Kore Popüler Kültürü, Kimlik ve Gençlik Üzerine Bir Hâl

Burada mevzu bahis Kore olduğu için Kore etkisinden söz etsek de bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Türk gençlerinin Kore’ye olan ilgisinin, Amerika ve Batı kültürüne olan hayranlık ve etkilenme oranının çeyreğine bile yaklaşmadığı hatırda tutulmalıdır. Hayatın her alanında Batılılaşmanın halen bu ülkedeki en büyük trend olduğunu görmemiz gerekir.

Sevde ÖZTÜRK

İbn Haldun Üni. Sosyoloji Doktora Öğrencisi

Kore’ye ayak bastığım 2019 sonbaharında karşılaştığım manzarayı hiç unutmuyorum. Gördüğüm tüm o teknolojik imkânlar, insanların yoğun temposu, yeme içme alışkanlıkları ve kafe kültürü; alışveriş çeşitliliği, modern şehir yaşamı Güney Kore’nin adeta bir cazibe merkezi olduğunu haykırıyordu. Bir yanda tarihi unsurları deneyimleyebileceğiniz, Hanbok adı verilen geleneksel giysileri giyip geleneksel köyleri gezebileceğiniz “egzotik Kore” varken diğer tarafta metropol binaların ve ışıklı gösterilerin arasında, renkli sokaklarında Kore tarzı ürünlere ulaşıp gece hayatına dahil olabileceğiniz “modern Kore” mevcuttu. Bu kadar büyük bir şov dünyası elbette küreselleşecekti. Zira seyahatim boyunca, Kore’ye has olan şatafat unsurlarının nasıl da kolayca küresele taşınabildiğini gördüm.

Aslında Korelilerin toplumsal yaşam biçimi, neden eğlence endüstrisine bu denli sıkı sıkıya bağlı olduklarını açıklıyor. Örneğin, Korelilerin karaoke, dans, sahne şovları ve müziğe düşkünlüğünün arka planında onların rekabetten, iş yoğunluğundan ve günlük stresten geçici de olsa kaçma isteği yatıyor. Bu yüzden devasa şirket binalarının arasında çeşitli eğlence alanları da kendine yer buluyor. Temel gıdaların pahalı olması Korelilerin gelişmiş ekonomiye rağmen asgari yaşam şartlarını bile zorluyor. Üstelik sanılanın aksine iyi bir şirkette iş bulabilmek için sadece kaliteli bir özgeçmişe sahip olmak yetmiyor. Zira toplumsal rekabetin yanında varlıklı bir aile ve iyi bir dış görünüşe de sahip olmak da Kore’nin olmazsa olmazlarından. Bu hızlı ve rekabetçi toplumun içerisinde her yaştan ve cinsiyetten insan yer alıyor. Bu noktada, niçin gösterdikleri televizyon dizilerinin toplumdaki problemlerin aksine mutlu aileleri, romantik (ve olabildiğince sadık) ilişkileri ve sosyal öğrenci profillerini ön olana çıkardığını anlayabiliyoruz. Çünkü en başta hastalıklı bir rekabetin içerisinde olan; toplumsal güven ve sevgi bağlarının yozlaştığı Kore toplumu bu ideallere ihtiyaç duyuyor. Son zamanlarda sinema ve dizi sektöründe de eleştirel yapımların yükselmesi, problemlerin artık saklanamayacak kadar yüzeye çıktığına ve insanların çözüm arayışlarına işaret ediyor. Film ve dizilerde de sistemin acımasızlığı, yarışmacı topluluk, ahlaki dejenerasyon ve problemlere büyük bir eleştiri yöneltiliyor. Yine de Kore popüler kültürü, eğlence vurgusu ile takipçileri için bu acımasız yüzünü gizlemeyi mutlak surette başarıyor. Çünkü kişi, nerede yaşarsa yaşasın modern çağın hastalıklarına kapıldıysa popüler, marjinal ve de eğlenceli olanı sahte ve geçici de olsa tüketmeyi tercih ediyor.

Kore yapımı dizilerin ve pop müzik gruplarının uzun süre gündemde kalmasının en önemli sebebi elbette ki dijital medyanın küresel ölçekte başarılı bir ağ kurmasıyla alakalı. Dijital ağı en aktif kullanan kitle ise gençler. Dijital medya sayesinde her an ve her yerde ulaşılabilir olan Kore popüler kültür ürünleri, twitter, instagram gibi sosyal medya platformlarıyla gündemde kalmayı başarıyor. Bu noktada, bu tüketim unsurlarının hakkında daha önce bilgi sahibi olunmasa da insanların dikkatini çekip gündemde olması hasebiyle birçok kişinin kendilerini araştırıp takip etmeye sevk ediyor. Popüler olan bir dizi, film veya müzik grubunu daha da popüler yapan şeyler ise kimi ülkede o dizi ile ilgili somut ögeleri barındıran konsept kafeler açılması, kozmetik markalarında karakter sembollerinin kullanılması, kıyafetlerde grupların dizi afişlerinin yer alması ve tıpkı Türkiye’nin de tüm dünyaya yumuşak bir güç unsuru olarak ihraç ettiği televizyon dizileri için yapılan okul eşyaları, telefon kılıfları, nevresim takımları gibi tüketim odaklı ürünler satılması yer alıyor.

Bu noktada, Kore kültürünün taşınması ve canlı tutulmasında “fanlık/hayranlık” kültürü büyük rol oynuyor. İnternetteki hayran siteleri ve kendini adamış takipçiler bu ürünlerin tüketim ve tanınmasında oldukça önemli bir yere sahip. Fanatik hayranlar tıpkı bir sanal krallık misali fandom denilen fanatik hayran topluluklarını kurup bu sanal platformlardan bir oyuncu, şarkıcı veya sinema yapımı ile ilgili sonsuz görsel ve bilgi akışı içeren platformlar geliştiriyor. Takibinde oldukları şahıs veya yapımlarla ilgili en güncel bilgiler sayesinde her detaya hakim olabiliyor ve aynı konuda ortak düşüncelere sahip arkadaşlar edinebiliyorlar. Tabii bunun aksi de mümkün. “Anti” yani “karşıt” diye adlandırılan nefret grupları da bu oluşturulan dijital dünyanın bir gerçeği. Mesele ise her birinin savundukları ve beğendikleri nesneler uğruna ter dökmeyi ve zaman harcamayı göze almış olmaları.

Hayranlar günlük yaşam biçimi, giyinme tarzı, saçı, makyajı, oda duvarlarını dahi hayran oldukları kişi, yapım veya müzik grubuna göre düzenleyebiliyor. Bunu Türkiye’deki futbol takımının fanatik taraftarlarının tüketim alışkanlıklarına benzetebiliriz. Esasında müzik grupları arasındaki ödül, popülarite ve hatta “zenginlik” yarışına bakılırsa benzetmenin de ötesinde bu durumun bir çeşit spor müsabakası tadı verdiğini açıkça görebiliriz. Diğer taraftan, dizi-film oyuncularının veya müzik gruplarının kendilerine ait sosyal medya hesapları da aktif bir şekilde yönetiliyor. Koreli ve yabancı yayın-yapım, reklam ve eğlence endüstrisi şirketleri 24 saat aktif olup tamamen takipçilerin görüşlerine göre politikalar güdüyorlar. Böylelikle, hayranlar, hayranlık duydukları şarkıcı, oyuncu ve dansçılarla günlük yaşamları üzerinden dahi bütünleşecek kadar onların hayatlarına dahil oluyor. Bu da onların kimlik ve aidiyet ortaklıklarını arttırıyor. Günlük yaşamda sevdikleri oyuncu veya şarkıcılara benzemelerine, onları her anlamda taklit etmelerine sebep oluyor.

Kore kültürü hayranlığı sonucunda pek çok Türk genci Korece öğrenme ya da Kore’de eğitim alma gibi kararlar alıyor. Hayranlığın daha ileri boyutunda ise Koreli erkeklerle flört, evlilik veya Kore’de yaşam gibi hadiseler gerçekleşebiliyor. Bu olguyu sosyal medya platformlarında paylaşım yapan Koreli-Türk çiftlerin ortak hesaplarından gözlemleyebilirsiniz. Kore dizilerine ilgisi olan birçok genç kız, Koreli erkeklerle çeşitli ilişkiler yürütüp, bu ilişkiyi sosyal medyada düzenli olarak paylaşıyor. Orta Doğu ve Latin Amerika ülkelerindeki Türk dizilerinin bıraktığı etkiyle, burada yaşayan kadınların Türk erkekleriyle arkadaşlık veya evlenme niyeti için Türkiye’ye gelmesi ile benzer bir durum. Ancak farklı olarak Kore ilgisi, bireylerde zaman zaman Koreli olmayan lakin Asya tipi erkeğe/kadına dahi ilgi göstermelerine sebep olabiliyor. Ait olduğu toplumun kültürel kodları dışında farklı küresel kültürlere sık sık maruz kalan genç insanlar muhakkak bu kültürden etkileniyor. Bu kültüre ilişkin dil, yeme-içme alışkanlıkları, kıyafet ve dahi din bile taklit edilirken kendi kimliklerinden uzak düşüp bambaşka kimliklere bürünebiliyorlar.

Burada mevzu bahis Kore olduğu için Kore etkisinden söz etsek de bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Türk gençlerinin Kore’ye olan ilgisinin, Amerika ve Batı kültürüne olan hayranlık ve etkilenme oranının çeyreğine bile yaklaşmadığı hatırda tutulmalıdır. Hayatın her alanında Batılılaşmanın halen bu ülkedeki en büyük trend olduğunu görmemiz gerekir. Medyanın daha çok agresif bir yaklaşımla incelemeye aldığı Kore kültürü değil dünyanın, Asya Pasifik ülkelerinin bile ne şimdi ne de gelecekte hegemon olarak göremeyeceği bir kültürdür. Koreli müzik grupları her ne kadar dans ediyorsa 70’lerden beri etkisi altında olduğumuz Amerika kültürü de o kadar dans ediyor. Sokakta karşılaştığımız gençlere sorduğumuzda halen Batı rüyası taşıdıkları ve pek çok unsuru Batılı unsurlar ve ideolojiler aracılığıyla benimsedikleri anlaşılabilir. Son zamanlarda yurt dışına göç etme açıklamaları yapılan ülkelerde hâlâ ilk sırada Batı ülkeleri ve Amerika yer almakta. Bu noktada mesele sadece bir kültürü sevme veya hayran olmanın ötesine taşınıyor. Nasıl ki beğeniler alışkanlıklara dönüşüyorsa alışkanlıklar da kimliğimizin bir parçası haline geliyor. Bir kültürün getirdiği her şeyi ölçüp biçmeden izlemek, dinlemek, takip etmek ve benimsemek diğer her noktada bize zarar getireceği gibi bu hususta da getiriyor.

Güney Kore’den de Amerika’dan da alınsa toplumsal ahlaka ve hakikate tezat normların normalleşmesi hatta karizmatik bir unsur olarak sunulması kabul edilemez bir durum. Bütün bunları desteklerken, izlerken veya dinlerken sorgulamak gerekiyor. Hayranlığımızın; hayatımızın, kimlik ve kişiliğimizin, değerlerimizin önüne geçmemesi gereken bir unsur olduğunu gözetmek, biz gençlerin güçlü yanı.

Eğlence metaları ile aramıza bir sınır çizmeyi bilmek bizleri bu tehlikelerden koruyacaktır.  Hayranlığın ileri boyutu çeşitli tehlikeleri ortaya çıkarıyor. Bunların başında, Koreli arkadaş bulma istediği ile kandırılma ve yanlış düşüncelere kapılma geliyor. Herhangi bir Koreli şahıs ile arkadaşlık kurmak için çeşitli uygulamaları kullanan genç insanlar kolaylıkla kandırılabiliyor. Bunların arasında gayri ahlaki içeriklere maruz kalan veya flört/evlilik vaadiyle Güney Kore’de ortada bırakılanlar dahi mevcut.

Burada anlattıklarımdan özetle şu üç soruyu sormak istiyorum:

  1. Kore pop kültürünün bize sunduğu gösteri dünyası, aslında diğer popüler kültürler gibi bir tür illüzyona işaret ediyor. Dizilerde sunulan mutlu aile, ideal eş ve yakın arkadaşlıklar ne yazık ki gerçekleri yansıtmıyor. Modern Kore toplum yapısı incelendiğinde evlilik oranlarındaki ciddi azalma ve boşanma oranlarının artış, okullardaki akran zorbalığı,  bazı problemleri gözler önüne seriyor. Peki, bu sıkıntılar sadece Kore’ye mi has? Bugün toplumsal hayat, zihin ve düşünce dünyamızda yaşadığımız kırılmalar, gençliğin gösteri dünyasına sürüklenmesinde etkili olmuş olabilir mi?
  • Pop kültürü, tıpkı diğer popüler endüstrilerinde olduğu gibi Güney Kore’de de gündelik hayattaki sıkıntıların anlatılmasında ve atlatılmasında bir araç olarak kullanılıyor. Zira bu eğlenceye hem Kore toplumunun hem de tüm dünyanın ihtiyacı varmış gibi görünüyor. Gündelik hayatımızı kuşatan popüler kültür, kimlik ve aidiyetimizi deforme ediyor. Özellikle de kendini inşa sürecinde olan genç bireylerin bugünü oluşturan algılarının popüler olan değil hakikate referansla şekillendirmeye gayret etmeleri gerekiyor. Öyleyse bizlerin içinden geçmiş oldukları sıkıntıları atlatmada gençlere, sığınacak bir liman veya referans çıkış noktası sağlamamız gerekmez mi?
  • Amerikan ve Batı hegemonyası dışında Doğulu bir alternatif görmek pek çoğumuzu memnun ediyor. Bu yüzden, Kore dizilerindeki kültürel unsurlar Batı’ya nispeten bizlere daha yakın geliyordu. Söz gelimi, romantizmin daha az müstehcen bir şekilde sunulması gibi. Bu yüzden Kore sinema ve dizi sektörünü tıpkı Bollywood gibi, Hollywood dışında bir alternatif olması ile öne çıkarmıştı. Ancak, son zamanlarda Netflix ile ortak yapımlar neticesinde Kore yapımı dizilerin yerini Kore-Amerikan ortak yapımları aldı. Bu dizilerin içerikleri ise ilk baştakiler kadar masum görünmüyor. 2021 yılında yayınlanan Squid Game belki de bunun en dikkat çekici örneklerinden biri idi. Google Trend’in 2021 yılı verilerine göre, Türkiye’de 2021 yılı internet aramalarında Squid Game diğer Türk dizlerini sollayarak en çok aranan dizi olmuştur.[1] Bu durumda, dijital herhangi bir ağa bağlama eşiğine gelmeden önce farklı tüketim alternatifleri arayan gençlerimizi yakalamak; buhran, şehvet, şüphe ve isyanla belirsizleşen zihniyetlerin önüne hakikat kalkanı koymak gerekmez mi?

Bu üç soru belki de farklı konularda daha önce dillendirilmiştir. Ancak, Kore popüler kültürü de en nihayetinde diğer popüler kültürler gibi kitle üretimi yapan pazarı ve bu pazarın üreticilerini besleyen alt kültürlerden biridir. Sonuç olarak, söz konusu kültür tek başına bir eleştiri kaynağı yapılarak ve kötülenerek bizleri oyalamaktan öteye gitmeyecek görünmektedir. Mesele, bu kültür endüstrilerini bina edenlere ve idrakimize kast edenlere karşı, gerçekçi stratejiler geliştirecek uyanıklığa ve mücadele ruhuna sahip olmaktır.


[1] Google Trends,” Squid Game”, 29.03.2022.  https://trends.google.com.tr/trends/explore?date=2021-01-01%202021-12-31&q=Squid%20Game&geo=TR