Şiir: Erdal Çakır

Haritamı düşlerimle çizerdim Aliya,
Dümensiz geçerdim karşı yakasına hayallerimin
Savaşlarımı şehit verdiysem, sormam, kanımın kilitlenen pıhtısına
Yaprak düşer, ten sararır, Sarayevo’da ölüm hangi akşamdır
Dünya bir istatistiktir Aliya, sonramızın önüne konulan soru işareti
İşporta şiirler, sırsız aynalar ve yüzlerimizden içimize sürgün yalanlar
Ömür geçiyor, bizse kırıntılarını topluyoruz kesip biçtiğimiz hayatın
Hani ben bir Balkan’lıydım, şehadet parmağını dünyanın gözüne batıran
İnsandım Aliya, imzaladığım anlaşmaların tartışılmaz maddesi
Çünkü inanmıştım, gölgemden daha ağırdım, saçlarım ağarmazdı
İkon ve haç’tan toz düşmezdi mihrabımdaki secde yerine
Ama bir tarafım balçıktı, hamdım, balçığı te’vil ederdim Helenistik önermelerle
Her müslüman insandır neyin öncülüydü çağın mabedinde
Bir şükür eksikliğiydim, ama bilmiyordum, çiğnenmiş lokmada
Çiğnendim hem de ekmeğimin içine katık edilerek çiğnendim
Tartışılmaz ihanetler kopyalandı sonra, gözbebeğime seğirten ağrıya
Karabasan bir rüyadan dökülen çetnik bir tabirdim, inandırıldım
İttihatçı fallar tuttum, remil attım, ebcede sığmıyordum
Kaderime dipnot düşüldüğünde anladım fetihlerimin nasıl işgal edildiğini
Bilmiyor gibi yapıyordum Aliya, çünkü utanıyordum bildiğimden
Sen geldin ve toplayıp münafıklığımızı yüzümüze vurdun
Oysa ne güzel terketmiştik dedelerimizin sakal ağarttığı o demleri
Hayamızı, öfkemizi ve Medine’de keçelere sardığımız tren gürültüsünü
Bir ayetten iktibas edilmiş o yüzün var ya Aliya,
Asrın tablosu gibi yüreğime astığım o hüzünlü çehren
O hilal var ya vahşetin tam ortasına diktiğin
Şimdi bir aşr-ı şerif gibi yankılanan o sesin, Bosna’da, Kosova’da, İşkodra’da
Var ya hani o Sarayevo’nun somun kokan çarşısını sulayan ellerin
Ben o elleri öpüyorum Aliya,
Ve kalbimize diktiğin gülleri.
