yazım, Kurşunlu Fikir ve Sanat Dergisi’nin Yaz 2023 sayısında yayımlanmıştı. Bu yazıda ise onun dergileri arasında önemli bir yerde duran ÇETO’ya odaklanacağım.
MEVLÂNA İDRİS’İN DERGİLERİ VE DERGİCİLİK ANLAYIŞI
Mevlâna İdris Zengin, pek çok dergide yazar ve şair olarak yer almış, bazı dergilerin yayın kurullarında görev almış, danışmanlık yapmış; kimi dergilerin ise kurucu kadrosunda bulunmuş, ayrıca bizzat dergi çıkarmıştır.
İslamcı Dergiler Projesi (İDP) kayıtlarına göre, Mevlâna İdris’in yazılarının yer aldığı dergilerden bazıları şunlar: Dergâh, Diriliş, Gerçek Hayat, Gülçocuk, İkindi Yazıları, İmza, Kaşgar, Kayıtlar, Kırağı, Kitap Postası, Kur’ani Hayat, Mavikuş, Yolcu. İDP kayıtları dışında ise Albatros, Geniş Zamanlar, ÇETO, MinikaÇocuk ve MinikaGo dergileri de, çalışmalarının yayımlandığı dergiler arasında sayılabilir.
Dergiler, Mevlâna İdris ile tanışmanın ve yoldaş olmanın önemli vesilelerindendir. Ben de onunla Mavikuş dergisinin hazırlık sürecinde tanıştım. Ferman Karaçam ise Haber7’de 2022 yılında yayımlanan bir söyleşide anlattığına göre, Mevlâna ile Gülçocuk dergisini çıkarırken tanışmış.
Tanışmamı kısaca anlatayım. Yeni Dünya dergisini çıkardığımız 1990’lı yıllarda, aynı bünyede bir çocuk dergisi ve bir edebiyat dergisi yayımlamaya karar vermiştik. Mustafa Ruhi Şirin, Mevlâna İdris ile tanışmamı önerdi. Önce Mevlâna İdris’le, ardından kardeşi Salih ile tanıştım. Dergi yayımlandığı sürece Mevlâna İdris dergi ekibimizde yer aldı. Mavikuş okurları onu çok sevdi. Ahvah Baba, Korku Dükkânı, Hayal Dükkânı, Ayniyle Vâki gibi çalışmaları da büyük ölçüde Mavikuş’ta şekillendi.
Mevlâna İdris, Turkuvaz Medya bünyesinde Ocak 2017’de yayımlanmaya başlayan MinikaGO ve MinikaÇOCUK dergilerinin de yazarları arasındaydı. Dergilerin ilk sayısından itibaren içerik üretimine katkı sundu ve pek çok metni bu yayınlarda yer aldı.
O, dergicileri destekleyen bir dergiciydi. Pek çok dergici, onun verdiği destekten, yol göstericiliğinden ve teşvik edici yaklaşımından söz eder.
2009 yılında başlatılan Dergi Günleri’nin de daima destekçisi oldu. Bu etkinliklerde onun geleneklerinden biri, mendil kapmaca oyunundan esinlenerek kurguladığı dergi kapmaca oyunu idi. Ebe olur, dergiyi eliyle tutar; dergi meraklıları da onu kapmak için oyuna katılırdı.
Bir kadirşinaslık örneği olarak Dünya Dergiler Birliği (DERGİBİR), 2022 yılında düzenlenen 13. Uluslararası Dergi Günleri’ni Mevlâna İdris Zengin anısına gerçekleştirdi.
MEVLÂNA İDRİS’İN ÇETO’SU
Mevlâna İdris Zengin, ÇETO’yu “yanlışlıkla büyüyenlerin dergisi” olarak tanımlıyordu. Derginin sloganı ise “Aklın varsa büyüme!” idi. ÇETO, kendisini “çocuk edebiyatı” alanında konumlandırmıştı. Mevlâna İdris, derginin birinci sayı resepsiyonunda yaptığı açıklamada ÇETO dergisini “çocuk edebiyatı kültürünü mihenk noktası kabul ederek teori ve pratiği cem eden” bir yayın olarak tarif etmişti.
Derginin ilk sayısı Ocak 2018’de, son sayısı ise Kasım 2020’de yayımlandı; ikişer aylık periyotta, toplamda on sekiz sayısı okurla buluştu.
Aişe Hümeyra Bulovalı imzasıyla 25 Ocak 2018 tarihinde Anadolu Ajansı’nda yayımlanan haberde Mevlâna İdris, ÇETO’yu şu sözlerle anlatıyordu: “Dergide akademisyenler, Türk edebiyatının üstatları ve çeviri alanında çok yetkin isimler var. 70’ten fazla yazar, çizer, akademisyen ve fotoğrafçı dergimizde yer aldı. İlk defa yazı hayatına adım atanlar, liseli yazarlarımız var; hatta ilkokul çağındaki yazar ve çizerlerimiz de bulunuyor.”
Onun ifadesiyle ÇETO; yetmiş yaşındaki bir yazar ile beş yaşındaki bir çizerin aynı zeminde buluştuğu, kuşaklar arası etkileşimin sağlandığı çok yönlü bir iletişim alanıydı. Bu yönüyle dergi, farklı yaş ve tecrübe katmanlarını bir araya getiren özgün bir platform niteliği taşıyordu. Benim de ÇETO’da yedi yazım yayımlandı.
ÇETO’nun okuyucuya ulaşmasında Kamuran Güneri’nin önemli katkısı vardı. Kendisine “ÇETO neden çıktı?” diye sorduğumda Güneri şu cevabı vermişti: “Mevlâna, dünyada olup biten kötü şeyler karşısında bir şey yapamamak, bir şeyler söyleyememek onu üzüyordu. ‘Bir şeyler yapalım’ dedi. Sonra birden ÇETO çıktı.”
Bu yaklaşımı, Merve Yılmaz Oruç’un “Dijital çağın yeni nesil dergileri” başlığıyla 6 Mayıs 2018 tarihli Star gazetesinde yayımlanan haber dosyasında da görmek mümkün. Mevlâna İdris burada şöyle diyor: “Üzerimize doğru hızla bir cismin yaklaştığı bu karmaşık çağda, şu an çocuk dergileri çıkarabiliyoruz. Dergiye olan ilgiden memnunuz.” Aynı haberde, dergide, çocuk coğrafyasından mimariye, felsefeden müziğe, resim okumalarından çocuk sosyolojisine kadar pek çok alana yer verildiğini ifade eder. Bu sözler, ÇETO’nun amacını ve mahiyetini daha iyi kavramamızı sağlar.
Onun neden sürekli dergilerle meşgul olduğunu ve yeni dergiler çıkarmak için dijital çağda da ısrarla çaba gösterdiğini anlamak için “Dergilerdeki Türkiye” başlıklı, 30 Nisan 2009 tarihli Karar gazetesinde yayımlanan yazısındaki şu değerlendirmeye bakmak yeterlidir: “Dijital varoluş çağında dergiler de kendi payına düşeni aldı. Ama Türkiye dergiciliği başka. Oturmuş çizgisini koruyan ve konvansiyonel bir ruh taşıyan dergiler yanında ‘devrimci’, ‘pastoral’, ‘düşünsel’, ‘zıpçıktı’, ‘sanatsal’ ya da ‘kaotik’ içerikli yüzlerce dergi çıkmaya devam ediyor.”

ÇETO’NUN İLK SAYISI ve KÜNYESİ
Dergilerin ilk sayıları önemlidir. Dergilerin ilk sayılarını koleksiyon hâline getirenlerde de zaman zaman rastlıyorum. Onlardan biri de Ahmet Kot ağabey. Kendisine, Dilburan dergisinin ikinci sayısını takdim ettiğimde, “Bunun ilk sayısı da lazım bana” demişti. Dergilerin ilk sayılarının koleksiyoncusu olmak, gerçekten kıymetli bir uğraşı.
ÇETO’nun ilk sayısının arka kapağında, Nuri Pakdil’in portre bir fotoğrafı, “Okumadığın gün karanlıktasın” cümlesiyle birlikte yer almaktadır. Ön kapakta ise dergi logosunun sol yanında, dikey biçimde konumlandırılmış “İki aylık dergi” ibaresi dikkat çeker; hemen yanında ise fiyat bilgisini veren “20 TL” ifadesi bulunmaktadır. Logonun alt kısmında “Çocuk Edebiyatı Tercüme Ofisi” açıklaması yer alırken, ÇETO kelimesinin “O” harfinin içinde, elinde “Aklın varsa büyüme” yazılı bir döviz taşıyan çocuk figürü öne çıkmaktadır. Kapağın sağ alt köşesinde, mühür formunda tasarlanmış “Ocak 2018 – Sayı 1” ibaresi yer almakta; bu ibarenin altında ise büyük harflerle ve alt alta üç satır hâlinde dizilmiş “ÇOCUKLAR / KELİMELER / ŞEYLER…” kelimeleri bulunmaktadır.
Ön kapaktaki fotoğraf çok dikkat çekici. Duvara asılı büyük bir çerçevenin içinde, sade ve mütevazı kıyafetler giymiş iki küçük çocuk var. Çocuklardan biri diğerini kolundan tutmuş ve elindeki telefonla selfie çekiyor. Bulundukları mekân, yoksulluğu çağrıştıran bir atmosfer taşıyor; perde ve duvar dokusu da bu hissi güçlendiriyor. Duvarın alt kısmında ise el ele tutuşmuş iki çocuğun siluetini görüyoruz. Bu gölgeler, çerçevenin içindeki çocukların yansıması gibi. Bir yanda modern dünyanın simgesi olan telefon ve selfie, diğer yanda çocukların saf ilişkisini temsil eden el ele tutuşma. Bunların bir çerçeve içinde sunulması ise hatırayı, temsili ya da bir ideali düşündürüyor.
Derginin künyesine baktığımızda; imtiyaz sahibi Mehtap Güneri, genel yayın yönetmeni Mevlâna İdris, sorumlu yazı işleri müdürü Nedim Ali Zengin, yayın koordinatörü Sevil Kuzu olarak görülüyor. Yayın kurulu ise şaşırtıcı bir biçimde “Bazı Müzikler, Bazı Çocuklar, Bazı Ağaçlar, Bazı Irmaklar, Çok Sayıda Adamımlar” gibi isimlerden oluşuyor. Yayın kurulu, tam Mevlâna İdrislik bir neşeye sahip.
Dokuzuncu sayfada yer alan Mevlâna İdris imzalı sunuş yazısı şu cümleyle başlıyor: “Bismillah. Eskiler ‘güneşin altında yeni bir şey yoktur’ der. Galiba bu kaidenin istisnası yalnızca çocuktur. Çocuğun tahmin edilemeyen bilinç akışı ve dünyanın henüz formatlayamadığı ‘mantık’ sistemi, çocuğu güneşin altında yeni ve biricik olarak algılamamızı mümkün kılar. Sonra biz onu ‘adına toplum dediğimiz yetişkinler cehenneminin’ elemanlarından biri hâline getiririz; orası ayrı.”
Yazı şu cümleyle sona eriyor: “Çocuktan yola çıkıp çocuk için başlayan bu yürüyüşte bizimle birlikte olan bütün çocuk dostlarına selam. İyi ki varsınız!”
İlk sayı toplam 103 sayfa. Dergide Kemal Sayar, Hüsrev Hatemi, Hasan Aycın, Cem Sahir İslâm, Celal Fedai, Hüseyin Kaya, İlknur Alın, Ayşe Beyza Çiçek, Mustafa Demir, M. Ruhi Şirin, Fatma Ş. Süzer, Ramazan Sarısakal, Ayşe Seyyide Kaptaner, Rüveyda Çıraklı, Sedat Sever, İbrahim Kiras ve Ayşe Albayrak gibi isimler yer almaktadır.
İlk sayının son yazısı Gökhan Özcan’a ait. “Uzak” başlıklı yazı “Ne kadar zor yeniden bir çocuk olmak Allah’ım” cümlesiyle başlıyor. Dergideki uzun metinlerden biri A. Sefa Özkaya imzasını taşıyor. “Ay Yüzlü Askerin Ay Yüzlü Ayla’sı” başlıklı yazıda Türk askerinin Kore süreci ele alınmaktadır.
Ayrıca dergide Mevlâna İdris’e ait birden fazla çalışma bulunmaktadır. Bunların bir kısmı metin, bir kısmı ise kısa metinli görsellerden oluşuyor. Nitekim 64’üncü sayfada yer alan bir görselin altında şu ifade yer almaktadır: “Bilmiyorum” demeyi öğretecek öğretmenler aranıyor!
İlk sayıda Hasan Aycın’ın yanı sıra Ersin Şahin, Selçuk Azmanoğlu, Feyzanur Can, Ömer Saruhanoğlu, Dağıstan Çetinkaya ve Murat Aydın’ın da tam sayfa çizgi, karikatür ya da fotoğraf çalışmaları bulunmaktadır.
ÇETO’NUN SON SAYISI
ÇETO’nun ilk sayısı Ocak 2018’de, son sayısı ise Kasım 2020’de yayımlandı. Son sayıda, 17 ve 18’inci sayılar bir arada okurla buluştu. Dergilerde kimi zaman ekonomik gerekçeler, kimi zaman takvim sıkışıklığı, kimi zaman da özel dosya tercihleri nedeniyle sayıların birleştirilmesi olağan bir durumdur.
İlk sayı ile son sayı arasında yaklaşık üç yıllık (35 aylık) bir zaman dilimi bulunuyor. 103 sayfa olarak yayımlanan ilk sayıya karşılık, birleştirilmiş son sayı 336 sayfaya ulaşarak neredeyse üç katlık bir hacim sunuyor. İlk sayının kapağında 20 TL olarak belirtilen fiyatın, son sayıda 50 TL’ye çıktığı görülüyor. Ancak sayfa sayısındaki artış dikkate alındığında, bu artışın bir zamdan ziyade görece bir denge, hatta bir tür iskontolu fiyatlandırma olarak değerlendirilebilir. Benzer bir uygulama sondan bir önceki sayıda da karşımıza çıkıyor: 15 ve 16’ncı sayılar birlikte yayımlanmış ve bu sayı 304 sayfa olarak okura sunulmuş.
Son sayının ön kapağında, dalgaların üzerinde ilerleyen, Nuh’un Gemisi çağrışımı yapan bir gemi var. Ancak burada klasik anlatıdan farklı renkli ve mizahi bir dil hâkim. Geminin üstü ve çevresi, farklı türlerden hayvanlarla dolu. Hayvanların duruşları ciddi değil; abartılı pozlarda, sanki düşecekmiş gibi eğilmiş, birbirine yaslanmış ya da şaşkın bakışlarla çevreyi izliyorlar. Geminin yana eğilmiş gibi görünmesi “her an bir şey olacakmış” duygusunu güçlendiriyor. Kapak, hem klasik bir vakaya gönderme yapıyor hem de onu çocuksu bir hayal gücüyle yeniden yorumluyor.
Derginin son sayısının künyesinde, ilk sayı künyesine göre değişiklikler var. Mesela, sorumlu yazı işleri müdürü ve editör olarak Enes Batman ismi var. Enes Batman 12’nci sayı ile birlikte bu görevi devralmış.
Son sayıda yazı, şiir, çizgi gibi çalışmaları olan isimlerden bazıları şunlar: Sadık Yalsızuçanlar, Esma Ceceli, Ali Sali, Şaban Abak, Mehmet Aycı, Abdülkadir Emeksiz, Görkem Çelebi, Gökhan Akçiçek, Ömer Erdem, Seda Midi, İsmail Erdoğan, Erkam Aslanoğlu, Erol Hızarcı, Rabia Şeyma Savaş, Ferhat Akıl, Zehra Betül, Kübra Karakaya, Hüseyin Akın, Ekrem Ergüder, Ahmet Öz, Züleyha Köse, Erol Göka, Nurbanu İrem Polat, Demet Tunçbilek, Şifa Yaratılmış, Nurbanu İzgi, Görkem Çelebi…
Son sayıda Asım Gültekin’e de özel bir bölüm ayrılmış. Ahmet Altay’ın hazırladığı bölümde, dünyanın farklı ülkelerinden çizerlerin otuz civarında Asım çizgisi yer alıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığının, rahmetli Asım Gültekin adına düzenlediği öykü yarışmasında dereceye giren eserlere de dergide yer verilmiş.
İşte bu harika dergi böyle bir sayı ile okura veda etti. Derginin kurumsal sahibi Karma Kitaplar’ın web sitesinde son sayı ile ilgili yayımlanan açıklamada şu cümleler yer almış:
“ÇETO STOP! Bundan üç yıl önce yayın hayatına başlayan ve 18. sayısını yayınlayan ÇETO’nun yayın hayatı sona erdi. Çocuk bağlamında felsefeden mimariye, edebiyattan resme, tarihten sosyolojiye kadar çok geniş disiplinler arasında dolaşan ÇETO, çocukluk kubbesinde hoş bir sadâ bırakarak okurlarının kalbinde uykuya daldı.”
Son sayının sunuş yazısında da Mevlâna İdris, derginin çıkış ve kapanış serencamını kendisine has üslubuyla anlatıyor. Yazısından bazı cümleleri alıntılayacağım:
“Yola çıkarken aklımda şöyle bir şey vardı: Edebiyatımıza ve yayın dünyamıza birkaç isim kazandırabilmek! Birçok genç arkadaşımdan özellikle yazıp çizmelerini rica ettiğim bu süreçte, yaşı çok küçük arkadaşlarımız da dâhil olmak üzere lütfedip bu çağrımıza ses verdiler. Aynı zamanda birçok dünya dilinden tercümeler de yine genç kardeşlerimizin değerli çabalarıyla okurların karşısına çıktı. Bir çocuk dergisi değildi ÇETO. Çocuk edebiyatı ile ilgilenenler için çıkan bir dergiydi ve birçok yönüyle öncüsü olmayan bir dergiydi. Yeni şeyleri yeni biçimde yapmak/söylemek istedi. Dergimizin yayın süreci içinde patronumuz Kamuran Güneri fedakâr bir tutumla, derginin istenen kalitede çıkması için ne gerekiyorsa yaparak önümüzü açtı. İlk günden itibaren derginin görsel yapısını titiz bir bakışla inşa eden grafiker/ressam dostum Halil Şeker, yayın koordinatörümüz Sevil Kuzu, sonradan bize katılan editörümüz Enes Batman, dostumuz Mustafa Cangir, matbaacı dostlarımız… Çıktığımız günden beri dergimizi takip eden, seven ve bunu da cömertçe bildiren siz değerli okurlarımıza da bin teşekkür. Hayat işte. Hep olduğu gibi geçip gidiyor. Bütün iyilere, güzelliklere, güçsüzlere, çiçeklere ve rüzgâra, yağmura selam. Dünya ne ki; beyaz olan her şey biraz mavi. Allah gül kokularına boğsun sizi.”
DERGİCİLER SENİ SEVİYOR!
Mevlâna İdris 1966 yılında Andırın’da doğdu, 7 Haziran 2022’de vefat etti. Güzel yaşadı, güzel söyledi, sözü ve yazıyı güzelleştirdi. Mevlâna İdris cins bir adamdı; has bir kafaydı.
2023 yılında yayımlanan “Mevlâna İdris’in Dergileri ve Dergicilik Anlayışı” başlıklı yazımı “Güle güle, mekânın cennet olsun azizim. Dergiciler seni sevmeye ve akıllarında tutmaya devam edecek” cümleleriyle bitirmiştim. Dergicilerin onu unutmadığına şahidim. Ne güzel!
