“Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti, 15 Ağustos 1913’te dönemin Bayburt Kaymakamı Tunalı Hilmi Bey öncülüğünde, Müftü Mehmet Sait Efendi başkanlığında kurulmuş ecdad yadigârı bir cemiyettir. Bayburt’umuzdan dilencilik özelinde böyle bir cemiyetin kurulması çok kıymetli ve anlamlıdır, Osmanlı’nın son dönemlerinde Kurtuluş Savaşı verdiğimiz yıllarda dilencilik problemini sosyolojik olarak gündemden kaldırmak için ortaya konulan bu kıymetli iradeyi 18 kişilik kurucular kurulunu takdir ediyoruz.”
İNSİCAM

Kıymetli hocam, Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti fikri nasıl ortaya çıkmıştır? Evvela böyle bir ihtiyacın hasıl olduğu ortam, zemin ve şartlar neler olmuştur?
Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti, 15 Ağustos 1913’te dönemin Bayburt Kaymakamı Tunalı Hilmi Bey öncülüğünde, Müftü Mehmet Sait Efendi başkanlığında kurulmuş ecdad yadigârı bir cemiyettir. Bayburt’umuzdan dilencilik özelinde böyle bir cemiyetin kurulması çok kıymetli ve anlamlıdır, Osmanlı’nın son dönemlerinde Kurtuluş Savaşı verdiğimiz yıllarda dilencilik problemini sosyolojik olarak gündemden kaldırmak için ortaya konulan bu kıymetli iradeyi 18 kişilik kurucular kurulunu takdir ediyoruz.
Kısa bir süre aktif bir şekilde çalışan cemiyetin, 1918 yıllarında kapatıldığını biliyoruz. Dilencilik sadece Türkiye’de değil küresel olarak tüm dünyada ciddi bir sorun olarak ciddiyetini muhafaza ediyor. 2010 yılında arkadaşlarımızla birlikte yaptığımız müzakere, mütalaa ve değerlendirmeler sonucunda yeniden kurulması fikri ortaya çıktı. 100 yıl sonra, aynı gün, dernek statüsünde uluslararası çalışma yapacak şekilde tüzüğü güncelleyerek, kurucu Başkan Adil Kacır hocamız yönetiminde 15 Ağustos 2013’te tekrar kurduk.
Bir asır geçmesine rağmen dilencilik probleminin Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’ya kadar insanın olduğu her yerde sorun olmaya devam ettiğini gözlemliyoruz. Evrensel bir problem haline gelen bu soruna çözüm yolları üretmek için Türkiye’nin en küçük ve en güvenli şehri olan Bayburt’umuzda “Dilencisiz Şehir, Dilencisiz Sokaklar” temasıyla çalışıyoruz. Amacımız tarihsel biz nostaljiyi yaşamak veya yaşatmak değil; bizatihi sahada çalışan, proaktif bir anlayışla ulusal ve uluslararası projelerle insani yardım çalışmalarına farklı bir bakış açısı kazandırmaktır.
Hamdolsun, bağışçılarımızdan aldığımız destek ve güvenle birlikte, şehrimiz başta olmak üzere Asya ve Afrika ülkelerinde çok kıymetli çalışmalar yapmaya devam ediyoruz…
Hocam, neden derneği yakın zamanda yeniden kurma ihtiyacı hissettiniz?
Bayburt dâhil Türkiye’mizin birçok şehrinde dilencilik ciddi bir sorun olarak varlığını halen devam ettiriyor. Öncelikle şehrimizde mahalle ve köylerde ekonomik imkânsızlıklardan dolayı dilencilik yapmaya teşebbüs eden veya yapan kişileri tespit ederek, bunlara aylık rutin ödemeler yapıyor ve ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Şehrimizin sokaklarında, caddelerinde, cami ve türbe kapılarında el açan dilencilerin olmasından muzdarip olduğumuz için bu konuya hassasiyetle yöneldik ve neticesini de aldık. Şehrimizde dilencilik yaparak halkımızın dini ve milli duygularını istismar etmek için el açan hiçbir kardeşimiz yoktur. Bayburt’umuz farklı gerekçelerle dışarıya göç veren bir şehir olmasına rağmen, dilencilik konusunda maalesef çevre illerden kısmi zamanlı dilencilik amacıyla göç alan bir şehir konumundadır.
Maddi imkânları yetersiz olan aileleri evlerinde tespit ediyor, her türlü ihtiyaçlarını şehrimizdeki diğer sivil toplum kuruluşları, dernek, vakıf ve cemiyetlerle birlikte koordinasyon içerisinde gidermeye çalışıyoruz. Bayburt bu konuda Türkiye’ye örnek olacak bir uyum, iş birliği ve koordinasyon içerisinde bunu başarmıştır, hiçbir göçmen kardeşimiz sokakta aç ve açıkta kalmamıştır.
Bayburt dışında bu derneğin bir benzeri yahut şubesi var mı? Başka şehirlerde de benzer girişimler oldu mu?
Cemiyetimizin genel merkezi, dün olduğu gibi bugün de Bayburt. Farklı şehirlerden, özellikle Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya gibi Avrupa ülkelerinden temsilcilik talepleri alıyoruz; lakin bu konuda henüz somut bir adım atmadık. Öncelikle şehrimizde ve ülkemizde tam manasıyla kurumsallaşmasını tamamladıktan sonra şube ve temsilcilik konusuna yönelmeyi planlıyoruz. Yurt içi ve yurt dışı dâhil herhangi bir ülke veya şehirde benzer bir yapıda kurulduğuna rastlamadık. Akademik çalışmalar, tebliğ, makale veya bildirilerde; sempozyum veya konferanslarda dilencilik konusunu tüzüğünün ilk maddesi yapmış müstakil bir dernek veya vakıf çalışmasını bugüne kadar görmedik, cemiyetimizin özgün ve bize has bir kurum olduğunu değerlendiriyoruz.

Cemiyete giriş şartları nelerdir? Üyelerin hangi vasıflara sahip olmasını bekliyorsunuz?
Cemiyetimize üye olmanın ön koşulu; insani yardım çalışmalarına gönüllülük esasına göre maddi ve manevi katkı yapmaktır. Yardım talep eden gerçek muhtaçların din, dil, renk, ırk, mezhep veya meşrep gibi hiçbir özel durumuna yoğunlaşmadan insani yardım hizmeti sunmak esastır.
Bu anlayış ve felsefede olan her kardeşimiz cemiyetimize üye olabilir, çalışmalarında görev alabilir, yurtiçi ve yurt dışı organizasyonlarında gönüllü olarak vazife/görev ifa edebilir.
Cemiyetin asli amacı nedir hocam? Bu amaç doğrultusunda kaç kişiye ulaşılmıştır?
Cemiyetimizin, derneğimizin kuruluş amacı; 1913 yılında ilk kuruluş dönemindeki 12 maddeden müteşekkil Nizamname’nin ruhuna uygun bir şekilde çalışarak “Müslüman Dilenmez ve Dilendirilmez” serlevhasını yüreklere kazımaktır.
Ekonomik imkansızlıklardan dolayı dilenciliğe teşebbüs eden veya edecek kardeşlerimize yardımcı olmayı, iaşesini temin edecek bir iş bulmayı, onlara meslek edindirmeyi sadakanın en makbulü ve en kıymetlisi olarak görüyoruz.
Derneğe göre yardıma muhtaç veya güçsüz kişi kimdir ve hangi şartları sağlamalıdır?
Cemiyetimiz, Sosyal İnceleme Birimi’nin saha çalışmaları ve alan taramaları neticesinde tespit ettiği gerçek muhtaçları yönetim kuruluna arz eder. Yapılan değerlendirme sonucunda ailenin ihtiyacı tespit edilir. Sonra kişi eğer sokakta dilencilik yapmaya teşebbüs eden veya teşebbüs etmeyi düşünen bir şahıs ise karşılıklı olarak bir akitleşme yapılır. Yapılan yardımla ailenin genel ihtiyacı karşılanarak, sokaklardan evine çekilmesi sağlanır.
Biz, insanın onur, şeref ve haysiyet sahibi olduğunu düşünüyoruz. Bir Müslümanın vakar sahibi olduğu ilkesinden hareketle, asla dilencilik yapmamasını ve hiçbir insana el açmamasını tavsiye ediyoruz. Dinen zengin sayılan insanların da mahalle veya şehrindeki gerçek muhtaçları bularak sadaka, zekât fitre gibi yardımlarla gözetmesini istiyoruz. Veren el ile alan eli buluşturup hayır köprüleri kurmaya, gönülden gönüle kardeşlik bağları örmeye devam edeceğiz.

Her fakire aynı şekilde mi yardım ediliyordu? Örneğin engeli olanla kasten çalışmayanı ayırıyor muydunuz?
Dün olduğu gibi bugün de emanet teslim etmiş olduğumuz aile fertlerinin kişi sayısını ve ekonomik durumunu dikkate alarak hareket ediyoruz. Öncelikli olarak yetim çocuklar, dezavantajlı aileler, eşinden boşanmış hanımefendiler ve tabii ki engelli kardeşlerimiz, ilk halkada ulaşmayı planladığımız kişi grubunu oluşturuyor.
Yardım alan kardeşlerimizin imkânları düzeldikten sonra, talep etmediklerini farklı ihtiyaç sahibi ailelere yardımların yönlendirilmesi hususunda geri dönüşleri bizler ziyadesiyle memnun ediyor.
Hocam, peki iş bulmada yardımcı olduğunuz kişiler, bulduğunuz işi beğenmeyip tekrar dilenciliğe yönelirse bu konuda ne yapılıyor?
Bağışçılarımızın ve müteberrilerimizin desteğiyle; şehrimizde ve çevre illerde yüzlerce kardeşimizi dilenciliğe teşebbüs etmekten alıkoyduk, hamdolsun. Bizden yardım almasına rağmen sokakta dilencilik yaptığını tespit ettiğimiz ailelerin ödemesini sonlandırırız; çünkü akitleştiğimiz zaman bunu ifade eder ve kayıt altına alırız.
Görünen yoksulların yanında görünmeyen (ihtiyacını dile getirmeyen) yoksullara nasıl ulaşıyordunuz?
Bu soru, derneklerin en zorlandığı konu olsa gerek. Sağlıklı ve güvenilir envanter oluşturma hususunda çok ciddi saha analizlerimiz var. Köylerde ve mahallelerde bilgi aldığımız muhtarlar, cami görevlileri, öğretmenler ve gönüllü saha inceleme uzmanlarımız; sağlıklı verileri toplayarak emanetin gerçek sahibine ulaşması hususunda özenle görevini ifa ediyor.
Eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?
Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti’mizin 113. yılında; ülkemiz başta olmak üzere Asya ve Afrika’da hayır köprüleri kurmaya, yeni yürekler fethetmeye devam edeceğiz.
Göğsümüzde taşıdığımız al bayrağın hangi manayı taşıdığını idrak ediyoruz. Bu şuur ve idrak içerisinde, misyon görevimizi icra ederken Müslüman Türk milletinin emanetlerini; yolumuzu umutla gözleyen, bekleyen mazlum kardeşlerimize teslim etmeye devam edeceğiz.
Çok kıymetli okurlarınızla buluşma ve tanışma fırsatı verdiğiniz için, şahsım ve cemiyetimiz adına çok teşekkür ediyorum.
