“Müzik, kişinin olumsuz ruh halinden arınmasını sağlayacak şekilde kullanıldığı zaman bir kalkan görevi görüyor aslında. Depresyondaki asıl durum, bir kayıptır. Müzik, kişide kaybolan obje ne ise onun yerini dolduran bir araç olarak da görülebilir. Farabi’nin öğretilerine baktığımızda, insan psikolojisine üç tür müziğin etki ettiğini görüyoruz; sevimli, hiddetli, hayali şeklinde. Müzik, kişinin emosyonel çeşitliliğini gösterir. İnsan vücudunun içinde de bir müzik sistemi var, o yüzden müzik ruhun duygusal dilidir.”
Betül Rana Uludoğan ile müzik hakkında merak edilenleri konuştuk.
İstifadenize.
İNSİCAM

- Kıymetli hocam, kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz?
Elbette. Erzincan’da doğdum, büyüdüm, üniversiteye kadar eğitim öğretim hayatıma orada devam ettim. 2012 yılında Üsküdar Üniversitesi’ni kazanıp İstanbul’a yerleştim. O zamandan beri Üsküdar’da yaşıyorum. Hem felsefe hem psikoloji alanlarında lisans eğitimi gördüm. Uygulamalı Psikoloji alanında yüksek lisansımı tamamlarken almış olduğum çeşitli eğitimlerle saha deneyimlerine girmeye başladım. 2018’den beri aktif olarak çeşitli seminerler ve bireysel danışmanlık hizmeti vermekteyim.
- “Ney’de Depresyonun İyileştirici Makamı” adlı bir akademik çalışmanız mevcut. Hâlihazırda kitap halinde raflarda bulunuyor. Bu çalışma nasıl ortaya çıktı? Neden “ney”?
Anadolu’dan İstanbul’a gelmiş ve buranın derya deniz bereketinden nasibini almak isteyen her meraklı gibi ben de İstanbul’dan edineceğim verim için yollara düştüm. Lisans eğitimiyle birlikte aynı zamanda farklı alanlarda birçok kursa giderek kendimi keşfetmeye çalıştım. Kendimi en iyi ifade etme şekillerinden birinin müzik olduğunu fark ettim. Lisedeyken ilgi duyduğum ney enstrümanına kulak verdim; Üsküdar’da bunun için en iyi ortamı sunmuştu zaten. Neyi üfledikçe bir yandan hem sabır sınavlarına tabi tutuldum hem de içimde bir yere ılık bir şekilde temas ettiğini hissettim. O andan sonra istesem de bırakamadım. Neyle yaptığım nefes egzersizleriyle astım rahatsızlığından özgürleştim. Bu şifa dolu etkiyi hatırlatmak ve birçok kişiye daha fazla dokunması açısından yaptığım tez çalışmasıyla katkı sunmak istedim. Pratik olarak hayatımda bir yerlere değdiğini temellendirmek için terapötik etkisini araştırdım, takdir edersiniz ki sağlam kaynaklar çıktı.
- “Müziğin insanı depresyondan koruyan bir kalkan görevi de vardır” diyorsunuz. Müzik, insanı depresyondan nasıl korur?
Müzik, kişinin olumsuz ruh halinden arınmasını sağlayacak şekilde kullanıldığı zaman bir kalkan görevi görüyor aslında. Depresyondaki asıl durum, bir kayıptır. Müzik, kişide kaybolan obje ne ise onun yerini dolduran bir araç olarak da görülebilir. Farabi’nin öğretilerine baktığımızda, insan psikolojisine üç tür müziğin etki ettiğini görüyoruz; sevimli, hiddetli, hayali şeklinde. Müzik, kişinin emosyonel çeşitliliğini gösterir. İnsan vücudunun içinde de bir müzik sistemi var, o yüzden müzik ruhun duygusal dilidir. Müzik, kişinin olumsuz hâl ve hareketlerini düzenlemede, ona daha iyi bir davranış şekli kazandırmada ve ruhsal anlamda sağlıklı bir denge kurmada etken rol oynar.

- Bilhassa psikoterapide müziğin de bir tedavi aracı olarak kullanıldığını biliyoruz. Peki, geleneğimizde müzikle terapi, müziğin iyileştirici yönüne dair ne gibi referanslar var?
Müzik terapi, destekleyici bir yaklaşım içerir. Bu tamamlayıcı olan yönü kendi kültürümüzde de çok eskilere dayanmaktadır. Özellikle Osmanlı dönemindeki şifahanelerde musikiye yönelik verilen önem günümüze ışık tutuyor. Hem Antik medeniyetlerden hem de İslam coğrafyasından aldığı öğretileri harmanlayan atalarımız, aslında en iyi referansımız oluyor. Gevrekzade Hafız Hasan Efendi, müziği tıp ve astronomi ile birlikte ele alarak şifa metodunu sunuyor, yine Farabi ve İbn Sînâ’da da musikinin makamlarla olan şifası ele alınarak bir tedavi yöntemi gelenek olarak bırakılıyor.
- Hocam, çalışmalarınızda “ney” makamlarının her birinin farklı etkilerinden bahsediyorsunuz. Bu makamların ortaya çıkmasında bilhassa psikolojik-biyolojik faktörler etkili olmuş mudur?
Belli noktalardan başlayıp belli istikametlerde gezinerek ortaya çıkan ezgi kalıbıdır; makam. Farabi, Antik Yunan öğretilerinden kendi kültürüne uyarlamış ve nitekim bize kadar ulaşmıştır. 12 makamı 12 burçla, 7 sesi 7 yıldızla ve 24 şubeyi de 24 saatle ilişkilendirmiştir. Makamlar, matematik ve astronomi öğretileriyle oluşmuş, inişli çıkışlı seyir göstermelerine göre insan ruhuna olumlu veya olumsuz etki etmesi gözlemlenmiştir. Çıkıcı seyir gösteren yani hareketli bir parça dinleyen kişide otomatik davranış olarak ayağıyla ritim tutma eylemini gözlemleyebiliriz.
- Son olarak, günümüzde “üretilen” endüstriyel müziği de göz önüne alarak, ruhunu teskin etmek isteyen ve müziği de bir şifa olarak gören okurlarımıza neler tavsiye edersiniz?
Bir müzik terapi uygulayıcısı olarak çok farklı dinleme repertuarına sahibim. Bildiğiniz üzere çok farklı müzik türleri var, ruh sağlığı açısından kime, hangisi daha iyi gelir onu bireysel olarak ele almak gerekiyor. Makamların şifasına inandığım için kendi gündemimde harekete geçeceğim zaman hicaz makamında olan bir parça dinlemiyorum mesela. Müzik seçiminde kartelanın geniş bir şekilde tutulması gerektiğini düşünüyorum. Bazen hiç dinlemediğimiz bir tür müziğin bize dokunarak iyi hissettirdiğine şahit olabiliriz, kendimizi sınırlamamak lazım.
